BEYAZ ÖNLÜK, SİYAH KAN

📜 BÖLÜM 14: KANLI TİCARETİN MİRASI

Yazar:

BEYAZ ÖNLÜK, SİYAH KAN - zeynep ay kitap kapağı
BEYAZ ÖNLÜK, SİYAH KAN kitap kapağı

Siyah Neşter Konseyi’nin Doğu Akdeniz Temsilcisi Lucien’in D-4 katındaki çelik zeminde küleye dönüşmesinin üzerinden henüz iki saat geçmişti. Sabahın ilk ışıkları, Şehir Hastanesi’nin A Blok’undaki devasa cam cepheden içeri süzülürken, yeraltı laboratuvarındaki o ağır kükürt ve yanık et kokusu havalandırma fanları sayesinde tamamen temizlenmişti. Ancak binanın havasına çöken o görünmez tehlike hissi, en az gümüş gazı kadar boğucuydu. Kerem Korhan, Başhekimlik makamındaki geniş abanoz ağacından masasında oturuyordu. Üzerindeki kar beyazı doktor önlüğü jilet gibi ütülüydü. Önündeki fincandan tüten sıcak kahve kokusu, odadaki hafif dezenfektan kokusuna karışıyordu. Dışarıdan bakan biri için o, sabah ameliyatlarına hazırlanmadan önce evraklarını inceleyen son derece disiplinli, saygın bir başhekim vekiliydi. Ancak masanın altındaki çekmecede duran o deri kaplı kadim defterde, Siyah Neşter Konseyi’nin Avrupa’daki tüm gizli hücrelerinin isimleri yazıyordu. Lucien’in kabanının gizli cebinden çıkarılan bu defter, sadece bir adres listesi değil; tıp dünyasına sızmış onlarca vampirin ve satılık bilim insanının haritasıydı. Makam odasının kapısı vurulmadan açıldı. İçeri giren Komiser Tayfun’un omzundaki yara bandajlanmıştı ama adımlarındaki yorgunluk ve gerginlik belirgindi. Deri ceketini sandalyenin arkasına atıp Kerem’in masasına doğru eğildi. "Liman polisinden haber geldi Korhan," dedi Tayfun, sesini alçaltarak. "Lucien’in geldiği o diplomatik bandıralı lüks yat, sabaha karşı limandan demir alıp uluslararası sulara çıkmış. Ancak yat gitmeden önce liman başkanlığına ve Valilik kriz masasına özel bir mesaj bırakılmış." Kerem kahve fincanını masaya yavaşça bıraktı. Bakışlarında en ufak bir dalgalanma olmadı. "Ne diyor mesajda?" diye sordo Kerem. "Konsey, Lucien’in ve ekibinin bu şehirde 'kaybolduğunu' biliyor," dedi Tayfun. "Bunu doğrudan bir savaş ilanı olarak görmüyorlar—henüz. Çünkü sen onların gözünde resmi olarak hâlâ 'Lord Vane'sin, yani 180 yıllık asil bir kan hattının mirasçısı. Ama şartları var. Siyah serumun ana formülünü ve Haznedar’ın araştırma notlarını teslim etmen için sana 24 saat süre verdiler." "Vermezsem?" Tayfun acı bir tebessümle yüzünü ekşitti. "Vermezsen, Karpatlar’daki Ana Konsey bizzat devreye girecek. Bu şehre 'Siyah Neşter'in Cellatları' dedikleri o eski çağlardan kalma safkan avcıları gönderecekler. Hastaneyi, şehri, bu işe adı karışan herkesi yakıp yıkarlar." Kerem yerinden yavaşça ayağa kalktı. Pencerenin kenarına kadar yürüdü. Yağmur yağışı durmuş, şehrin üzerini gri, nemli bir sis kaplamıştı. "Konsey beni zayıf sanıyor Komiser," dedi Kerem. Sesi odanın soğuk duvarlarında bir kılıç fısıltısı gibi yayıldı. "Benim bu önlüğü giymemi, insanları tedavi etmemi bir 'yumuşama' ya da 'zayıflık' olarak yorumluyorlar. Unuttukları bir şey var: Ben bu önlüğü insanlardan gizlenmek için giymedim. Ben bu önlüğü, içimdeki o canavarı kontrol altında tutmak için bir zırh olarak giydim." Kerem arkasını dönüp Tayfun’a baktı. Gözlerinin derinliklerinde asırlık savaşların, kılıç seslerinin ve yakılan şehirlerin gölgesi vardı. "Şimdi Komiser," dedi Kerem. "Madem bize 24 saat süre verdiler, bu süreyi savunma yaparak geçirmeyeceğiz. Lucien’in defterindeki ilk adrese gidiyoruz." Tayfun kaşlarını çattı. "Defterde ne var?" "Bu şehirdeki tek hain Haznedar değildi," dedi Kerem masadaki defteri göstererek. "Siyah Neşter’in bu şehirdeki ecza depolarını, kan bankalarını ve yeraltı tedarik zincirini yöneten bir isim daha var. Şehir Bölge Kan Merkezi Müdürü: Dr. Sadi Noyan ." Saat 14:00. Şehir Bölge Kan Merkezi, endüstriyel bölgenin hemen kenarında, yüksek güvenlikli ve soğutmalı depolarıyla bilinen devasa bir kompleksti. Günün bu saatinde kan bağış tırları ve ambulanslar bahçede hareket halindeydi. Kerem ve Komiser Tayfun, resmi bir denetim süsü vererek binanın yönetim katına geçtiler. Müdür odasındaki deri koltuğunda oturan Dr. Sadi Noyan, 50'li yaşlarında, gözlüklü, son derece zayıf ve huzursuz görünen bir adamdı. Kerem ile Tayfun’u karşı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku