0.7
Yazar: damy

Nasılsınıııız 🥹 Biz geldik, özleştik di mi 🥹🤍 Hem uzun bir bölüm hem de özlediğiniz için öncekilere göre bolca yorum bekliyorumm 🫡 °❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・ "Evet, Bahadır Bey, zaten detaylar sözleşmede de belirtildiği gibi. Velayetin size verilebilmesi iç—" Duvarı delen matkap sesi bir kez daha araya girdiğinde gözlerimi yumdum ve derin bir nefes aldım. Bu sabahtan beri kaçıncıydı bilmiyordum ama artık sabrımın sonlarına geliyordum ve gerçekten çıkıp birilerine sataşmama saniyeler kalmıştı. "Yeni komşular biraz gürültücü sanırım..." Müvekkilimin yüzünde anlayışlı bir gülümsemeyle, bilgisayar ekranından bana baktığını görünce mahcup bir tebessümle başımı salladım. "Evet, galiba öyle. Gerçekten çok özür dilerim. Dairenin satışa açıldığını bile daha bu sabah, taşınmaya başladıklarında öğrendim. Bilseydim görüşme için daha uygun bir ortama geçerdim. Lütfen kusura bakmayın..." Bahadır Bey elini havada salladı ve gözüm hemen ardında uzanan New York'un klasikleşmiş, uzun, beton binalarına çarptı. Yurt dışından Türkiye'ye uzanan bir müvekkil görüşmesi için, seçtiğim hiçbir gün muhtemelen bundan daha kötü olamazdı. Karşı komşuma şimdiden bir hayli öfkeli olduğum kesindi. "Önemli değil, zaten benim de toplantıya yetişmem gerekiyor. Siz sözleşmeleri ve detayları bana gönderin Leyla Hanım, ben inceledikten sonra en kısa sürede dönüş yaparım. Zaten duruşmaya daha bir ay var." Başımı salladım. "Elbette. Ben görüşmemizden sonra her şeyi iletiyor olacağım, siz de lütfen bu süreçte bütün eksikleri tamamlayın. Yetkililer mahkemeden önce gelip iki evde de incelemeler yapacak." Bahadır Bey başını salladığında, bakışlarımız yeniden buluştu ve her ne kadar bu konuda hâlâ istekli olmasa da bu seçeneği ona yeniden hatırlatmak istedim. Belki görev tanımıma dahil değildi ancak yakın zamanda anne olacağım için, artık her şeye biraz daha duygusal bakmaya başlamıştım ve bunları görmezden gelemiyordum. "Her ne kadar bana düşmese de, lütfen avukatınız değil, yakında anne olacak bir tanıdığınız olarak şunları söylememe izin verin..." Parmaklarım iyice belirginleşmiş göbeğimin üzerinde gezinirken başım kısa bir an aşağıya düştü ve birkaç saniye bekledim. Derin bir nefes alıp yeniden müvekkilime döndüğümde, bakışlarımda değişenleri görebilmesini umdum. "Küçük Nil için en sağlıklı seçeneklerden biri anne ve babasını eşit düzeyde görmesi olmaz mı sizce de? Karar elbette sizin ancak ortak velayet, şu anki durumunuzda çok daha yapıcı bir yöntem. Eşiniz kızınıza karşı nasıl bir kadındı bilemiyorum, aile içinize, daha doğrusu eski aile birliğinize laf söylemek ya da karışmak da bana düşmez elbette ama..." Başımı hafifçe iki yana salladım. Göz bebeklerim titredi. "Sevgi dolu bir evde, anne ve babasıyla birlikte büyümeyi her çocuk hak eder, Nil'in yaşı da henüz çok küçük... Ki siz, zaten onu babası olarak benden çok daha fazla düşünüyorsunuzdur elbette ancak bilemiyorum Bahadır Bey... Sadece kendi deneyimlerime istinaden, böyle bir seçeneğiniz olduğunu da hatırlatmak istiyorum, yanlış anlamanızı asla istemem." Bahadır Bey beni dinledi ve ben bitirene kadar hiçbir şey söylemedi. Bitirdiğimdeyse hafifçe gülümsedi ve sırtını yasladığı sandalyesinden doğrularak öne eğildi. Dirseklerini masaya yaslayıp onlara yaslanırken bakışları ılımlıydı. "Bir başkası söylese umursamayacağım laflar bunlar, sevgili Leyla ancak sen, bütün bu çekişmeli boşanma ve velayet sürecimizin tamamına, eski eşimin yaptıklarına ve Nil'in ne kadar yıprandığına şahit olduğun için bunları söylemene asla alınmıyorum. Yanlış da anlamıyorum. Aksine, seni tanıdığım şu iki senelik süreçte hamileliğin seni nasıl değiştirdiğini görmeseydim, asıl bunları söylemediğin takdirde kesinlikle bir sorun olduğunu düşünürdüm. Haklısın, ortak velayet çok daha sağlıklı olacaktır belki de ancak ben baktığım yerden ne görüyorum biliyor musun?" "Ne görüyorsunuz?" Bahadır Bey buruk bir gülümsemeyle gözlerini kaçırdı. "Nil'in ikimizin arasında kaybolduğunu..." dedi bir an sonra başını hafifçe iki yana sallayarak. "İki farklı ev…