2.Bölüm
Yazar: Sıla Dursun

Babam. Bu tek kelime bile nefes almamı zorlaştırmaya yetmişti. Telefon elimde donup kalmıştı. "Liam..." Sesim fısıltıdan farksızdı. "Bu bir şaka mı?" "Keşke öyle olsaydı." Kalbim sıkıştı. Yıllardır kaçıyordum. Şehir değiştirmiştim. Kimliğimi değiştirmiştim. İsmimi bile değiştirmiştim. Ama yine de geçmişim beni bulmuştu. Babam beni bulmuştu. Gözlerimi kapattım. Bir anlığına çocukluğumdaki o büyük eve geri dönmüş gibi hissettim. Mermer koridorlar... Silahlı korumalar... Sürekli emir veren sert bir adam... Babam. "Simge." Liam'ın sesi beni düşüncelerimden çekip çıkardı. "Hâlâ orada mısın?" "Evet." "Yarın sabah erkenden geleceğim." "Tamam." "Kapıyı kimseye açma." "Tamam." "Ve telefonunu açık tut." Bu kez cevap veremedim. Çünkü gözüm yeniden ekrana kaymıştı. Yeni bir mesaj gelmişti. Bilinmeyen Numara: Liam'a güveniyorsun. Kanım dondu. Bu nasıl mümkündü? Telefon görüşmemizi dinliyor muydu? Parmaklarım titremeye başladı. Bilinmeyen Numara: Ama onun da senden sakladığı şeyler var. Yutkundum. Bir sonraki mesaj saniyesinde geldi. Bilinmeyen Numara:(fotoraf) Telefon elimden düştü. Fotoğrafta muhtemelen ben 15 liam 16 yaşındayken cekilmisti liamla ikimiz yan yanaydık yine babamın düzenlediği bir organizasyon davetindeydik siyah saçlı adam uzaktan bana bakıyordu sanki herseyi bosvemis sadece ben varmışım gibi bakıyordu Tam liamı arayacaktım ama tereddüt ettim mevzu güven değildi ama nedense elim onu aramaya gitmedi Sabah olduğunda neredeyse hiç uyumamıştım. Kapı zili çaldığında saat henüz sekiz bile olmamıştı. Kapıyı açar açmaz Liam içeri girdi. Yüzü normalden çok daha gergindi. Elinde siyah bir dosya vardı. Kapıyı kapattıktan sonra doğrudan salona geçti. "Liam." Başımı kaldırdım. "Ne oluyor?" Dosyayı masanın üzerine bıraktı. "Önce bunu izle." İçinden birkaç fotoğraf çıkardı. İlk fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi. "Hayır..." Fotoğraftaki kişi bendim. Ama bugünkü ben değildim. On altı yaşındaki bendim. Eski ismimle. Eski hayatımla. Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu. HEDEF BULUNDU. Kalbim duracak gibi oldu. "Liam..." "Evet." "Bu ne?" Çenesi kasıldı. "Babanın adamlarının kullandığı işaretleme sistemi." Boğazım kurudu. "Yani..." "Seni bulmuşlar." O an salondaki hava tamamen değişti. Çünkü yıllardır korktuğum şey gerçekleşmişti. Babam beni bulmuştu. Tam konuşacakken Liam'ın telefonu çaldı. Arayan kişi bilinmiyordu. Liam normalde açmazdı. Ama bu kez açtı. "Konuş." Karşı taraftan gelen sesi duyamıyordum. Ama Liam'ın yüzünün nasıl değiştiğini görebiliyordum. Önce şaşırdı. Sonra öfkelendi. Sonra... İlk kez korktu. Telefon kapanınca ayağa kalktı. "Liam?" Bana baktı. Gözlerinde alışık olmadığım bir ifade vardı. "Sakince beni dinle." Mideme kötü bir his çöktü. "Neden?" "Çünkü hemen gitmemiz gerekiyor." "Nereye?" "Buradan uzağa." "Ne oldu?" Liam cevap vermedi. Telefonunu bana uzattı. Ekranda tek bir fotoğraf vardı. Fotoğraf bugün çekilmişti. Bundan emindim. Çünkü fotoğrafta şu an içinde bulunduğumuz salon görünüyordu. Ben görünüyordum. Liam görünüyordu. Ve fotoğrafın çekildiği açıya göre... Fotoğraf evimin içinden çekilmişti. Altında tek bir mesaj vardı: Artık saklanmayı bırak, deniz kızı. Baban seni bekliyor. O anda mutfaktan gelen hafif bir ses duyuldu. Tık. İkimiz de aynı anda başımızı çevirdik. Evde yalnız değildik. Birisi içerideydi. Ve yavaşça bize doğru yürüyordu... Gelen sesler beraber Liam önüme geçti Bense çekmeceyi açıp elime bir bıçak aldım tam o Esnada elimdeki telefon yeniden titredi (Bilinmeyen numara): hemen evden dışarı çıkın! Çok düşünmeden “Liam mesaj geldi” Telefonu görebileceği şekilde dik tuttum Başını çevirip mesajı okuduktan sonra Başını sallayıp işaret parmağıyla cami işaret etti “yeterince büyük burdan çıkalım” Basımı asabi yukarı sallayıp camı açtım ve tezgaha çıkıp pencereden disariya atladım zaten müstakil bir olduğu için çokta bir yüksekliği yoktu ardimdan liamda atladı Ardımdan Liam da atladı. Ayakları yere değer değmez kolumdan tuttu. "Koş." İtiraz etmedim. Zaten içeriden gelen sesler gittikçe yaklaşıyo…