BİR DİLİM YAZ

Tanıdık Bi' Koku

Yazar:

BİR DİLİM YAZ – n. kitap kapağı
BİR DİLİM YAZ – n. kitap kapağı

Oysa ne çok şey kaçırmışım senelerce, bir seni bir de seni görünce deliren aklımı... *** Soft Analog - Kaybolur (Akustik) ARHAN Hayata dair bildiğim kesin bir şey varsa o da insanların menfaatine oynayan pislik varlıklar oluşuydu. Bu yaşıma kadar çevresi geniş ve sevilen bir adam olarak tanımlanmıştım ama hayır. Asla sevilen bir adam olmamıştım. İnsanların bende tek sevdiği şey ismim ve soy ismimdi. Paramdı, şanım ve şöhretimdi. Yıllarca insanlar bana Engin Dağkan'ın oğlu gözüyle bakmış ve ona göre hareket etmişti. Daha beş yaşımda dünyadan bihaberken bile bana gösterilen sahte ilginin ve yapmacık tavırların farkındaydım ve bunun sebebi tamamen şanımızdı. Yıllar geçti, büyüdüm koca adam oldum. Bu sefer bana Engin Dağkan'ın oğlu gözüyle değil Arhan Dağkan gözüyle baktılar. Acımasız, zengin, ukala ve yakışıklı, zengin bir herif işte. Hayatımda her şey doğduğum andan beri sahteydi. Sahte gülüşler, sahte samimiyetler, sahte sevişler... Hatta sahte kızgınlıklar. Şu hayatta herkes bana ayaklı banka gözüyle bakarken beni ben olduğum için seven ilk ve tek kadın annemdi. Bir tek o bana bu yalan dünyada bunca yalanın içinde gerçek gelirdi. Bir tek o bana gerçek gülerdi, sarılırdı. Ne zamanki annem gitti hayatımdaki bütün beyazlar kara oldu, bütün masumiyetler suç oldu. Çevresindeki insanlar tarafından parası için sevilen ben, henüz on beş yaşındayken annemi kaybettiğimde acıyan gözlerle, yalandan merhamet eden bakışlarla ve sözlerle fazlasıyla içli dışlı olmuştum. Cemiyet hayatı boyunca şımarık bir velet olan ben babama göre tamamlanması ve onun tahtının yerine geçmesi gereken bir proje olarak büyütülmüştüm. Ne baba sevgisini bilirim ne de babalığı. Ne bir kere gelip başımı okşayıp hal hatır sormuştur ne de bana bakmıştır. Onun için sorulması gereken tek şey işleriydi. Bir aksilik çıktığı takdirde kendi kanından canından da olsa acımazdı. Gerek sözleriyle gerekse de davranışlarıyla. Bunu bana en acı yoldan da olsa göstermişti. Şimdi bu siktiğimin masasında önümdeki lanet dosyayı da kendi rızam dışında inceliyordum. Bir yazlık turizm projesinden bahsediyordu ve ben bunu asla yapmayı istemiyordum, yine. Çünkü satın almamız gereken bölgede bir pastane bulunuyordu ve o pasteneyi de satın alamazsak ya da bu işe dahil edemezsek proje başarılı olamayacaktı. Bu pastaneyi almayı hatta projeyi yapmayı en başından sert bir dille reddetmiştim fakat dediğim gibi babanız kendisi dışında kimseyi insandan saymıyorsa ve kendi oğlunu evlat değil de proje diye büyütüyorsa zaten hayatta doğru bir adım atamazsınız. Attırmazlar ki amına koyayım! İnsanların ekmek teknesine çökmek, kavga etmek hatta bir kadına el kaldırmaları hiç benlik değildi. Fakat ortada bir rekabet varsa karşılığını vermekten çekinmezdim. Özellikle dün sürtüştüğümüz o kadını gördükten sonra bu fikrim çok değişmişti. Hâlâ belli başlı yargılarımın arkısındayım ama o kadın hırs yapmama sebep olmuştu. Aslında ikimizin birkaç ortak noktası vardı. Dik başlılığı, inadı ve siniri... Yalan yok, o anda bana ayna tuttuklarını düşünmüştüm. Kendince o da haklı tabii ama hesaba katmadığı bir şey varsa o da benim Arhan Dağkan oluşumdu. Kapının tıklatılmasıyla sıkıntı içinde oflayarak girmeleri için onay verdim. Ellerinde beş adet kalın dosyayla Yunus girdiğinde içimden küfrettim. "Günaydın Arhan." Bekledi ve ekledi, "Bey, Arhan Bey." Yusuf lise arkadaşımdı. Liseyi de üniversiteyi de birlikte okumuş birlikte mezun olmuştuk. Hayatımın nerdeyse her alanında vardı ve evet buna işim de dahildi. "Hayırdır ne bu sıkıntı?" "Lan daha n'olcak?" Elindeki dosyaları işaret ettiğimde sırıttı. "Ne sırıtıyo'sun oğlum ordan? Sıkıntıdan patli'cam şurda. Allah için gidelim bir şeyler yiyelim." "Yemedin mi lan gece boyu?" "Allah'ım sabır, mevlam sabır! Oğlum! Sence yesem yemek yiyelim der miyim?" "Tamam celallenme hemen. Ben Efekan abiyi ararım bize bir masa ayırtır hazırlar." Yerimden kalkarak deri koltuğuma astığım ceketimi giydim. Yusuf'un sırtına babacan bir vuruşla karşılık verdim ve başımı salladım. "He sen söyle ha…

Bölümün tamamını WritePad'de oku