15- TEKLİF
Yazar: Ümran TAN

Mazlum Çimen Emre Sertkaya Gel Gönül "Cevap ver bana Gülfem." Yüksek sesi üzerine ufak bir nefes alırken sakin olmak için tüm gücümü harcadım. Babama doğru döndüğümde ellerim titriyordu. "Baba kaç gündür pek iyi değilim," diye itiraf ettim. Yalanların üstünü bazen gerçeklerle örtmek gerekiyordu. "Gece sık sık uyanıyorum ve odam üstüme geliyor." İtirafım üzerine babamın afalladığını yüzünden görebiliyordum. Benden böyle sözler duymayı beklemiyordu. Çünkü konu hislerim olunca içedönük bir insan oluyordum ben. Duygularımı pek belli etmezdim, genelde gülerek bir şeyleri geçiştirirdim. Gerçek hislerimi, gülümsememin arkasına saklardım. "Neden bize söylemedin?" Dikkatle beni incelerken konuşmaya devam ettim. "Bilmiyorum sadece..." Alt dudağımı ağzımın içine yuvarladım. "Nasıl bir durumda olduğumu ben anlatamıyorum ama siz görüyorsunuz, biliyorum." Babam bana doğru bir adım attı. "Gülfem, güzel kızım," deyip başını yana eğdi. "Görüyorum kızım ama ne nedenini biliyorum ne de elimden bir şey geliyor. Korkularım, endişelerim bu yüzden." Uzanıp babamın bana uzattığı elini tuttum. "Babacığım zor bir süreçten geçiyorum bana nedenini sorma, anlatamam şu an zamanı değil." Sesim kısık ve biraz titrekti. Kaybın korkusu sesime yansımıştı. Ben daha önce ailem olmadan adım dahi atmamıştım ama şimdi dilimin ucundan dökülecek birkaç söz, kalbimin içine konan bir adam, onları benden tamamen alabilirdi. Ne o adamdan gitmeye cesaretim vardı ne de ailemden... Bu yüzden susuyordum, suskunluğum ne kadar sürecek bilmiyordum ama şu an konuşmaya hazır değildim şimdi olmazdı. "Beni biraz anla lütfen hazır hissettiğimde ben zaten ilk sana gelirim." Babam yorgun bir nefes aldı ve avucunun içindeki elimi okşadı. "Öyle olsun kızım," dedi yavaşça. "Sen nasıl istersen öyle olsun ama." Bir an duraksadı. "İlk geleceğin kişi ben olmazsam işler değişir." Gülümsemeye çalışarak ona doğru ilerledim ardından parmak uçlarımda yükselip yanağına ufak bir öpücük kondurdu. Bana karşı olan anlayışı içimde ağlama isteği doğuruyordu. "Ben biraz daha uyuyup sonra evden çıkarım, dersim var." Ardından yanından uzaklaşıp titreyen dizlerimle odama gittim. Babamın bakışlarını sırtımda hissetsem de dönüp karşılık vermedim. İnsanın sevdiklerinden bir şeyler gizlemesine ne zormuş meğer. Sanki sırtımda tonlarca yük vardı ve sustuğum her saniye ağırlık artıyordu. Babamın gözlerine bile rahatça bakamıyordum. Göğsümde oluşan sıkışıklığı engellemek için elime oraya bastırdım. Hafifçe ovaladım fakat bir bir yararı olmadı. Babam her şeyi öğrenmeden de düzelmeyecekti biliyordum. Yorgunca iç çekip yatağımın içine girdim. Nedense içimden bir ses, bunların daha iyi günlerim olduğunu söylüyordu. Fakat şu an o sesi dinleyemezdim, tek istediğim uyumaktı. Uyandıktan sonra ise kalbimi kaptırdığım adamı görmekti. Her şeye rağmen... *** Nevra'dan Van Nevra derin bir nefes alırken, nefesini yüzünde hissettiği adama çaktırmadan baktı. Ahmet Akif iyi bir adamdı, yüreği genişti. Nevra onun bu denli korkmuş hatta üzülmüş halini ilk defa görüyordu. Bundandır ki onun tarafından gerçekten önemsendiğini hissetmişti. Şimdi ise güçsüz düşen bedenini kucağında taşıdığı için ona minnettardı. Çünkü bu kadar yakın durduklarında Nevra, bacaklarında derman hissedemez hale geliyordu. Odalarına geçtiklerinde Ahmet Akif onu kibarca yatağa bıraktı. Hareketlerindeki yumuşaklığı Nevra da ağlama isteği doğuruyordu. Kuş gibi bir hafiflik vardı üstünde, üstelik en çok diken üstünde durması gereken zamanda. Nasıl ve neden olduğunu bilmediği bir kazanın ortasında kalmasına rağmen şu an mutluydu. İçini kemiren tek sıkıntı bu eve geldiğinden beri kocası dışında herkes ona, hiç kimse olmuştu, en başta da kaynanası olacak o kadın... Nevra yüzüne kırılgan bir çiçekmiş gibi dikkatle bakan kocasına yumuşak, belki de sevgi dolu bir bakış attı.Düşünceli bir sesle konuşmaya başlayan Ahmet Akif, "Senin de dikkatini çekti mi?" dediğinde sesi sıkıntılıydı. "Şu koca evde senin için endişelenen, geçirdiğin kaza yüzünden üzülen sadece iki kişi var.…