14- SENSİZ OLMAZ
Yazar: Ümran TAN

Mabel Matiz Bir Yaz Benden giderken kalbimi de yanında sürüklediğini anlamam için on saniye geçmesi yetmişken ben bununla iki gündür sınanıyordum. Kalbimde öyle şiddetli bir ağrı vardı ki ne yaparsam yapayım geçmiyordu. Sürekli uyuyordum ve odamdan neredeyse hiç çıkmıyordum. Fakat bu amansız ağrı, rüyalarımda bile benimleydi. Daha önce sınanmadığı bir acıya dayanmaya çalışan toy yüreğim, kırık bir şekilde göğsümün içinde atıyordu. Öyle ki gecelerimde bile o vardı. Gördüğüm rüyalardan ötürü iki gecedir gözlerim yaşlı bir şekilde uyanıyordum. Gördüğüm rüyalar o kadar gerçekçiydi ki yanımda olmadığını görmek çok ağırdı. Gecenin bir yarısı uyanmış öylece yatağımda uzanıyordum. Telefonuma bildirim gelince heyecanla doğrulup komodinin üstünden aldım. Ondan gelmediğini gördüğümde göğsüme saplanan acıyla beraber telefonu yatağa fırlattım ve yüzümü yastığa gömdüm. Gözyaşlarım akmaya başladığında hıçkırıklarımı yastığa gömdüm. Bu ayrılık sadece bana mı zor gelmişti? Sadece ben mi altında eziliyordum? Bu durum o kadar ağrıma gidiyordu ki... Ne Kadir'e gidebiliyordum ne de babamla konuşabiliyordum... İçimdeki bu acının geçmesini istiyordum sadece. Ama tam tersine katlanarak çoğalan bir hastalık gibiydi ve her yanıma yayılmıştı. Nasıl geçeceğini bilmiyordum sadece bitmesini istiyordum. Ağlamaktan yorgun düşen bedenime rağmen gün doğana kadar gözümü kırpmadan uzandım. Sabaha kadar tek yaptığım şey tavanı izlemekti. Artık uyumak da istemiyordum. Onun bile yardımı olmuyordu. Derse gidecek halim olmadığı için yataktan da çıkmadım. Kolumu dahi kaldıramıyordum. Çektiğim acı fiziksel boyuta ulaşmıştı. "Gülfem." Annem odaya girdiğinde yorgun gözlerim onu buldu. "Neden hâlâ uyuyorsun? Dersin yok muydu?" "Hasta gibi hissediyorum," diye geveleyip battaniyeyi üstüme çektim. Annem gelip yatağa oturdu. "İki gündür sana karışmıyorum ama artık yeter. Böyle yatarak bir şeyleri düzeltemezsin." "Anne," diye fısıldadığımda uzanıp yanağımı okşadı. "Bir şeylerin yolunda olmadığını görüyorum güzel kızım benim ama böyle olmaz." Gözlerimden akan yaşlara engel olacak gücü yitireli uzun bir süre oluyordu. "Onsuz yapamıyorum," diye hıçkırdım. Daha fazla bir şeyleri içimde tutamayacaksam. "Kim? Baran mı?" Başımı iki yana doğru salladım. "Hayır." O zaman her şeye daha kolay ve yavan olurdu. Ama ben öyle zor birine kalbimi vermiştim ki... Bu aşk benim boyumu aşıyordu ama gözüm öyle karaydı ki ondan başka hiçbir şeyi de görmüyordum. Boğulmak pahasına derin sularda yüzüyordum. "Kadir." Annemin gözleri irileşti. "Babanın görüşmeyi yasakladığı adam mı?" Dudaklarımı birbirine bastırdım. Babamın konuşmama dahi tahammül edemediği adama kalbimi vermiştim. Annem bunu o an anladı. "Gülfem..." Adım bu defa dudaklarından büyük bir çaresizlikle dökülmüştü. O da biliyordu babamın inadını. Annemin tepkisiyle kalan umutlarım da ufalandı. "Hiç mi oluru yok anne?" "Ah be kızım." Saçlarımı okşadığında daha çok ağladım. "Başka kimse mi kalmamıştı?" "Öyle söyleme," diye sızlandım. "Onsuzluk yeterince zorken..." Hıçkırdığım için daha fazla konuşamadım. annem saçlarımı okşarken içli içli ağladım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bu defa aramaya da gururum el vermezdi. Ama bir yerde o da haklıydı. Onu babamdan gizliyordum. Sanki bir kabahatmiş gibi. Bunu fark edince yüzüme sert bir tokat yemiş gibi oldum. O bana aynısı yapsa çok üzülürdüm ama onu bırakmazdım. Nasıl bana bu kadar kolay arkasını dönmüştü? "Seçim yapmak zorunda kalmamam için ayrıldı benden." "Haklı kızım." Annemin kabullenmesi nefesimi kesti. "Neden? Belki babam ikna olurdu. Nasıl ayrılabilir benden?" Nasıl bu kadar kolay gidebilir benden? Annem sessiz kaldığında kalbim mümkünmüş gibi biraz daha kırıldı. O gün tüm gün boyunca ağladım, başka ne yapacağımı bilmiyordum. Elimden de bir şey gelmiyordu zaten. Ağlamaktan yorgun düşen gözlerim yüzünden bir ara uyuyakalmıştım. Gözlerimi açtığımda gecenin bir yarısıydı. O kadar bunalmış hissediyordum ki oda üstüme üstüme geliyordu. Annemle konuşmak hiç iyi gelmemişti. Kendimi yataktan zor attığ…