18. BÖLÜM KEKOLAR KAPATILSIN
Yazar: luna. 123

Kızlar çalkantılı bir görüntülü konuşma içerisindelerdi. Hepsi arabalarının içerisinde, farklı farklı yerlere gidiyordu. Özde, challenge’ının ilk buluşmasında yaşadıklarını anlatıyor; kızlar da onu dinleyip cevap veriyorlardı. Ama bu cevapların çoğu, ilk damat adayına bol sövme içeriyordu. Bu konuşma sürerken Sıla, Altınçam Sonsuzluk Konutları’nın açılışına; Özde, üç kızın da mezun olduğu 9 Eylül Üniversitesi’ne psikoloji söyleşisine; Alara ise bir davasına gidiyordu. Özde en sonunda bu tatsız konuya bir son verip, “Bana ikinci adaydan bahsetsene, Sıla.” dedi. Sıla anlatmaya başladı: “Fatih Gür, 27 yaşında. Araç alım-satım işiyle uğraşıyor. Mavi gözlü. Senin isteğin üzerine buluşmayı erken bir saate ayarladım, bir kafede buluşacaksınız.” dedi ve kızlar konuşmayı sonlandırdılar. Sıla, sitenin bulunduğu müfite ulaşmıştı. Sitenin kapısının önünde, açılış konuşmasından sonra kesilmesi için kırmızı bir kurdele çekilmişti. Sitenin kapısının önünde üç kişi duruyordu: Sitenin sahibi Çağla Hanım; sarışın, kıvırcık saçlıydı. Kendisine çok yakışan bir renk olan siyah kayık yaka bir elbise ve yine aynı şekilde siyah stilettolar giymeyi tercih etmişti. Sıla ise haki yeşili boğazlı bir bluz, kahverengi kumaş bir pantolon, gold takılar, yine aynı şekilde kahverengi bir kemer ve kahverengi bir stiletto giymeyi tercih etmişti. Mahmut Bey ise siyah klasik bir takım elbise giymişti. Kadınların tam ortasında duran Mahmut, açılış konuşmasına başladı: “Altınçam Sonsuzluk Konutları’nın açılışına hepiniz hoş geldiniz.” dediğinde topluluktan bir alkış yükseldi. “Çağla Hanım’la işbirliğimizin devamını diler, Sıla Hanım’a bu güzel sitenin yapımındaki emekleri için teşekkür ederim.” dedi ve kırmızı kurdeleyi gümüş bir makasla kesti. --- Özde’nin söyleşisi nasıl mı geçti? Önce ne giydiğinden bahsedeyim size: Beyaz kayık yaka, kolsuz bir bluz; mavi kot pantolon ve yine aynı şekilde beyaz stilettoları tercih etti. Bu kombin, küt kahküllü sarı saçlarına çok yakışmıştı. Gri bir koltukta bacak bacak üstüne atmış oturuyordu. Siyah bir takım giymiş, esmer, uzun saçlı sunucu kadın tatlı bir gülümsemeyle, “Öncelikle hoş geldiniz, Özde Hanım. Eğer hazırsanız, ilk sorumuzla söyleşimize başlıyoruz.” dedi. Özde hafif bir gülümsemeyle, “Hazırım.” dedi. --- Sunucu: “Özde Hanım, 9 Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümünde okurken sizi en çok etkileyen ders veya hoca hangisiydi?” Özde: “Kesinlikle Klinik Psikoloji dersi beni çok etkilemişti. O derste insan davranışlarını anlamanın ne kadar derin ve karmaşık bir süreç olduğunu fark ettim. Ayrıca Pervin hocamızın vaka örnekleriyle dersi işlemesi, mesleğe olan ilgimi daha da artırdı.” Kadın, anladığını belirten bir gülümsemeyle devam etti: “Peki o zaman, ikinci sorumuza geçelim.” --- Sunucu: “Psikoloji okumak isteyen bir öğrenciye 9 Eylül Üniversitesi’ni neden önerirsiniz?” Özde: “Çünkü hem akademik anlamda güçlü bir kadroya sahip, hem de öğrencilerine uygulamalı çalışma fırsatları sunuyor. Özellikle İzmir gibi canlı bir şehirde okumak, sosyal deneyim açısından da kişisel gelişime katkı sağlıyor.” Kadın, anladığını ve hak verdiğini belirten bir edayla kafa salladı ve üçüncü sorusunu yöneltti: “Peki o zaman…” dedi, harfleri uzatarak. “Üniversite yıllarında psikolojiye dair bakış açınız nasıl değişti?” Özde: “Başta psikolojiyi sadece ‘insanları anlamak’ olarak görüyordum ama okudukça bunun bilimsel bir alan olduğunu, araştırma ve etik sorumluluk gerektirdiğini anladım. Bu farkındalık beni çok olgunlaştırdı.” --- “Peki o zaman, geçelim sonraki sorumuza.” dedi sunucu kadın ve sorusunu yöneltti. Sunucu: “Psikolog olarak çalışmaya başladığınızda, okulda öğrendiklerinizle gerçek hayatta karşılaştıklarınız arasında fark oldu mu?” Özde soruyu beğendiğini gösteren bir edayla cevap verdi: “Evet, oldu. Teorik bilgiler çok önemli ama sahada empati, sabır ve gözlem gücü daha çok öne çıkıyor. Gerçek insanlar ve hikâyeleriyle karşılaşınca, mesleğin ne kadar insani bir yönü olduğunu görüyorsunuz.” --- Özde’den cevap aldıktan sonra kadın, “Gele…