BİR ERKEK DAHA KESİLDİ

1. BÖLÜM : APSÜRT BAŞLANGIÇ

Yazar:

BİR ERKEK DAHA KESİLDİ – Luna.123 kitap kapağı
BİR ERKEK DAHA KESİLDİ – Luna.123 kitap kapağı

Alara, Ankara'dan yeni gelmişti. Sevgilisi Burak, onu akşam yemeğe çıkarmıştı. Sakin bir şekilde yemeklerini yiyorlardı. Alara, “İki gün sonra da Özde'nin düğünü var,” dedi. Burak, umursamaz bir şekilde mırıltıyla onayladı. “Tuvalete gideceğim, hayatım,” dedi Burak. Alara, oynayan yerinde hafif bir mırıltı çıkardı. Burak tuvalete gittikten iki dakika sonra telefonun ekranına şöyle bir mesaj düştü: Muzaffer abi: — Dün gece çok güzeldi. Alara, dumura uğramış bir yüz ifadesiyle mesajı okudu ve telefonu aldığı şekilde yerine bıraktı. Burak masaya geldi ve panik gözlerle telefonunu alıp mesajı okumaya başladı. Aklından, “Gördün mü lan acaba?” diye geçirdi. Alara, kızgın bir ses tonuyla, “Ben yokken ne yaptın?” diye sordu. Burak panik bir şekilde geçiştirmeye başladı: “Bir şey olmadı ya, bizim çocuklarla maç falan yaptık.” Alara, “O maç ekibinin içinde Muzaffer abi de var mıydı?” diye sordu. “Seninle geçirdiğim iki yıla lanet olsun!” dedi. Masaya para fırlattı. “Bu da başımın gözümün sadakası olsun. Ayrıca Muzaffer abi ne yani? Bari daha mantıklı bir yalan uydursaydın.” Ve kalktı. İki gün sonra Özde'nin düğünündelerdi. Alara'nın üstünde dantelli, siyah, oldukça romantik bir elbise vardı. Saçları maşalıydı. Ayakkabıları da aynı şekilde siyahtı. Makyajı koyu göz makyajıydı. Sıla'nın üzerindeyse kırmızı, mini, derin bir göğüs dekoltesi olan bir elbise vardı. Saçları fönlüydü. Takıları ve ayakkabıları goldtu. Gelelim Özde'nin gelinliğine… Üstü dantelli ve korse şeklindeydi. Aynı şekilde dantelli alt kısmı vardı ve derin bir yırtmacı bulunuyordu. Uzun, tabii ki dantelli bir duvağı vardı. Ayakkabısı ve takıları inciydi. Saçı maşalı, makyajı pembe tonlarındaydı. İki saat sonra nikâh kıyılmaya başlandı. “Gelin hanım, adınız, soyadınız?” “Özde Vural.” “Baba adınız?” “Bahri Vural.” “Anne adınız?” “Neriman Vural.” “Damat bey, adınız, soyadınız?” “Polat Yılmaz.” “Baba adınız?” “Mehmet Yılmaz.” “Anne adınız?” “Mercan Yılmaz.” “Peki siz, Özde Vural, hiç kimsenin baskısı ve etkisi altında kalmadan, kendi öz iradenizle Polat Yılmaz'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?” Özde, neşeli bir şekilde bağırdı: “Evet!” “Peki siz, Polat Yılmaz, hiç kimsenin baskısı ve etkisi altında kalmadan, Özde Vural'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?” Polat, ruhsuz bir şekilde: “Hayır,” dedi. Ve nikâh masasından koşarak kaçmaya başladı. Özde, peşinden: “Allah belanı versin!” diye bağırdı. Üç saat sonra Sıla, beş yıllık sevgilisinden evlenme teklifi alacağını düşünüyordu. Ama sevgilisinden çok farklı bir şey geldi. “Sıla, birbirimize karşılıklı olarak çok zarar veriyoruz. Artık ayrılalım. Gerçekten sorun sende değil, bende.” Sıla, karşısındaki adama dişlerini sıkarak: “Siktir git,” dedi. Artık hepsi bekârdı. Peki şimdi ne yapacaklardı?

Bölümün tamamını WritePad'de oku