3.BÖLÜM
Yazar: İrem

Akşam eve geldiğimiz gibi yorgunluktan bitap düşmüş bedenlerimizi yataklarımıza bırakmıştık. Gün boyu olanlar ikimize de enteresan gelmişti. Ela olanları anneme anlatamamıştı. Zaten bunu istemiyordum. Şayet anlatsaydı annemin onu tuttuğu gibi yarışmaya götüreceğini biliyordu. Zenginlik hayallerine ulaştırsın diye elinden geleni yapardı annem, bundan emindim. Bu sebeple ikimizde susmakta karar kılmıştık. Nitekim olaylı günün üzerinden üç gün geçmiş, bizde o gün olanları bir anlık unutuvermiştik. Yine her zamanki gibi ailece kahvaltı masasında otururken bir yandan da televizyonu izliyorduk. Annem bizim ilgiyle izlediğimiz haber kanalından sıkılmışçasına kumandayı alıp kanalı değiştirdi. “Aman biraz da magazin seyredelim de gözümüz gönlümüz açılsın bari.” “Anne açsana sesi!” dedi Ela gördüğü haberle. “Abla bak,” derken de beni dürttü. “Bu sizin kafe, şu da Semih Demirsoy değil mi ya?” derken sesini bir anda inceltti, çünkü onu dürten ben oldum bu kez. Annemin radarına ise çoktan girmiştik. Dişlerimi sıkarak: “Hıhı ablacım neyse değiştirelim ya!” dedim, tam kumandayı alacakken annem itiraz etti. “Bekle be! Bakalım biraz neymiş.” Ela, bana “Yalnız bu yanındaki yoktu kafede.” dedi fısıltıyla. Görüntüde Semih'in yanında uzun boylu, kumral saçlı ve buğday tenli biri vardı ama tam profili görünmüyordu, gözlük takmıştı ve yan duruyordu. İsmi Çağan Demirsoy'du, magazinci öyle söylüyordu. İsim içimde gariplik yaratmıştı, bana yıllar öncesinin bir anını anımsattı. Fakat o anda ismi Çağan olan çocuğun soyadı Demirsoy değildi. Ne olduğunu ise hiçbir zaman öğrenememiştim. “Üç gün önce kadrajımıza yeni keşfettikleri bir mekân çıkışında takılan Demirsoy kardeşlerden sorularımıza yanıt aradık. Aşk hayatınız nasıl? Yeni biri var mı? Sorularına ağabey kayıtsız kalırken küçük kardeş sessizliği bozdu.” “Yeni biri her zaman var bende.” diyordu görüntülerde Semih. “Ancak sadece aşk değil işte de yeni gelişmeleri sizinle paylaşmak isterim. Kozmetik yüzümüzü arıyoruz, bu nedenle her yeri değerlendiriyoruz. Burası da dahil.” “Sanırım aradığınız güzeli bulamadınız?” Semih'in içeriye doğru bakışını gördüm, kısık bir soluk aldım. Semih ise üstü kapalı bir şekilde “Şimdilik.” dedi. Magazin haberi verilirken kırdığı pot karşısında annemin sorgulayıcı bakışlarına maruz kalan Ela ne yapacağını bilemez bir şekilde bakıyordu bana. Annem şüphe tonu hâkim sesiyle konuştu. “Bana anlatmadığınız ne var? Sen nereden tanıyorsun bu Semih Demirsoy'u? Sanki görmüş gibi konuştun?” Elini çenesine götürdü. “İyide bu adamın sizin kafede ne işi vardı? Haydi, anlatın ananıza, dökülün!” Ani bir şekilde lafa atladım. “Ya nereden çıkartıyorsun anne sen de böyle şeyleri! Hem neyi anlatmayacağız? Al işte, sen dedin adam ünlü diye ya oradan biliyordur kız da.” Çenemi dikleştirip kendimden emin devam ettim. “Hem o değil ben gördüm, farkındaysan ben çalışıyorum o kafede. Ela o çıkınca gelmişti.” Sözlerimi bitirdiğimde Ela'ya anlık bakış atıp göz kırptım, o da derin bir oh çekti. Aynı okulda olduklarını anneme söylesem kalpten giderdi ahirete. Evet, Semih ve Ela aynı okulda aynı bölümlerde okuyorlardı fakat Semih bir üst sınıftaydı. Bu yüzden şimdiye dek hiç karşılaşmamışlardı. “Hım... Öyle diyorsun yani? İyi inanalım bakalım.” “Aman canım bize ne! Sonuçta sosyete işte, adamlar her yerde.” dedim, sonra Ela'yı dürterek: “Haydi kalk gidelim.” dedim, anneme bakarak da: “Kızı da sorgularınla geç bıraktın. Ne Demirsoy’muş ya arkadaş!” diye hayıflandım abartıyla. Annem kaşları çatık bir hâlde başını iki yana sallarken Ela onun yanağına kocaman bir buse bırakıp koşar adım çıktı evden, ben de hemen arkasından evden ayrıldım. “Bu sinsi Semih bizim kafeyi başıyla işaret ederek kesin Ela'yı kastetti, kesin!” diyerek yol boyunca kendi kendime konuşmuştum. Kafamda dönüp duran düşünce dikkatimi dağıttığı için iş yerimin önündeki durakta inmeyi son anda başardım. *** “Günaydın Uğur Böceğim.” dedi Burcu neşeyle. Biraz cansız bir sesle yanıtladım onu. Günlerdir uyuyamıyordum. Semih ile Ela’nın aynı okul…