24- ACI GERÇEKLER
Yazar: Ümran TAN

Cem Adrian Sezgin Alkan Hüküm Emre Aydın Fırtınam Uzun zamandır hiç uyumadığım kadar güzel uyuduğum bir gecenin sabahına gözlerimi açtığımda bir an yaşadığım tüm kötü şeyleri unutmuştum. Sanki ayrılmadığımız günlerden birindeydim. Kadir'e doğru dönüp baktığımda beni izleyen güzel gözleriyle karşılaştım. Gülümseyerek "Günaydın," dedim ve kollarına sokuldum. Her şey eskisi gibiydi, ben yine ait olduğum yerdeydim. Bir insanın kolları yuva olur muydu? Onun kolları yuvam kalbi saklı cennetimdi. Fakat bu durum sadece birkaç saniye sürdü çünkü aramızda uyuması gereken kızımı hatırladım. Telaşla örtüyü kaldırıp "Ceren?" diye soludum. "O nerede? Aramızda mı ezildi yoksa?" Kadir uyku sersemi yüzünden saçmalayan hallerime kısık sesle gülerken kolumdan tutup beni kendine doğru çekti tekrar. "Sakin ol, erkenden uyanıp odasına oyuncaklarıyla oynamaya gitti. Sonra da yatağına girip uyudu." "Saat kaç?" Gözlerini kapatıp daha sıkı sarıldı. "On buçuk." İlaçların etkisinde olmadan belki de ilk defa bu kadar geç saatlere kadar yumuştum. O kadar rahat uyumuştum ki gece bir kere bile uyanmamıştım. Bunu sağlayan elbette ki yanı başımda olan adamdı. Ona duyduğum güven huzurla uyumamı sağlamıştı. Şimdi bile hiçbir şey yaşanmamış gibi kollarını bana sarmış beni göğsünde uyutuyordu. Ona ne kadar çok ihtiyacım olduğunu biliyordu. Ben de sessiz kalarak ruhuma şifa olan o kolların tadını çıkardım. Yıllar sonra evimdeydim, nihayet. Kadir burnunun ucunu yavaşça boynuma doğru sürttü. "Sabahları bu kadar güzel olman adil değil." Tenim anında diken diken olurken ürperdim. Bana her zaman en güzel hallerimin sabahın ilk ışıklarında olduğunu söylerdi. "Uykudan şişen gözlerimle mi?" Burnunun ucunu gezdirdiği yerlerde şimdi dudaklarını yerleştirmişti. Tenime ufak ama fazlasıyla yakıcı bir öpücük bıraktıktan sonra kalınlaşan sesiyle cevap verdi. "En çok gözlerinle..." En çok gözlerimi severdi. Gözlerim kapandığında öpücükleri kulağıma doğru tırmandı. "Gülfem... Gülfem'im..." diye fısıldadı. "Çok özledim be güzelim." O an tutamadım kendimi. "Ben de seni çok özledim Kadir," diye itiraf ettim kısık sesimle. Yüzünü boynuma gömdü. "Biliyorum, yemin ederim biliyorum," dedi yavaşça. "Gözlerine baktığım her an görüyorum... Yaşadığın acıları, bize olan hasretini, hiç bitmeyen sevgini..." Kadir hep böyleydi. Gözümün içine bakar neden üzüldüğümü anlardı. Ya da neyden mutlu olduğumu... "Yeter değil mi kendine yaşattığın bu eziyet? Anlat ortak olayım sana." "Yıkılırsın," diye sızlandım. "Zaten yıkmışım ben seni, daha fazla yapmayayım bunu." "Senden gelen başım üstüne." Başımı iki yana doğru salladım. "Göz göre göre bu sana yapamam, istemem benden." "Anlatmayacak mısın?" "Hayır, eğer kabul ediyorsan et beni böyle. Tekrar al hayatına ama neden gittiğimi ve siz olmadan neler yaşadığımı sorma. Anlatmayacağım." Yapamazdım, anlamalıydı bunu. Kollarının arasından ona doğru döndüm ve gözlerinin içine baktım. "Sana bunu yapmayacağım," dedim kararlı bir sesle. Ardından elimi ensesine yerleştirdim ve onu kendime doğru çektim. Mahkeme celbini yırtıp atan ve her defasında benden boşanmayı reddeden kocamı öpmeye başladım. Benden hiç vazgeçmeyen kocam... Dudakları aralandığında dilim araya girdi. Onu kendime doğru çekerken aramızda yatan ve evlendiğimizden beri hiç kaybetmediğimiz o tutku yeşerdi. Onu istedim. Onu o kadar çok istedim ki... Eski günlerdeki gibi bana dokunsun, beni istesin ve hiç ayrılmamışız gibi beraber olalım istedim. "Seni istiyorum," diye itiraf ettim boğuk sesimle. Önce yavaş başlayan öpücük, aramızdaki çekim sayesinde gittikçe kuvvetlenirken aralık olan dudaklarımın içine sızan dili tüm bedenimi titretti. Ellerim yumuşacık olan sık, siyah saçlarının arasına daldığında öpüşü derinleşti. Damağıma yayılan tadı, yakınlığının verdiği etki, tenime yaydığı elektrik öyle fazla, öyle yoğundu ki dengemi altüst ediyordu. Ondan ve bu andan başka her şey siliniyordu. Onda kendimi kaybetmeyi o kadar çok özlemiştim ki yüreğim sızlıyordu. Alnı alnıma yaslanırken "Emin misin?" diye sordu.…