0.6
Yazar: damy

“İşte öyle Maya,” diye mırıldandım suyuma uzanmadan önce. Yüzümdeki gülümsemeyle onun hülyalı, sanki birazdan rüyalara dalacakmış gibi görünen suratına bakarken dudaklarımı birbirine bastırdım. “Abinle böyle tanıştık…” Maya heyecanla doğrulduğunda, bar taburesindeki küçük bedeni etrafa neşe saçıyordu sanki. Uzun zamandır böyle enerji dolu birisiyle tanışmamış, karşılaşmamıştım. “Ay gerçekten film gibi Leyla abla ya! Aşırı romantik. Çek sinemada oynat, hiç sırıtmaz valla. Peki nasıl buldunuz birbirinizi sonra? Yani ayrılmışsınız Yunanistan’da ve çok akıllı olduğunuz için birbirinize numaralarınızı da vermemişsiniz…” Kıkırdadım. Fatih’in kaşları kalkarken ona baktığımda, yüz ifadesi yumuşaktı. Onu, abilik çizgisinin diğer tarafında görmeye bayılmıştım. “Leyla ablan buldu beni,” dedi bir an sonra Fatih hafifçe gülümseyerek. Bir yandan anlatıp bir yandan da boşalan yemek tabaklarımızı toparlarken, bakışları sanki ayaklanmama engel olmak için hep üzerimdeydi. Yardım etmeme dahi izin vermiyordu, ikisi de bütün yemeği birlikte hazırlamışlardı ve eğer kestirmezsem, Fatih bir daha Maya’yla görüşmemize kesinlikle engel olacağını söylemişti. Elbette bunu yapmayacağını biliyordum ama kız kardeşi, bunu oldukça ciddiye almış ve ben uzanırken birkaç dakikada bir beni kontrol etmişti. En sonunda uyuyakalmıştım da ama çok uzun sürmemişti. “Nasıl?” diye sordu Maya bir elini çenesinin altına koyup ilgiyle onu dinlerken. “Hastanede kucağıma atladı.” “Ne?” diye heyecanla çığlık atan Maya’yla aynı anda tepki verdim. “Hiç de bile!” Maya’nın bakışları ondan bana çevrilince doğrulduğu tabureye tekrar oturmuştu. Fatih sesimle birlikte kahkaha attığında, ben de abartılı bir şekilde gözlerimi devirdim. “Öyle bir şey olmadı tabii ki Maya’cığım. Ben kontrole gitmiştim, çıkarken abin görünümlü bir etten duvarla çarpıştım. Ah yoksa…” Başımı çevirdim ve gözlerimi kısarak meydan okur gibi ona baktım. “Duvar değil de öküz mü demeliydim acaba? Koskoca kadını görmeyecek kadar acelesi olan biri için fazla irisin de çünkü!” Maya kocaman kahkaha attığında, Fatih canı yanmış gibi elini göğsüne koydu ve gözlerini sıkıca yumdu. “Kalbimi kırıyorsun ama Leyla. Öküz? Hem de bebeğinin babasına? Ayrıca…” Kollarını tezgâha yerleştirip öne doğru eğildi ve gözlerini kıstı. “Çocuğun yanında ne biçim konuşmalar bunlar? Ayıp olmuyor mu?” Dönüp Maya’ya baktığımda ve özür dileyecek gibi olduğumda, Fatih hemen araya girdi. “O çocuğu mu diyorum ben, o eşek kadar oldu! Bizimkini diyorum!” Sırıtışıma engel olamayıp da başımı geriye atarak bir kahkaha patlattığımda, Maya’nın ters bakışları da abisini bulmuştu. “Bana da ayıp oluyor abi ama neyse, olsun!” Fatih bakışlarını gülüşümden çekti ve irice açtığı gözlerini kardeşine çevirdi hızlıca. “Kızım her zaman çocuk dediğime alınırsın, şimdi çocuk değilsin diyorum diye mi alındın? Pes vallahi, siz adamı manyak edersiniz!” “Ya,” dedim kahkahalarımın arasından zorlukla. Gözlerimin kenarlarına dolan yaşları silerken hâlâ gülüyordum. “Allah iyiliğinizi versin ya… Ama yeter, vallahi yeter çok güldüm, şimdi doğuracağım, n’olur yeter…” Fatih sırıttı ve Maya da kalkıp ona yardım etmeye başlamadan önce birer beşlik çaktılar. Sırf beni güldürdükleri için bir başarım kazanmış gibi sırıtmalarına bakılırsa, zorlu bir hayatım olacaktı… “Sen daha dur Leyla abla. Daha bizi ablamla görmedin. Üçümüz yan yana gelince her şey üç katı komikleşiyor çünkü birbirimizin en büyük eğlencesi biziz.” Kıkırdadım. “Her gelen bir sonraki gelecek Demirkan’la ilgili beni korkutuyor, bu işin sonu nereye gider gerçekten bilemiyorum.” Maya elindeki tabaklarla duraksadığında, söylediğim şeyden sonra bakışlarını kıstı ve sanki ağır çekimdeymiş gibi, hemen bir adım ilerisinde duran abisine doğru döndü. Film sahnesini andıran bir andı ve sahnede, kollarını önünde bağlamış, gözleri üzerimde olan bir Fatih Demirkan’la, ona düşmanca bir ifadeyle bana kız kardeşi Maya Demirkan vardı. “ Bir önceki bir sonrakiyle ilgili korkutuyordu derken…” dedi kısık, keskin bir sesle ve abisiyle göz…