Tutarsız Hesap
Yazar: n.

Bölüm görselleri

Sen sanıyo' musun ki senden ayrı kalabilirim, bilmiyormuş gibi yapma, ben sensiz bir hiçim... *** Zeynep Bastık - Her Yerde Sen GÜLPERİ Sancar'ı da uğurladıktan sonra dükkana ilerledim. En son ardıma baktığımda Derya künyesini veriyordu. Severdim Sancar'ı. Cidden abi kardeştik ama aynısını Derya ve Sancar için söyleyemezdim. Dükkana vardığımda müşteriler vardı elbette. Ama buranın daimi müşterileriydi ve cidden bu gidişle batacaktık. İnat etmek faydasızdı, onun da farkındayım ama insan kışkırtılınca sağlıklı düşünemiyor. "Gül kızım!" Babam'ın seslenişiyle adımlarımı hızlandırdım. "Efendim baba?" Göz altları çökmüş, eli yüzü şişmişti. Gözlerinin içi kan çanağı gibiydi hatta kan çanağı demek az kalırdı sanki. Elleri titriyordu. Babamı ilk kez böyle görüyordum. "Baba!" Endişeyle çıkan sesimi umursamadan tebessüm etti. "İyiyim kızım iyiyim. Sen bana şu alttan ilaçlarımı ver bakayım." "Baba..." "Kızım hadi, bak düşüp öl'cem şuraya." "Ağzından yel alsın baba ya of." Alt çekmecede deli gibi haplarını aradım babamın. Sonunda turuncu bir hap bulduğumda kazanmış olmanın verdiği mutlulukla su doldurdum. Neden böyleydi babam? Ellerinin titremesini durdurmaya çalışsa da başaramadı. Ama yine de her zamanki gibi benim güçlü babamdı. "Baba bu hâlin ne?" "Kızım n'olacak? Annenle kavga ettik, ben de dükkanda kaldım." "Ne! Ne demek dükkanda kaldım? Baba şaka mısın sen?!" Annemle babam her çiftte olduğu gibi illa kavga ediyorlardı. Bazen annem haklı olurdu bazen de babam. Bazen annem özür dilerdi bazen de babam. Her daim ikisi de haklı ve haksız olduğu yerleri analiz eder sonucu tatlıya bağlarlardı ama bu... Bu bi' ilkti. "Kızım, annen çok sinirli. Bir sıkıntısı olmalı tek sebebi bu dükkan ya da senin inadın olamaz." "Baba, annemi bilmiyo'muş gibi konuşma. O hep böyle ki, hem siz hep kavga eder sonra barışırsınız." Cümlenin sonuna doğru sesimi neşeli tutup yanaklarını sıktım. "Canım babammm, ohh!" Gülümsedi var gücüyle. Annemle babamın birbirini böyle üzmesinden nefret ediyordum. "Baba sen eve geç hadi, ben de dükkana bakarım." İtiraz etmeden beni dinledi ve gitti. Etrafı toparladıktan sonra gelen müşterilerle ilgilendim. Aklıma Derya geldi bir an. Sancar'ı uğurlamamış mıydı henüz? Telefonu açtığımda dünden Burcu'nun kalan mesajıyla bakıştım. @ burccuaktass : Eğer sen de istersen yarın buluşabiliriz. Hayır, dedim içimden. İstemiyorum, istemem de. Mesaja görüldü atarak Derya'yı aradım. "Lülüm nerde kaldın sen? Hani Sancar'ı uğurlayacaktın?" Sesimi imâlı ve neşeli tuttum. "N'aptınız kıızz?" "Lülüm... Ben Sancar'ı öptüm... Şey, hatta öpüştük." YUH! NE! Âniden söyledikleri yüzüme soğuk su gibi çarpmıştı. Normalde İzmir'in bu sıcağında bu his bulunamaz hint kumaşıydı ama şu an vaziyet müsait değildi. "Ne dedin sen? N'aptınız n'aptınız!" Neşeyle pastanenin içinde bağırıyordum. Sesimi alçaltarak sordum, emin olmaya ihtiyacım vardı. "Öptün mü onuu?! Ağağağağğa karşılık mı verdi yani? Öpüştünüz mü? Künye ne âlemde? Kız gel dükkana telefonda olmaz bu iş." "Gelemem." Kaşlarımı sanki görebiliyormuş gibi çattım. "Ne demek gelemem lülüm?" "Gelemem işte Peroş uzatma." Sesindeki utancı da stresi de duyuyordum. Yıllarca o benim abim, diyerek uzak durduğu ve uzak tuttuğu adamın dudaklarına yapışmak zor olsa gerekti. Ona abi gözüyle baktığını söylemişti her zaman ve yıllarca abi olarak görmek için kendini yırtarken Sancar'ın da hislerinin kendisinden farksız olduğunu öğrenmek de zordu. "Lülüm benden mi utanıyorsun sen? Valla' bak kırılırım ha!" "Off", yanlış anlaşılmanın verdiği mahcubiyetti bu. Nerde duysam bilirim. Sesini kısık tutarak kimsenin duymasını istemez şekilde konuştu. Sesi hırıltılı geliyordu ama anlaşılıyordu. "Ya utansam sana öpüştüğümüzü söyler miyim lülüm? Sen de ne tuhafsın!" "Sence tuhaf olan ya da davranan ben miyim şu an? Cidden mi Derya?" "Ya zorlama işte, gelemem." Delirmeme ramak kalmıştı. Ne demek gelemem ayol! Yiyor muyuz kızım seni? "Yemem seni merak etme", dedim triple. "Merak ettim... Sonuçta yıllardır âşık olduğun adam." "Ya lülüm kur…