8. Bölüm
Yazar: Betül

Özgür'ün gözünden Alp olmadan geçen bir ay; Saatlerdir hastanedeydim. Eflal'in Göksel'i araması ile hastaneye hızla gelmiştim. Tek ailem olan kişiyi de terk edemezdim. Gözlerim doluydu. Saatlerdir aynı noktaya bakıyordum. Aklımda onunla geçirdiğim her anının sesleri canlanıyordu. Ne olacağı belli olmuyordu. Yarın konuşuruz diyen bugün ölebiliyordu. Bunu yeni öğrenmiştim. Tam 30 gün boyunca ev sessizdi. Terk edilmiş gibi. Gecenin ya da sabahın köründe gelip huzur bozan bir Alp yoktu.(yazardan: çok da açık sözlüdür🐬🐛) Her gün hastaneye geldim. Sabah, akşam veya gece farketmeksizin onun yanına gittim, kimsesizliği tattım. Yalnızım. Kimsem yok artık. Sende gidersen kimim kalır ki benim? Hastane karanlıktı. Saat gece üçtü. Alp'in olduğu odanın dışında yerde oturuyordum. Sırtım soğuk duvara yaslanmıştı. O bitkisel hayata gireli 3 hafta olmuştu. Umutlarım tükenmemeliydi. Tükenemezdi. Umutlarım tükenirse bende tükenirdim. **** (Şimdiki zaman \Gökselin anlatımı) Alp hâlâ taburcu olmamıştı. Eflal onun yanındaydı. Özgür eski halibe dönmüş benim yanımda oturuyordu. Atlas, daha önceki davaları çözdüğümüz tahtanın önünde duruyordu. Güya katili bulmaya yaklaşmıştı. "ÖHM" elini masaya vurdu bir kaç kez, "Şimdi hepiniz beni dinliyorsunuz dimi?" "Atlas." derin bir nefes aldı Özgür. "O ağzını kırmadan ne söyliceksen söyle !" "Tamam, tamam. Şimdi tahminim üzere Alp kardeşimi vuran kişi ile aradığımız katil aynı kişi. Ayrıca anlattığınız üzere Göksel'i kovalayan adam da aradığımız kişinin adamıydı, lakin onun metro kapasında kafasının sıkışarak öldüğünüz söylediğiniz, doğru mu?" "Evet, devam et." Dedi Özgür yerinde doğrulurken. Ciddileşmişti. "Eflal'in gördüğüne göre de Alp kardeşimi vuran kişi bir kadınmış. Uzun saç görmüş. Yani eğer uzun saçlı bir erkek değilse kadın." "Yani aradığımız katil bir kadın. Etkilendim açıkçası." dedim araya girerek. Özgür beni cevaplamak için gecikmedi, "Etkilendiğin şey kadın değil o gece olan şeyler bence." diyerek sırıttı. Sonra koltuğa yaslandı rahat bir hale geçti. "Siz o gece seviştiniz falan mı lan! Benim Alp kardeşim ölüm döşeğindeyken seviştiniz mi?!" diyerek ortalığı karıştırdı Atlas. "O da mükemmel bir hikayeymiş aslında." dedi Özgür hızlıca. "Ne yazık ki sadece hikaye." dedim gülümseyerek. "Hikayeler gerçek olabilir." "Gerçekler yalan olabilir." "Sonuç olarak seviştiniz mi ? Sevişmediniz mi?" Atlas yine araya girmişti. "Hayır!" "Evet." "Evet mi? hayır mı?" Atlasın kafası karışmıştı. "Hayır." dedim son kez. Sonrasında odadan çıktım ama Özgür'ün Atlas'a fısıldadığı her şeyi duymuştum. "Ben Göksel'i öptüm ama utanıyor işte kabul etmiyor." Dedi Özgür kısa bir isyanla, bunun üzerine Atlas'ın gür kahkahasını duydum. *** Aynanın karşısında kendime bakarken bir hayli uzamış olan saçlarımı geriye attım. Saatlerce kendimi izledim. Konuştum. Gören deli sanardı, ama bana iyi geliyordu. Sonra her şeyi berbat eden o iç ses konuşmaya başladı, Can yoldaşım dediğin kız bile seni bırakacak işte kaç buralardan. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Aptalsın işte. Annen ve baban seni hiç sevmedi, sen o aptal sevgi gösterilerine inanmışmıydın? "Sus artık lütfen, yeter" Sevilmiyorsun Göksel. Hiç bir zaman sevilmedin. Hiç bir zaman da sevilmeyeceksin. Hepsi sadece sana acıyor. Seni sevmiyorlar. Aslında haklılar... Senin gibi bir kızı kim sever ki? "Sus artık! " Diyerek yan tarafında duran bibloyu aynaya fırlattım. Cam kırıkları etrafa dağılırken ellerimde kan olmasını umursamadan kulaklarımı kapadım. Korkuyorum. Hiç korkmadığım bir şekilde korkuyorum hemde. Ben ağlamaya devam ederken aynanın kırılma sesini duyan Eflal koşarak yanıma geldi. "Hey, hey Göksel bana bak. Tamam geçti, gitti. Yok bir şey tamam mı ? Ben yanındayım yok bir şey ." "Ben yanındayım tamam mı? " Dedi bana sarılırken. Saçlarımı okşamaya başladı. Belki de yaşasaydı annemin okşayabileceği saçlarımı Eflal okşadı. "Eflal, ben yük olmuyorum dimi sana ? Bence sen Alp'in yanına git bırak beni ." "Saçma sapan konuşma, salak. Bir yola girdik birlikte, s…