BEYAZ ZAMBAK

GİRİŞ 2

Yazar:

BEYAZ ZAMBAK - Birincitanesiyim kitap kapağı
BEYAZ ZAMBAK kitap kapağı

Selam canlarım. Bölüm yazmayalı o kadar uzun zaman oldu ki. Ama inanın hiç vaktim olmuyor, olduğunda yazdıklarımı beğenmiyorum silip silip tekrar yazıyorum ve yoruldum. artık kendi kafamda hikayeyi oturtmak aynı zamanda size bir ön gösteri olması açısından ikinci bir giriş yazdım. Elbette bu bölümde okuduklarınız ilk girişten çok daha farklı olacak o yüzden şimdiden kafanızda oluşacak soru işaretlerini görebiliyorum. Yazarınıza güvenin ve sadece okuyun canlarım. Bölüm kısa bilginize çünkü bundan sonra artık hikaye başlıyor. GÜNÜMÜZDEN BİR AY ÖNCE… Bir insanın ruhu ne kadar kırılabilirdi. Ne kadar yok olabilirdi. Sadece ölünce mi giderdi ruh bedenden, yaşarken gidemez miydi. Ben Valeria Leone. Önümdeki kağıda bakarken titreyen ellerim nöbet geçiriyor gibiydi. Ardı kesilmeyen göz yaşlarım ve ağzımdan çıkan hıçkırıklar kalbimdeki ağrıyı tarif edemezdi. İnsan ölümün önünde bu kadar aciz olur muydu. Olurmuş. Babam. Babam. Gitmişti. Beni şu ömürlük dünya da bırakıp gitmişti. Gözlerim acı içinde sızlarken gecenin bir vakti babamın bana bıraktığı mektubu okuyordum. Öleli nerdeyse bir hafta olmak üzereydi ama toparlanmak o kadar zor geliyordu ki anlatamam. O kadar alışamıyordum ki evdeyken sürekli beni çağırmasını bekler olmuş bir ara delirdiğimi sanmıştım. Daha sonrasında dayanamayıp akıl sağlığımı korumak adına ara sıra geldiğim evime gelmiş gecenin karanlık semasında mektubu okumaya çalışıyordum. Ela harelerim özlemle titrenken sonunda zarfı açmıştım. Hazır değildim ama daha fazla dayanamadım ve hızla katlanmış kağıdı içinden çıkarıp okumaya başladım. Benim güzel kızım Valeriam. Biliyorum ki sen bu mektubu okuduğunda bu dünyadan göç etmiş seni izliyor olacağım benim güzel kızım. Çok ağlama olur mu benim kızım. Bu ihtiyarın arkasından çok ağlayıp da burada üzme beni. Sana bunu söylemeye hakkım var mı bilmiyorum. Çünkü en çok ben ağlardım seni böyle bırakıp gitmek zorunda kalsaydım. Ama hayat işte... İnsana vedalaşmak için ne doğru zamanı veriyor ne de yeterince cesaret. Şimdi bu satırları okurken yüzünü hayal edebiliyorum. Kaşlarının arasındaki o küçük çizgi yine belirmiştir. Dudaklarını sıkıp güçlü görünmeye çalışıyorsundur. Çocukluğundan beri hep böyleydin sen. İçin paramparça olsa da başkaları üzülmesin diye gözyaşlarını içine akıtmayı seçerdin. Hatırlıyor musun? Küçücük ellerinle parmağıma tutunduğun günleri... Sen büyüdükçe yılların da büyüdüğünü fark etmedim. Sana bakarken zaman hep aynı yerde durmuş gibi gelirdi bana. Oysa şimdi anlıyorum ki en hızlı geçen şey, sevdiğimiz insanların yanında geçirdiğimiz yıllarmış. Benim güzel kızım... Eğer bu mektubu okuyorsan bil ki sana söyleyemediğim hiçbir şey kalmasın istedim. Hayatım boyunca yaptığım hatalar oldu. Kırdığım insanlar, tutamadığım sözler, yarım bıraktığım hayaller... Ama bir şeyi hep doğru yaptığımı düşündüm. Seni sevmeyi, aile olmayı. Baba olmayı. Dünyadaki her şey değişti, mevsimler değişti, insanlar geldi geçti ama sana duyduğum sevgi hiç eksilmedi. Ölüm bile bunu değiştiremedi. Çünkü bazı sevgiler nefesle yaşamaz; hatıralarla, özlemlerle ve kalpte bıraktıkları izlerle yaşamaya devam eder. Salvatore Leone Mektup bittiğinde terasın soğuk mermerinin üzerine yığılmıştım. Titremelerim çoğalırken beni bu hayatta tek seven insanın bırakıp gitmesi yüreğime ağır gelmiş bu yükü kaldıramamıştı. Gözlerim yavaşça kapanırken kendimden geçtiğimi hissettim. Bir haftadır doğru düzgün yemek yiyemiyordum. Zayıflıyordum. Uyuyamıyordum. Alışamıyordum. Varlığı beni yaşama tutundururken yokluğu yok etmişti.

Bölümün tamamını WritePad'de oku