7.bolum
Yazar: Sıla Dursun

Aren’in sözlerinden sonra koridorda sessizlik oluştu. Kimse konuşmadı. Selim Bey bile. Liam bile. Çünkü Aren o cümleyi öyle bir söylemişti ki… Bu bir plan gibi değil, yemin gibi duyulmuştu. Ben ise ona bakakalmıştım. “Söz mü?” Aren’in gözleri gözlerimden ayrılmadı. “Evet.” “Neden?” Bu kez cevap hemen gelmedi. İlk defa. Aren sustu. Bakışları yüzümde dolaştı. Sanki cevabı dikkatle seçiyordu. Sonunda: “Çünkü bir kez başaramadım.” Kaşlarım çatıldı. “Ne?” Yüzünde o eski yorgun ifade belirdi. “Birini korumam gerekiyordu.” Sesi sakindi. Ama altında başka bir şey vardı. Suçluluk. “Ve başaramadım.” Bir an içim sıkıştı. Çünkü o ifadeyi daha önce hiç görmemiştim. Aren devam etmedi. Liam’ın yüzü gerildi. Sanki neyi kastettiğini biliyordu. Ben bakışlarımı Liam’a çevirdim. O ise anında başka tarafa baktı. Bir şeyler saklıyorlardı. Yine. “Aren.” “Hm.” “Kimdi?” Sessizlik. Rüzgâr tünelin girişinden hafifçe içeri doldu. Sonunda: “Küçük kız kardeşim.” Dünya bir anlığına sessizleşti. Ne? Ben donup kaldım. “Kız kardeşin mi vardı?” Başını hafifçe salladı. Vardı. Geçmiş zaman. Kalbim sıkıştı. Aren’in bakışları uzak bir noktaya kaydı. “Onu koruyacağıma söz vermiştim.” Sesi çok sakindi. Fazla sakindi. “Başaramadım.” Kimse konuşmadı. Çünkü bazı cümleler fazla ağır olur. Ve bu onlardan biriydi. Liam yavaşça iç çekti. Ben ise ilk kez Aren’e tamamen farklı gözlerle bakıyordum. Bu adam… Yalnızca güçlü değildi. Bir şeyler kaybetmişti. Ve belli ki hâlâ onların ağırlığını taşıyordu. Bir süre sonra Aren bana baktı. İfadesi yeniden sakindi. Ama gözleri… Biraz farklıydı. “Bu yüzden bu kez hata yapmayacağım.” Kalbim anlamsız şekilde hızlandı. “Aren…” “Meyra.” Sesimi kesti. “Anlaşmalı evlilik sadece bir kalkan.” Bir adım yaklaştı. “Ama seni koruyacağım kısmı anlaşma değil.” Bir saniye. İki saniye. Üç saniye. Nedense nefes almayı unutmuştum. Liam ikimize baktı. Sonra gözlerini kapattı. “Harika.” İkimiz de ona döndük. “Ne?” Liam yüzünü elleriyle kapattı. “Ben üçüncü tekerlek oldum.” “Ne alaka?” “Hiç mi duymuyorsunuz kendinizi?” Ben kaşlarımı çattım. Aren’in yüzü ise tamamen ifadesizdi. Bu da genelde tehlikeli bir işaretti. Liam başını kaldırdı. “Biriniz ‘Seni koruyacağım’ diyor, diğeri nefes almayı unutuyor.” Ben bir anda kendime geldim. “Ben nefes almayı unutmadım.” Liam bana baktı. Sonra: “Tam on dört saniye.” Sessizlik. “…Saydın mı?” “Evet.” Yüzümün ısındığını hissettim. Aren bana bakıyordu. Bu daha kötüydü. “Dur bakma.” “Bakmıyorum.” “Bana bakıyorsun.” “Şu an evet.” “Yapma.” Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Bu adamla konuşmak neden bu kadar zordu? Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Bu adamla konuşmak neden bu kadar zordu? Tam o sırada Selim Bey boğazını temizledi. “Rahatsız etmek istemem ama hâlâ peşimizde kim olduğunu bilmiyoruz.” Bir anda ortam değişti. Ben de kendime geldim. Doğru. Anlaşmalı evlilik. Eski anılar. Aren’in sözleri. Bunların hepsi bir kenara… Birileri bizi avlıyordu. Aren’in yüzündeki ifade yeniden ciddileşti. “Koridorun çıkışları?” “Kapalı.” “Kameralar?” “Çalışıyor.” “Bir hareket?” Selim Bey başını iki yana salladı. “Henüz yok.” Henüz. Bu kelime hoşuma gitmedi. Liam da aynı şeyi düşünmüş olacak ki kaşlarını çattı. “Biri bizi buraya kadar takip ettiyse, bu yeri biliyor demektir.” Aren başını salladı. “Evet.” “Bu iyi değil.” “Hayır.” Ben ikisine baktım. “Bir dakika. Burası gizli değil mi?” Aren bana döndü. “Öyle.” “O zaman nasıl bulabilirler?” Bu kez cevap vermedi. Yüzündeki o sakin ifade bir anlığına kayboldu. Çok kısa. Ama gördüm. Bir şey düşünüyordu. Ve bundan hoşlanmamıştı. “Aren?” Bakışları yavaşça bana döndü. “İçeriden biri söylemiş olabilir.” Koridorda sessizlik oluştu. Selim Bey’in yüzü değişti. Liam’ın yüzü de. Ben ise birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedim. “İçeriden… biri mi?” Aren başını salladı. “Bu yerin yerini çok az kişi biliyor.” “Kimler?” “Ben.” Liam. “Selim Bey.” Başka birkaç kişi.” “Ve…” Durdu. “Babam.” Bir anda içime kötü bir his yayıldı. Aren’in babası. Beni ona bağlamak isteyen adam. Aren’i bir “proje” olarak gören…