15.BÖLÜM BULUŞMADA AKRABA ŞOKU
Yazar: luna. 123

Alara, buluşmaya çıktığı adamların avukatlığına kesilmek zorunda kalmaktan gerçekten bıkmıştı. O yüzden arka kapıdan çıktı. Yahya’nın başı polislerle dertte olduğu için, Alara’nın olaydan sıvıştığını fark edemedi. Alara, kızlara mesaj attı: SİZ: “Kızlar, adamın sicili kabarık çıktı. Ben kaçaroti.” SILA: “Hemen otele gelip bize anlatıyorsun. Nokta.” ÖZDE: “EVETTTT!” Alara, otele gitti ve kızlara anlatmaya başladı. Otel odasının terasındalardı. “Adam vergi kaçakçısı çıktı, kızlar!” dedi. Sıla sadece “Aaaaa!” demekle yetindi. Özde ise çoktan elini ağzına atıp kapatmıştı. “Bir gün hayatımıza doğru düzgün adamlar girerse, gerçekten dişimi kıracağım!” dedi. Sıla, şaşkınlığını üzerinden atmaya çalışıyordu ama becerebildiği pek söylenemezdi. Sonuçta yenilir yutulur bir olay değildi. --- BİR GÜN SONRA Kızların tatildeki son günüydü aynı zamanda. Bu da şu anlama geliyordu: Bu günden sonra Alara’nın challenge’ının bitmesine bir gün kalmıştı. Alara bundan çok mutsuzdu. Tatili bitirmek, eve ve işine — İstanbul’daki o kaos dolu hayata — dönmek hiç istemiyordu. Ama mecburiydi. Çünkü üçünün de tatili daha fazla uzatacak bütçeleri yoktu. O yüzden her günü dolu dolu bir şekilde geçirmeye çalışıyorlardı. Ama yalan yok, bu yedi günlük tatil üçü için de güzel geçmişti. Alara bir yandan challenge’ını bitirmeye çalışıyor, geri kalan zamanı ise kızlarla eğlenerek geçirmeye uğraşıyordu. Challenge’ın bitmesine az kalmıştı. --- Alara ve kızlar kahvaltıya çıkacaklardı. Bu son iki günde otelin içinde sıkışıp kalmak istemiyorlardı. O yüzden bu iki günü dışarıda geçireceklerdi; geçirebildikleri kadar. Alara, üzerinde limon desenleri olan beyaz bir elbise giymişti. Ayakkabıları da aynı şekilde sarıydı. Sıla, düz lila bir elbise ve beyaz spor ayakkabı giymişti. Özde ise kot pantolon, bej bir tişört ve beyaz spor ayakkabı tercih etmişti. Kızlar kahvaltı yaparken çoktan bir kaynayan dedikodu kazanının içine düşmüşlerdi. Sıla, kazana bir taş daha attı: “Bizim üniversitedeki Melis var ya, boşanıyormuş.” Özde, kendinden emin ses tonuyla, “Ben o evliliğe maksimum bir ay vermiştim; bak, kırkı bile çıkmadı,” dedi. Alara araya girdi: “Sen onu bunu bırak, ta bana yeni adayı anlat.” Özde, kendinden emin edasını sürdürerek anlatmaya başladı: “Ahmet Taş, 29 yaşında, Terazi burcu, tarih hocası.” Alara, “Peki, nerede buluşacağız?” dedi. Özde, cümlesine “Elvin restoranda,” diye eklendi. “Öğlen yemeği yersiniz,” diye düşündüm. --- AYNI GÜN AKŞAM SAATLERİ Kızlar kahvaltı yaptıktan sonra otele geçtiler. Alara, buluşmaya hazırlanmak için yanlarından ayrıldı. Siyah mini bir elbise giydi ve siyah, küçük bir çantası vardı. Ayakkabısı da aynı şekilde siyahtı; bir stiletto olarak seçmişti. Karşılama’daki kadının Alara’yı yönlendirdiği masada oldukça kilolu ve kıllı bir adam oturuyordu. Yanlış anlaşılma olmasın, Alara şu an zorbalık yapmıyordu; adam gerçekten kiloluydu. Her neyse, şu an konumuz o değildi. Adamın iki yanında, hafif kilolu — muhtemelen kardeş — iki kadın oturuyordu. Kadınlardan biri tesettürlüydü; başında siyah bir eşarp vardı. Altında uzun siyah saten bir etek ve aynı şekilde siyah babetler bulunuyordu. Diğer kadın ise açıktı; saçları kıvırcıktı ve sarışındı. Üzerinde siyah kalem bir etek, beyaz bir gömlek ve siyah-gold yuvarlak tokalı bir kemer vardı. Ayakkabıları da siyah bir babetti. Alara, açıkçası bu durumdan hafif tırsmıştı ama yine de başıyla selam verip yanlarına yaklaştı. Kadınlar ve damat adayımız ayağa kalktı. Kadınlardan açık olan, tanışmak için elini uzattı: “Ben Gülizar Taş, Ahmet’in annesiyim,” dedi. Daha sonra kapalı olan kadın elini uzattı: “Ben de Elif Uzun,” dedi. “Ahmet’in teyzesiyim.” Alara, şaşkın bir ifadeyle anladığını belirtmek için başını sallayarak her iki kadına da karşılık verdi. Şaşkın bir ifadeyle sandalyesini çekip masaya oturdu. Gülizar, hızlı bir şekilde lafa girdi: “Açık konuşacağım kızım, biz senden beş tane çocuk bekliyoruz. Şehzademle evlendiğin gün mesleğini bırakacaksın,” dedi, emir veren bir ses tonunda. Alara içinden, “Şehzade…