Yakın hissettiren Yabancı
Yazar: Zeynep Yazkan

**Ben:** Tebrikler Sayın Yağız Alp Bey. **Ben:** Deneme sürecini başarıyla tamamladınız. **Yağız Alp:** Bu kadar mı? **Ben:** Şimdilik. **Ben:** Peki size bir soru. **Yağız Alp:** Dinliyorum. Parmaklarım ekranın üzerinde gezindi. Normal bir insanın soracağı türden bir soru değildi. Ama ben normal bir insan değildim. **Ben:** Penguenler asker olsaydı rütbeleri ne olurdu? Mesajı gönderip ekrana baktım. Sonra bir kez daha okudum. Gerçekten bunu yazmıştım. Harika. Telefonu çekyatın üzerine fırlattım. Kalkıp pencereye yöneldim. Paris'in akşam ışıkları karşımdaki binaların camlarına vuruyordu. Kaldırımdan geçen insanların sesleri yağmurun ardından kalan serin havaya karışıyordu. Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Melo..." diye mırıldandım. "Hepsi senin yüzünden." Bu konuşma hiç yaşanmamalıydı. Yanlış numara yazmamış olsaydım şu an Rusça kelimeler ezberliyor olurdum. Melo bana kesinlikle pasta borçluydu. Telefon titredi. Hızla dönüp aldım. **Yağız Alp:** Bilmem. Bir an hayal kırıklığına uğradım. Sonra ikinci mesaj geldi. **Yağız Alp:** Ama muhtemelen deniz piyadesi olmazlardı. Gözlerim büyüdü. Tam gülmeye başlayacakken üçüncü mesaj düştü. **Yağız Alp:** Yürüyüş şekilleri yüzünden tören birliğine de alınmazlardı. Kahkahayı bastım. **Ben:** Bu kadar mı? **Yağız Alp:** Araştırıyorum. **Ben:** Penguen araştırması mı yapıyorsunuz? **Yağız Alp:** Konu ciddi görünüyor. **Ben:** Son derece ciddi. Karşı taraf birkaç saniye yazıyor göründü. **Yağız Alp:** Kararımı verdim. İstemsizce dikleştim. **Ben:** Dinliyorum. **Yağız Alp:** Takım astsubayı. **Ben:** Neden? **Yağız Alp:** Çünkü hepsi aynı anda hareket ediyor. **Yağız Alp:** Soğuk hava şartlarına alışkınlar. **Yağız Alp:** Ve sürüden ayrılanı hemen fark ediyorlar. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Beklediğimden mantıklıydı. Bu biraz rahatsız ediciydi. **Ben:** Bu cevap üzerinde daha önce düşündünüz mü? **Yağız Alp:** Hayır. **Ben:** Emin misiniz? **Yağız Alp:** Hayatımda ilk kez biri bana penguenlerin askerî kariyer planlamasını sordu. Yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. **Ben:** Ne mutlu bana. **Yağız Alp:** Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Bir an ekrana baktım. Sonra kaşlarımı çattım. **Ben:** Bu bir imaydı sanki. **Yağız Alp:** Belki. **Ben:** Bakın, gizemli davranmak dosyanızdaki puanı düşürüyor. **Yağız Alp:** Dosyam hâlâ duruyor mu? **Ben:** Elbette. **Ben:** Ben profesyonelim. **Yağız Alp:** Bundan hiç şüphem yok. Nedense bu mesajı okurken yüzümdeki gülümseme biraz daha büyüdü. Bu adamın kim olduğunu bilmiyordum. Nasıl göründüğünü bilmiyordum. Hatta hangi şehirde yaşadığını bile bilmiyordum. Ama bir şeyden emindim. Penguen sorusuna kaçmak yerine cevap veren biriyle ilk kez karşılaşıyordum. Bu hoşuma gitmişti. İlk defa biri deliliğime ayak uyduruyordu. Çoğu insan üçüncü garip sorudan sonra pes ederdi. Bazıları cevap vermeyi bırakırdı. Bazıları da benimle konuşurken görünmez bir kaçış planı hazırlardı. Yağız Alp ise hâlâ buradaydı. Bu durum fazlasıyla ilginçti. Gülümseyerek yeni bir mesaj yazdım. **Ben:** Peki bir soru daha. **Yağız Alp:** Korkmalı mıyım? **Ben:** Kesinlikle. **Ben:** Bir deniz atı diğer deniz atına ne demiş? Mesajı gönderir göndermez sırıtıp telefonu dizlerimin üzerine bıraktım. Bir dakika geçti. İki dakika geçti. Üç dakika geçti. Kahkahamı zor tuttum. Adam gerçekten düşünüyordu. Bu daha da komikti. Muhtemelen şu an bir deniz atının söyleyebileceği mantıklı cümleleri analiz ediyordu. Telefon titredi. **Yağız Alp:** Bilmem. **Yağız Alp:** Ne demiş? Dudaklarımı birbirine bastırdım. İşte beklediğim an. **Ben:** Tut kuyruğumu da gidelim. Birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra telefon tekrar titredi. **Yağız Alp:** ... **Ben:** Gülüyorsunuz aslında. **Yağız Alp:** Hayır. **Ben:** Yalan. **Yağız Alp:** Belki biraz. Zafer kazanmış gibi yumruğumu havaya kaldırdım. **Ben:** Yakaladım. **Yağız Alp:** Bu bir şaka mıydı gerçekten? **Ben:** Hem de üst düzey. **Yağız Alp:** Anlıyorum. **Ben:** Anlamadınız. **Yağız Alp:** Doğru. **Ben:** Ama olsun. **Yağız Alp:** Şimdi sıra bende mi? K…