BİR ERKEK DAHA EKSİLDİ

13. BÖLÜM DEŞİK DOKTOR

Yazar:

BİR  ERKEK DAHA EKSİLDİ - luna. 123 kitap kapağı
BİR ERKEK DAHA EKSİLDİ kitap kapağı

Kızlar, Bodrum’un yöresel bir kahvaltıcısında kahvaltı ederken Alara, Özde’ye sordu: “4. adayımız kim?” Özde anlatmaya başladı: “Mert Topçu. Pediatri doktoru, 33 yaşında, balık burcu. Bu arada haberin olsun, biraz değişik biri. Bodrum’da butik bir restoran olan Begonvil’de buluşacaksınız.” Alara, “Olsun.” dedi. Kızlar daha sonra otele geçtiler. Havuzda biraz yüzdükten ve güneşlendikten sonra hazırlık için odalarına çekildiler. Sıla ve Özde de Alara’nın adayla buluşacağı restoranda yemek yiyeceklerdi. Alara, yazlık sarı bir elbise giymeyi tercih etti. Ayakkabıları da sarı tonlarındaydı. Sıla ise kayık yaka, beyaz tonlarda bir elbise ve uyumlu çanta-ayakkabı tercih etti. Takıları için gold tonları seçmişti. Özde ise boyundan bağlamalı, beyaz-siyah puantiyeli bir elbise giymeyi tercih etti. Topuklu ayakkabıları, takıları ve çantası ise siyahtı. Alara’nın arabasıyla restorana doğru yol aldılar. Karşılama’daki kadının yönlendirdiği masada mavi gömlekli, kilolu ve siyah kalın gözlükleri olan bir adam oturuyordu. Elleri ve yüzü ter içindeydi. Belli ki Alara’nın gelmeme ihtimali onu çok terletmişti. Alara, bu buluşma bittiği anda Özde’ye yaptıklarını misliyle öğretecekti. O olmamasını umarak, parmağıyla işaret ederek sordu: “Mert Bey?” “Eeeevt…” dedi karşısındaki adam kekeliyerek. Alara, umutsuz ve pişman yüz ifadesiyle masaya otururken, tam karşısındaki masada oturan Özde’ye de “Sen bittin.” bakışlarını atmayı ihmal etmiyordu. Mert bir umutla sordu: “Tatlı sever misiniz Alara Hanım?” Yarım ağızla, “Severim.” dedi Alara. Bir anlık mutlulukla Mert, “Bakın, benzer bir yanımızı bulduk.” dedi. Ardından, “Peki çocukları sever misiniz?” diye sordu. Her ne kadar sevse de, Alara “Hayır.” dedi. Çünkü “Bizim çocuklarımız çok güzel olur.” muhabbetini şu anda midesi kaldıramazdı. “Meslek icabı çok severdim.” dedi Mert, daha sonra yüzü düştü. Muhabbetlerinin uyuşmadığını anlayınca son kozunu oynamaya karar verdi: “Bakın, size kimi göstereceğim.” dedi ve telefonunu çıkarıp galerisini açtı. Bullock cinsi bir köpeğin fotoğrafını gösterdi: “Bu benim köpeğim Max.” Alara, memnuniyetsiz bir sesle, “Aaa, ne tatlı.” dedi. Tam o sırada Mert’in telefonuna “Annem” yazılı bir arama düştü. Mert aniden toparlandı: “Benim bu telefonu açmam lazım, biliyorsunuz aile en önemlisidir.” dedi ve masadan kalkıp uzaklaştı. O sırada Alara içinden, “Yandık, bir de ana kuzusu çıktı.” diye geçirdi. Ve ardından bir garsonu çağırıp, “Burada ana çıkıştan başka bir çıkış var mı?” diye sordu. Garson cevap verdi: “Var efendim, mutfağın içinden geçen bir çıkışımız var.” Alara dikkat çekmeden yürürken bir yandan da WhatsApp grubuna yazdı: “Siz! Özde, beni bu boktan buluşmaya sen sürükledin. Sen kurtaracaksın. Ben ikinci çıkıştan çıkıyorum, beni orada bekleyin.” Özde, “Okey ama sana biraz garip demiştim.” diye yanıtladı. Alara, mutfak kapısından içeri dalıp koşmaya başladı: “Çok pardon, ama hayat memat meselesi.” dedi. Arabaya binip, “En yakın bara.” dedi. “Bana bu geceyi anca alkol unutturur.” diye ekledi. .Barın kapısından ses geliyordu: “Aşk Her şey affeder mi? Her şey zamanla geçer mi? Güzel günlerin hatırına aşk her şeyi affeder mi?” Bardan bir şeyler sipariş ettikten sonra Özde, gülmemeye çalışarak sordu: “Gerçekten çok mu kötüydü?” Alara hafif bir sinirle, “Gerçekten çok kötüydü.” dedi. Sıla, “Allah iyiliğini versin, Özde.” dedi. “Peki, Mert masaya geldiğinde ne mi oldu? Mert, telefon konuşmasını bitirip masaya geri dönünce gördüğü boş masayla afallamıştı. Bir garsonu çağırıp, ‘Buradaki güzel hanımefendi nerede?’ diye sordu. Garson cevap verdi: ‘Hanımefendi az önce çıkış yaptı efendim.’ Mert, üzgün bir ifadeyle, ‘Zaten olmayacağını biliyordum. Lütfen bana hesabı getir,’ dedi.” --- Barada biraz içtikten sonra günü kapattılar.

Bölümün tamamını WritePad'de oku