Çekim Hattı
Yazar: n.

İlk kez güldün bana o gün, hissettim, çözüldü ruhumun acıları düğüm düğüm... *** Yıldız Tilbe - Eline Düştüm GÜLPERİ Damarlarımdaki kanın gitgide çekildiğini hissediyordum. Başım dönüyor, gözlerim kararıyor midemse bulanıyordu. Sakin kalmaya çalışarak videoyu tekrar oynattım. Sinir hatlarım bedenimi tamamen ele geçirmiş bir yandan da bedenim gevşemişti. Elimdeki telefonun düşmemesi için sıkı sıkı kavradım. "Evet", diyordu videoda Burcu. "Hepinizi yeni pastanemize bekleriz!" Kamerayı Arhan'a çevirerek bu sefer ona gülümsedi. "Oooo bizim patron şimdi de pastacı olmuş." Arhan kısa ve ters bir bakış atarak Burcu'ya baktı. Ardından müşteriye gülümsedi. Daha fazla izleyemedim bu rezaleti. Ne demek yeni pastanemiz, ya! Sıkı sıkı tuttuğum telefonu bir an gevşettim. Ayaklarımı yere vura vura caddeye çıktım. İnanılmaz bir sinir bedenime hükmediyordu. Bu sinirin kolay kolay geçebileceğini de düşünmüyordum. Rastgele bir taksi durdurarak bindim. Verdiğim adrese gitmek için yola çıktığımızda alev alev yanan bir ateş sanki doğrudan tenimle temas ediyordu. Camı açarak temiz havayı ciğerlerime doldurdum ama yetmedi. O kadar dolmuştum ki bindiğim taksinin durduğunu ve beni buraya getiren adamın Sadık abi olduğunu ancak indiğimde fark ettim. "Sağ olasın Sadık abi", dedim kısa tutmaya çalışarak. Öyle de oldu. Hızlı adımlarla hatta koşar adımlarla yüreğim ağzıma gelerek koştum. Bu rezilliği kaldırabileceğimi de düşünmüyordum. Pastaneye vardığımda her şeyin güllük gülistanlık olması beni daha da dibe çeken başka bir detaydı. Annem ve babam yoktu. Fakat bir müşterimiz kahkahalar eşliğinde Burcu'yla sohbet ediyor, Berkay, Sevim teyzenin kızı Hayal'le köşede kırıştırıyor ve Sancar, Arhan'ı bakışlarıyla yiyordu. N'oluyor lan burda! Hiç düşünmeden dükkana dalarak Arhan'ın yanına gittim. Duvar dibinde bir süre durdum ve onu izledim, ki o da bunun farkındaydı ama beni kaale almıyordu. "450 tl Hanımefendi", dediğinde kulaklarıma inanamadım ve fiyattan emin olmak ister gibi tam dibinde durarak cam tezgâha eğildim. "Ne 450 tl'si be! 450 tl falan değil bu!" Bakışlarımı bana çevirdiğinde istemsizce yutkundum. Sakin bir hareketle işaret parmağını etikete koydu ve beni de ikna etmek istercesine her kelimenin üzerine basa basa konuştu. "Burda öyle yazmıyor ama", dedi çok bilmiş ukala bir tavırla. Bu adam beni hasta edecek! "450 gram o! 450 tl değil aptal!" Durdu bir süre. Bizi sırıtarak izleyen genç adamı işaret etti. Sanırım üslubumu değiştirmemi bekliyordu. "Ne? Ne var?" Müşteri hiç bozuntuya vermeden bu curcunayı bitirmek adına araya girdi. "Sorun değil Gül hanım. 450 tl olsa da alırdım emin olun." "Ama benim için sorun var! Her neyse... Siz de kusura bakmayın Beyefendi. 250 tl bu pasta." Fazladan verdiği parayı tekrar ona iade ettim. Yerine oturdu ve atik bir hareketle Arhan'a döndüm. "Bu kadar salak olup nasıl koskoca şirketi yönetiyorsun sen? 450 gram yazıyor orda." "Pasta alıp satmıyoruz Gülperi. Nerden bilebilirim?" "Sen bir şirketi yönetmiyor musun Arhan?" "Yönetiyorum." "E neyin girip çıktığına fiyatına bakmıyor musun?" "Bakıyorum." "Eeee?" "Eeee?" Delirmeme ramak kalmıştı cidden! Katıksız geri zekâlı! Başımı dağlara taşlara vurasım geliyor şu an. Ters bir bakış atarak mutfağa ilerledim. Kapıyı hızla kapatarak içeri girdim. Gözlerimi kapatarak derin derin nefesler aldım. Nefesimi dizginlemeye çalışıyordum. "Nefes al, nefes ver Peroş. Bir, iki, üç. Nefes al, nefes ver", aldığım nefesi tekrar bırakarak gözlerimi açtığımda verdiğim nefes tabiri caize götüme kaçmıştı. Bu mutfağın hâli ne? Bu. Mutfağın. Hâli. Ne? Tezgâhın üzerinde gördüğüm dağınıklığa bakakaldım. Her yer un olmuş, çikolata sosları tezgâhtan yere damlıyordu. Yumurtalar kırılmış birkaçı tezgâhtan yere düşmek üzereydi. Yeni aldığım yumurtalarsa yere yapışmış kırılmış, bardaklar yüzünden olduğunu düşündüğüm cam kırıkları yerde adeta ayna gibi kızgın yüzümü bana yansıtıyordu. Yağlar dökülmüş, şeker yüzünden her yerde şipir şipir bir görüntü vardı. Sütü tahminimce bocalamışlardı ve her yer kokuyo…