13- AİT OLDUĞUN YER
Yazar: Ümran TAN

Mert Demir Ateşe Düştüm Korku dolu gözlerim yolun karşısındaki babama kilitlenip kalmıştı. "Kenara çek," diye soludum. Başımı Kadir'e doğru çevirip saçlarımla yüzümü gizlemeye çalıştığımda stresten ellerim titriyordu. Babam şimdi öğrenemezdi. Buna hazır değildim, daha çok erkendi. Ben bir şeyleri tam olarak sindiremeden onun öğrenmesini istemiyordum. İçten içe bunların benim uydurduğum bahaneler olduğunu da biliyordum aslında. Ben sadece babamın vereceği tepkiden korkuyordum. Çünkü eninde sonunda ikisinin arasında kalacağım şeylerin yaşanacağını biliyordum. Ama henüz kabullenemiyordum ya da kabullenmek istemiyordum. "Neden bu kadar gerildin?" Kadir'in sorusunu duyunca başımı kaldırıp yüzüne baktım. Gözlerim iri iri açılmıştı. "Ben şey," deyip sustum. Babamın, onunla görüşmemi istemediğini nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum açıkçası. "Babamın görmesini istemiyorum," tarzında bir şeyler geveledim bu yüzden. Fakat Kadir zeki bir adamdı. Gerginliğimin tek nedeninin bu olmadığını bir bakışıyla almıştı. Yüzündeki sabit ifadesiyle "Neden?" dedi sadece. Kısa bir kelimenin içimde yarattığı gerginlik pimi çekilmiş bir bombayı avucumda taşımak gibiydi. Kolumu kaşıdığımda sessiz kaldım. Vereceğim hiçbir cevap durumu yumuşatmıyordu. Babam net ve katı bir ifadeyle onunla bir daha görüşmemem gerektiğini söylemişti. Bunu ona söyleyemezdim ki... Fakat sessizliğim ona istediği cevabı verdi. Derin bir soluk aldığında gözlerini kısa süreliğine kapatıp açtı. "Benimle görüşmeni istemiyor mu?" Çok açık bir şekilde sorduğu soru üzerine kolumu kaşımayı bıraktım. Ben onun kadar açık ve net değildim. Kaçtığım kelimeleri birer birer önüme yığmıştı ve ben onlara takılıp düşmüştüm. Söylediği şeylerin doğruluğu çok kötü hissetmeme neden olmuştu. Gözlerimi kaçırırken "Çok erken sadece," diyerek geçiştirdim. Gizlendiğim bahanenin boşluğunda gözlerimi kaçırdığımda sessizlik sırası ona geçmişti. Onun sessizliği ise can yakıcıydı. "Kadir?" dedim ama cevap alamadım. Geçen saniyeler ortamdaki havanın iyice gerilmesine neden olmuştu. Arabanın kapısına uzandım. "Durumu anlamadan yanına gitmem gerekiyor." Kapıyı açıp bir ayağımı dışarı attığımda bile Kadir cevap vermemişti. Başımı ona doğru çevirdim. Gözleri arabanın ön camındaydı. Uzanıp kolunu tuttum. "Anla beni," diye fısıldadım. "Lütfen." Bana bakmadığı gibi herhangi bir cevap da vermedi. Sadece elimin altındaki kolu gerilmişti. Onun bana kendini kapatmasına dayanamıyordum. "Sonra görüşürüz." Bana bakmadan başını aşağı doğru eğdi sadece. İçeri girip kapıyı kapattım ve bedenimi ona doğru çevirdim. "Yüzüme bakmayacak mısın?" Başını aniden bana doğru çevirdi ve gözlerimin içine baktı. "Bak sadece çok erken o yüzden gerildim." Bana inanmadığını gözlerinden görebiliyordum ve bu canımı acıttı. Güvenmemekte haklıydı. Elimde duran telefonum çaldığında babam arıyordu. Telaşla cama baktım. Ferda'ların sitesine bakıyordu. Beni fark etmemiş olduğunu anlayınca rahat bir nefes aldım. "Baban anlamadan git artık." Kadir'in sert sesini duyunca irkildim. "Kadir bak." "Gülfem," diyerek sözümü yarıda kesti. "Sonra görüşürüz." Bu saniyeden sonra ne söylersem söyleyeyim beni dinlemeyecekti. Başımla onayladığımda yüzüm asıldı. Arabadan inmek istemiyordum ama burada kalıp babamın öğrenmesine de zemin hazırlayamazdım. İstemeyerek uzanıp kapıyı açtım. Kadir başını cama çevirmişti tekrar. Sessizce arabadan inip kapıyı kapattım. Benim arabadan inmem ile onun frene basıp yanımdan ayrılması aynı anda gerçekleşti. Arkasından bakakalmıştım. Normalde ben gitmeden arabayı hareket ettirmezdi. Şimdi ise yanımdan ışık hızında uzaklaşıp gitmişti. Gözlerimi kırparken telefonum tekrar çaldı. Ekrana baktığımda bu defa arayanın Ferda olduğunu gördüm. Boğazımda oluşan taze düğümü gidermek için yutkunurken telefonu cevapladım. "Neredesin Gülfem ya, baban anlayacak. Şimdi yine aradı." "Tamam yanına gidiyorum." "Markete gittiğini söyledim haberin olsun." Telefonu kapattıktan sonra yol üstündeki marketten hızlıca ped alıp telefonumun arkasına yerleştirdiğim kar…