BİR ERKEK DAHA EKSİLDİ

5. BÖLÜM NARSİST VE NOSTALJİ

Yazar:

BİR  ERKEK DAHA EKSİLDİ - luna. 123 kitap kapağı
BİR ERKEK DAHA EKSİLDİ kitap kapağı

Alara uyurken telefon çalar. Arayan numara kayıtsızdır. Alara telefonu açar: — Alo? — Alara, Sıla ben. Nezarethanedeyim. — Ne?! Alara, Sıla’yı almaya gider. Polis memuru: — Sıla Sönmez, çıkabilirsin. Alara: — Ne oldu, bakalım anlat. Sıla anlatmaya başladı: — Adam evli çıktı. Karısı restoranı bastı. Biz de beraber adamı dövdük. Alara: — Nee! Şerefsiz piç! İyi ki dönmüşsün zaten. Senin arkanda kapı gibi avukat arkadaşın var. Sıla (neşeli bir ses tonuyla): — Değil mi? Alara (aynı neşeyle): — Evet! --- Parlayan Yıldızlar Takımı Alara: — Özde, Sıla benim yanımda. Parkling Coffee'de buluşalım. Özde: — Niye, ne oldu? Alara: — Çok uzun mevzu. Gelince anlatacağız. --- Parkling Coffee’ye gelirler. Sıla anlatmaya başlar: — Restorana gittik, herif tuvalete gitti. Adamın karısı geldi. Sonra bizle beraber adamı dövdük. Beraberinde olanları da biliyorsunuz zaten. Sıla: — Alara İkide sıfır gidiyorsun, bu beni üzüyor. — 3.'den umutluyum ama... — der. Garson gelir: — Ne arzu edersiniz? Alara: — Ben çay alayım. Sıla: — Ben de. Özde: — Ben de. Özde (sitemkâr bir sesle): — Beni bunlardan niye haberim yok? Alara: — Kızım, beni de gecenin 4’ünde aradı. Sıla (bıkkın bir sesle): — Üç aday kim? Alara tereddütle anlatmaya başlar. Alara: — Ayrıca ben bu adamı tanıyorum. Çocuk psikolojisinde uzmanlık yapmış bir adam. Mesleğinde de çok ünlüdür. Özde: — Aa, meslektaşmışız Garson: — Siparişleriniz geldi. > Selim Yıldırım Terazi burcu Ela gözlü 30 yaşında Psikolog Sıla: — Hadi bakalım. Nerede buluşacağız? Alara: — Cacahuète Rose restoranında buluşacaksınız. Adayımız akşam seni gelip alacakmış. --- Sıla hazırlanıyordu. Makyajında simli bir far ve siyah fardan yapılmış kuyruk vardı. Dudaklarında kırmızı bir glos, tırnaklarında kırmızı oje… Üzerinde siyah, mini, boğazı sarılı ve sırtı açık bir elbise vardı. Boğazına sarılan kısmı uzundu. Gold top küpeleri, bilekliği ve saati vardı. Ayakkabıları gold, burnu açık ve bantlıydı. Çantası siyahtı; küçük bir tutma yeri ve gold tokası vardı. Kızıl saçları topuzdu. Son olarak üzerine gold düğmeleri olan siyah bir blazer ceket aldı. Çıkmaya hazırdı. --- Restorana geldiler. Sıla, sohbet açmak amacıyla: — Benim arkadaşım da psikolog — der. Selim (umursamaz bir tonla): — Öyle mi? Peki, işi de benim kadar iyi mi? Sıla (son bir umutla): Ben de mimarım. Selim: — Hmm. Sıla artık dayanamaz: — Ben lavaboya gidiyorum. Selim yine: — Hmm. Sıla, kadınlar tuvaletine girer. Klozetin üzerine çıkar, tuvaletin küçük camını açar. > Şu anda magazincilerden kaçarken bar tuvaletinin camına sıkışan Hande Ataizi’den hiçbir farkı yoktu. Ama başka şansı da yoktu. Sonunu hiç düşünmeden atladı. Ayağı burkulmuştu ama koşmaya devam etti. O sırada önüne bir taksi çıktı. Taksiyi durdurup bindi. — En yakın hastaneye! Gruba mesaj attı: > Parlayan Yıldızlar Takımı Kızlar, ben hastaneye gidiyorum. Gelin. --- Hastaneye gelirler. Doktor Sıla'nın sağ ayağını alçıya aldı Doktor: — Hafif bir burkulma olmuş. İki gün üzerine basmayın. Kızlar hep bir ağızdan: — Teşekkürler! Doktor: — Rica ederim. Özde: — Anlat bakalım... Sıla anlatmaya başladı: — Herif narsistin teki çıktı. Ben de kaçmak için tuvaletin camından atladım. Kızlar gülmeye başladı. Sıla: — Gülmeyin be! — yalandan bir kızgınlıkla. — Kızlar, beni eve bırakın hadi artık. Alara: — Hayır, olmaz. Bu halde yalnız kalmazsın. Özde: — Biz de seninle kalalım. Sıla: — E tamam o zaman... Alara'nın arabasına binip Sıla'nın evine giderler. ---

Bölümün tamamını WritePad'de oku