0.2
Yazar: damy

Biz geldik! İlk bölümde gösterdiğiniz sevgi ve destek için çok teşekkür ederiz. Onları en az benim kadar benimseyeceğinizi adım kadar iyi biliyordum zaten. Sizi çok! 💜 Bu gece benim için özel çünkü bu dünyada çoğu şeyden de fazlaca sevdiğim, en yakın arkadaşım, dostum, kız kardeşlerimden birisi doğdu. İyi ki doğdun Ceren'im, bu yolu yürüyecek cesareti bulmak hiç kolay olmadı ama elimi bir kez olsun bırakmadın. Varlığın bana verebileceğin en büyük hediye, seni çok seviyorum. Daima beraber olalım, beraber yaş alalım! 🪽 Bugün, Bir Adım Ötesi burada, sizlerle buluşabiliyorsa, Ceren arka planda pes etmeme asla izin vermediği, düştüğümde tutup kaldırdığı ve daima gözyaşlarımı sildiği için.🪽 Ben de bu yüzden Ceren'in doğum gününe özel, sizinle iki bölüm birden paylaşma kararı aldım 🥹 Bu bölümden hemen sonra, üçüncü bölümümüze de bakmayı unutmayın! °❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・ Üç ay sonra... Bulamamıştım. Yer yarılmıştı da içine girmişti sanki Allah'ın cezası herif! Telefon numarası doğrudan telesekretere bağlanıyordu. İnternette yaptığım aramalarda bildiğim tek şey olan adı ve mesleği olduğu için, bir türlü istediğim kadar bilgi bulamıyordum. Ülkede aynı isimde binlerce insan zaten vardı ama doktor ? Allah aşkına, kaç tane Fatih isminde, 30-32 yaşlarında, kuzguni siyah saçlı, ela gözlü, bronz tenli, uzunca boylu ve orantılı kaslı doktor olabilirdi ki? Yoktu. Sanki varlığı o tatil dönüşünden sonra bir anda toz olup uçmuştu evrenden. Ne vardı o kadar kafayı bulacak da adama soyadını ya da çalıştığı hastaneyi bile soramamıştım? Bir daha asla o kadar içmeyecektim... İçemezdim de zaten, birkaç ay sonra resmi olarak bir anne olacaktım. Bebeğim her şeyden daha önemliydi. Hadi bari ilk gecemizde sormamıştım da ya ikinci, üçüncü gece? O zaman da mı aklım uçmuştu kafamın içinden de aklıma gelmemişti? O anda başka şeylerle ilgilendiğin için olabilir, diyen iç sesime kendini sessize almasını söyledim. Tek başıma gittiğim Yunanistan tatilinde karşılaşmıştık Fatih'le. Başta İngilizce konuşmaya başlamıştık ve ikimiz de birbirimizin Türk olduğunu o kadar uzun süre anlamamıştık ki, neredeyse bir saate yakın öylece konuşmuştuk. İkimiz de aptal gibi sırıtmaktan birbirimize isimlerimizi dahi sormamıştık. En sonunda arkadaşları mekânın diğer köşesinden ona seslenince anlamış, konuşmayı anadilimizde devam ettirmiştik. O gecenin büyüsü hâlâ aklımdaydı. Ne yaparsam yapayım, o tatilde biriktirdiğim anıları, bu hayatta değiştirmek isteyebileceğim çok çok az şey vardı. °❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・ Mayıs, Mykonos, Yunanistan "Ay inanamıyorum bu kadar konuşup birbirimize isim sormayı unuttuğumuza... O kadar İngilizce konuşup kendimizi yorduk bir de..." Küçük bir kahkaha attım ve resmi olarak tanışabilmemiz adına elimi uzattım. "Leyla," dedim doğrudan gözlerine bakarak. Sabahtan beri o yeşil gözlerine bakıyordum ve hipnotize olmama saniyeler kalmıştı. O da güldü ve yine, inci gibi dişleri ortaya çıkarak bronz teniyle enfes bir tezat yarattı. Elini uzattı ve parmakları benimkileri nazikçe kavradı. Parmaklarımın tersini öpebilmek için eğildi ve dudaklarını tenime bastırdı. "Daha memnun olamazdım Leyla... Fatih ben de." Gülümsedim ve elimi tutuşu gevşediğinde parmaklarımı çektim. "Ben de çok memnun oldum..." Bakışlarım ona seslenen üç kişilik erkek grubunu buldu. Onlar da doğrudan burayı izliyorlardı. "Arkadaşların seni bekliyorsa tutmayayım, eğlencenizi bölmek istemem." Sözlerimle birlikte o da onu izleyen ekibe döndü. Fatih'in dönüşüyle birlikte ellerindeki biraları kaldırıp sırıttıklarında Fatih de güldü. Bense ona bakıyordum. Beyaz keten bir gömlek ve bej bir şort giyiyordu. Gömleğinin yakası açıktı, düğmelerinin sadece alttan birkaç tanesi iliklenmişti. Bronz teninin üzerinde ince, gümüş bir zincir asılıydı, parlıyordu. Gülüşü afrodizyak almaya benziyordu. Dişlerinin özenli dizilişi, gözlerinin hafif kısılışı, göz kenarlarındaki kırışıklık. Ona bakmayı sevmiştim. "Burada sahip olduğum şeyi öyle kolay kaybetmeye niyetli değilim," diye mırıldandı o da doğrudan gözlerime bakarak…