Beyaz Manolya Kokusu

Rüya mıydı, Kabus mu?

Yazar:

Beyaz Manolya Kokusu - Medine Özçelik kitap kapağı
Beyaz Manolya Kokusu kitap kapağı

Rüyalar aldatıcı değildir. En azından benim için öyle; hislerim kuvvetlidir. Manolya çiçeklerinin içinde yürüyordum; ne manolyayı severdim ne de adımı. Bir sebebi yoktu; kendime dair çoğu şeyi sevmezdim. Sebebini ise bilmiyorum. Yalnız birisi değilim ama yalnız bir çocukluk geçirdim. Ailem var ama yalnız bir hayat yaşıyorum. Çoğu kişi yaşamadan bu duyguyu anlayamaz. Tabiri caizse cennet gibi bir yerdeydim. Kuş cıvıltıları kulağıma geliyordu. Güneş en tepedeydi; ne çok ısıtıyor ne de içimi üşütüyordu. Üzerimde beyaz midi bir elbise vardı. Uzun siyah saçlarım açıktı, iki yanımdan dökülüyordu. Manolya çiçekleri her yeri sarmıştı, başımı döndürüyordu. Uzaktan gelen nehir sesi beni kendine çekti; o yöne yürümeye başladım. Yaklaştıkça bir adam gördüm ve adımlarım aniden durdu. Takım elbiseli bir adam, elleri cebinde gölün kıyısında duruyordu. "Manolya..." diye bir ses duydum. Adımı söylüyordu ama yankı o kadar güçlüydü ki yüzümü buruşturdum. Adımı karşıdaki adam mı söylemişti, emin olamadım. "Bana mı seslendiniz?" diye sordum, istemsizce. Adam hâlâ arkasını dönmüyordu. Bir adım atıp yaklaştım. "Kimsin sen?" dedim bu kez daha net, ama yine sessizlik vardı. Adam yavaşça yere eğildi, bir manolya çiçeği kopardı ve bana döndü. Nefesim hızlanmıştı. Bana doğru yürümeye başladı. Karşı karşıya geldiğimizde durdu ve gülümsedi. Saçları kısa ve dalgalıydı, kirli sakallıydı. Sakallı erkekleri hiç sevmem ama bu adam nefesimi kesmişti. "Babyface" dururken kim napsın sakallı erkeği... Ben bunları düşünürken adam çiçeği bana uzattı. Çiçeği alıp cevap vermeyeceğini bilerek bir soru daha sordum. "Adımı nereden biliyorsun?" diye sordum. Gülümsemeye devam etti. Saçlarıma kısa bir bakış atıp yavaşça yanımdan uzaklaştı. Ben ise arkasından bakakaldım.

Bölümün tamamını WritePad'de oku