18- AŞK VE ZEHİR
Yazar: Ümran TAN

Mabel Matiz Kara Dantelli Gençliğimize 6 Yıl Sonra Kocaeli Gitmek mi zor kalmak mı? Kalana zorsa eğer gidene ölümdü. Zaman, hepimizi kandıran usta bir sihirbazdı. Zaman, içinde binbir sırrı saklayan sihirli bir kutuydu aynı zamanda. Yıllar geçmişti... yıllar o kadar hızlı geçmişti ki... Hepimiz ona birer birer yakalanmıştık. Şimdi dönüp baktığımda ne çok şey olmuştu. Evliliğimin üstünden 6 gidişimin üstünden tam 3 yıl geçmişti. Üç yıl... Dile kolay üç yıl.. Sevdiğim herkesi arkamda bırakıp onları görmeyeli bir kucak dolusu gün... Başımı geriye atıp büyüdüğüm eve baktım. Daha dün gibiydi Kadir'in gelip beni bu evden aldığı anılar. Ama dün değil yıllar önceydi. Bu süreçte o kadar şey değişmişti ki... Düşünmek bile ruhumu amansız bir acımın koynunda boğuyordu. Annem kapıyı açınca gözlerim onu buldu. Artık yüzündeki kırışıklıklar daha belirgindi. Vücudu iyice zayıflamıştı ama yine de çok güzeldi. Yorgun bir gülümsemeyle yanıma gelip bir çocuğun vücudunu andıran sıska bedenime sıkı sıkı sarıldı. Beni görmeyeli kısa bir süre olmuştu ama beni bu evde görmeyeli uzun, çok uzun bir zaman olmuştu. Gözlerimi kapatıp kollarımı ona sardım. Annemin kollarındaki huzur aynıydı, kokusu aynıydu ama ben değildim. "Özlemişim güzel kızımı. Hoş geldin." "Daha geçen hafta yanımdaydın." Yaşadığımız şeyler yüzünden beni her görüşünde bir daha görmeyecekmiş gibi sarılırdı. "Olsun, çok özledim yine de." Salona geçtiğimde babam da valizimle bizi takip etti. Beraber koltuğa oturduk, gözlerim evin içinde geziniyordu. Evimizde aynıydı. Keşke ben de aynı kalsaydım. Yıllar sonra tanıdık bir yerde olmak tuhaf hissettiriyordu. Ve mümkünmüş gibi göğsümdeki sızıyı arttırıyordu. "Onunla ilgili..." deyip kısa bir an duraksadım. "Bir gelişme var mı baba?" Babam başını iki yana salladığında gözlüklerini çıkardı. Uçak yolculukları onu yoruyordu ve benim yüzümden üç yıldır buna maruz kalıyordu. "Yok kızım." O diyerek bahsettiğim kişi canımdan çok sevdiğim adamdı. Ama artık adı bile haramdı. Adı bile yasaktı. "Hâlâ hapiste." Kadir geçen haftalarda tutuklanmıştı. Çıkmasını beklemiştim ama bir gelişme olmayınca daha fazla dayanamamıştım. Annesiz kalan kızım bir de babasız kalamazdı. Bu yüzden Amerika'da kurmak zorunda kaldığım yıkık dökük hayatımı bırakıp tekrar kürkçü dükkanına dönmüştüm. Sadece kızım için... Yoksa gelmezdim. Çünkü bir kere gitmiştim hayatlarından, onlara dönen yolları tamamen yitirerek yapmıştım bunu. Giden birinin dönmeye hakkı yoktu. Ardından bir enkaz bıraktığını bile bile dönemezdi, bunu biliyordum. Yaptığım seçimle her şeyi mahvettikten sonra yemin ederim yapmayacaktım bunu. Ama mecbur kalmıştım işte... Çünkü ikimizden de önemli biri vardı ortada. Bu yüzden her şeyi göze alarak dönmüştüm. "Bugün," dediğimde başımı öne eğdim. Artık çenemin altında olan sarı saçlarım yüzüme düştü. "Kızımı görmek istiyorum." Ona bu kadar yakınken canlı canlı görmesem ölürdüm. Yıllardır mahrum kalmıştım ona. Bir kerecik bile canlı görme fırsatım varken bunu bir an önce gerçekleştirmek istiyordum. Sadece fotoğraflarında büyüyüşüne tanık olduğum kızımı görme düşüncesi bile kalbimi yerinden çıkarıyordu. Onun hayaliyle geçirdiğim yıllar sonunda bitmişti. Ona kavuşacaktım. Uzaktan dahi olsa onu görecektim. Bu tarifi olmayan bir mutluluktu. İmkansız diye bildiğim ve direttiğim hayalimin gerçek olmasıydı. "Olur kızım, biraz dinlen çıkalım." İtiraz etmek istiyordum ama yapamadım. Artık eskisi gibi güçlü olmadığım için çok çabuk yoruluyordum. Öyle ki annemin yardımıyla odama çıktım. "Uyu hadi." Burada olmak genç kızlığımı hatırlatıyordu. Hafifçe gülümserken yatağıma uzandım. "Her şey aynı." Hüzünle gülümsedi. "Sana dair hiçbir şeyi değiştirmeye gitmedi elim." Odadan çıktığında tavana baktım, kaç gece boyunca uzun uzun oraya bakmıştım. Kadir'i düşünerek ne kadar çok ağlamıştım. Şimdi hepsi silik ve buruk bir anıydı. O zamanlar çektiğim acılar şimdi tatlı bir hatıraydı. Hayatın öyle acımasız bir yüzüyle tanışmıştım ki geçmişte yaşadıklarım meğer hiçbir şeymiş. Ufacık bir probleml…