16.BÖLÜM SAHTE DAMAT
Yazar: luna. 123

Kızların bugün tatildeki son günüydü. Alara yeni uyanmıştı. Akşam buluşması vardı ve kendine ekstra iş çıkarmak istemediği için bavulunu şimdiden toplamaya başlamıştı. Çok yavaş topluyordu çünkü içten içe buradan gitmek istemiyordu. Bavulunu toplarken sadece bugün günlük giyecek kıyafeti ve akşam buluşmaya giderken giyeceği gece kıyafetini kenara bıraktı. "Aaa, ben size söylemeyi unuttum, söyledim ya," dedi. Kızların bugün tatilde güzel günüydü. O yüzden, kızlar bugün son şansları olduğu için havuza da gireceklerdi. Alara, kıyafetlerini kenara ayırırken beyaz mayosunu da ayırdı. Özde'nin deniz fobisi olduğu için hiç denize girememişlerdi ama havuzdan da çıkmamışlardı. Sonuçta tatil, kızlar için havuz, kum, güneş ve eğlence demekti. Sonra da bavulunu kapattı. Çünkü zaten bu kıyafetleri çıkardıktan sonra, içinde kirlilerini biriktirdiği siyah büyük poşetin içine koyacaktı. Şimdi yalan söylemeyelim, herkes tatile giderken yanında bir kirli poşeti getirir. Makyaj malzemelerini toplamadı; onları bugün kullanacaktı. Toplamak zaten kolaydı; bir makyaj çantasının içine sıkıştır ve büyük kol çantasının içine fırlat. Bu kadar. Alara ne mi giydi? Pembe puantiyeli, beyaz, efil efil bir elbise. Sonra açık kahve babetlerini giyip odasından çıktı. Saçlarını pek bir şey yapmamıştı; zaten saçları düz, dün yaptığını pek bozulmamıştı. O yüzden, elektriklenmeleri biraz da olsa gidermek için sadece taramakla yetindi. Şimdi bakalım Sıla ne yapıyormuş. Aslında çoktan uyanmıştı ama üşengeçliği yüzünden yataktan kalkmaya çok üşeniyordu. Sıla, zorla da olsa kendini yataktan söküp yüzünü yıkadı ve her sabah yapmak zorunda olduğu zoraki ihtiyaçlarını giderdi. Hadi, boşu boşuna kibarlık yapmayalım, işedi ve yüzünü yıkadı. Yani, zaten açık olan ve kıyafet dolabını dizmeye üşendiği bu onun için boşuna yapılan bir işti. Bavulunun içine baktı, biraz düşündü ve beyaz bir tişört ile keten bir şort giymeye karar verdi. Ardından kızıl saçlarını düzleştirdi; bu onun için bir imza hareketiydi, bunu iki eli kan da olsa yapardı. Asla, ardından beyaz spor ayakkabılarını giyip odasından çıktı. Şimdi dönelim Özde’ye. O da diğer kızlar gibi çok bitkindi. Bugün nedense bütün kızların içinde “öküz oturmuş” gibi birisi vardı; her birine yaptığı işler boşuna ve bir külfetmiş gibi geliyordu. O da ihtiyaçlarını giderdi, krem bir tişört, beyaz bir kot ve yine aynı şekilde beyaz spor ayakkabı giyip odasını hızla çıktı. Bugün tatildeki son günleriydi; hiçbir dakikasını boş harcamak istemiyordu, üzerindeki yorgunluğa rağmen. Kızlar günlerini otelin içinde geçirmek istedikleri için, Bodrum'dayken sürekli gittikleri kahvaltıcıya tekrar gittiler. Deniz kenarında bir masaya oturdular. Özde lafa girdi: — Kızlar, beni tüketmek istemiyorum ya… — dedi üzgün bir sesle. Alara cevap verdi: — Ben de hiç gitmek istemiyorum, Özde. Ama gitmek zorundayız. Sonra Sıla da konuştu: — Gidilmez mi kızlar? Alara cevapladı: — Tatil 7 günlük, bütçeyi ayarladık. Tatili uzatmak için şu anda maddi olarak kendinizi zorlamaya gerek yok. Sonra tekrar bir bütçe ayarlayıp gelebiliriz. Ama siz istiyorsanız kalın. Benim duruşmalarım var, dönmek zorundayım. Özde: — Sen gidiyor musun? Ben de gelirim. Üçümüz bir arada olmazsak bu tatilin tadı olmaz. Sonra tekrar gelebiliriz. Sıla: — Evet, haklısınız kızlar. Şen şakrak muhabbet ederek güzelce kahvaltı yaptılar ve otele döndüler. Dedim ya, girebilecekleri kadar havuza girmeye çalışacaklardı; tatil demek, havuz demekti. Alara beyaz mayosuyla, Özde turuncu bikinisiyle havuzun kenarına oturmuş, ayak çırpıyordu. Sıla ise havuzun her yanında, aralarında pek mesafe olmayan şezlongta, koyu kahverengi bikinisi ve siyah gözlükleri ile güneşlenmekteydi. Alara, Özde’ye sordu: — Bana sorulardan bahsetsene. Özde, kafasını “tamam” demek ister gibi sallayarak anlatmaya başladı: Ali Okçu Takı Tasarım 29 Yaşında Yay Burcu Alara, Özde’yi dinledikten sonra: — Hadi bakalım, bununla da buluşalım da bitsin bu challenge çilesi — dedi ve havuzdan çıkıp şezlonga uzandı. Koyu kahve güneş gözlük…