BEYAZ ATEŞ 1

3. Ravnoy'a Yolculuk

Yazar:

BEYAZ ATEŞ 1 - Tuğçe kitap kapağı
BEYAZ ATEŞ 1 kitap kapağı

Lütfen okumadan önce şarkıları açınız. Şarkı: Timeless Echoes of Middangeard, Valhalla's Light Yanıma gelen muhafıza şüpheyle bakıyordum. O ise sadece tam karşısına, duvara bakıyordu. Süt annem, Olga elimi tutmuş beni korumak istiyor gibiydi. Muhafız daha fazla sabrı olmadığını gösterircesine ayağını yere vurdu. O çelik zırhın içindeki kişiyi çok merak etmiştim, sebepsiz. “Liderimiz Magnus, sizi derhâl yanına bekliyor.” dedi acelesi olduğunu söyleyerek. Omuz silktim ve muhafıza öfkeyle baktım. “Gelmiyorum.” muhafız bana öyle bir hızla döndü ki, o dönüşüyle ben on parçaya ayrılmıştım sanki. “Beni,” diye söze başladı. Sesi şaşkındı, daha önce kimse karşı çıkmamış olmalıydı. “Zor kullanmak zorunda bırakmayın.” diye tamamladı sözünü. Olga kulağıma yaklaşarak fısıldadı. “Git, git Anya.” dedi. Bakışlarım muhafızdayken Olga’ya “Neden beni ayağına çağırıyor?” diye sordum. Olga kolumu sıvazladı. “Görmedin ama buradaki çoğu kişiyi tek tek çağırıyor.” O sıra fark etmiştim bazılarının yokluğunu ve bazılarının da geri geldiklerini. “Seni bırakmak istemiyorum.” dediğimde Olga şefkatle gülümsedi. “Bir şey olmayacak, geri geleceksin. Güven bana.” dedi. Bense hiçbir şey demedim ama kafamı yavaş yavaş aşağı yukarı salladım. Ayağa kalktığımda bakışlarım hâlâ muhafızdaydı. O kadar güvenmiyordum ki, bir yerden darbe gelmesine karşın aşırı temkinli davranıyordum. Bakışlarım kısa bir süreliğine Olga’ya döndü. Bana kocaman bir merhametle bakıyordu. Tıpkı diğer çocukların anneleri gibi. Olga çok güzel bir anneydi. Öyle ki oğlu yaşasaydı o çocuk çok şanslı olacaktı ve ben de onu çok kıskanırdım. Ama Olga, manevi olarak da çok güzel bir anneydi. Bunu anlamıştım. Tekrar önüme dönüp muhafıza baktığımdaysa onun da bana baktığını fark ettim. Kaşlarımı çattım. “Ne bakıyorsun?” diye çıkıştığımda muhafız ağır ağır kafasını iki yana salladı ve bana arkasını döndü. O önümde ilerlemeye başladığında adımlarım onu takip etti. Bir bakıma Magnus’un yanına gitmem iyi bir şeydi. Çünkü böylelikle geminin içini keşfedebiliyordum. Bir gün kaçmam gerekirse yolumu bulabilirdim. Sonra aklıma babamın gelmesiyle etrafıma bakındım. Onu göremezdim, o geminin arka tarafında kalıyordu. Bakışlarımı tekrar önüme çevirdiğimdeyse her yerin oldukça karanlık olduğunu gördüm. Geminin içini sadece gaz lambaları aydınlatıyordu. Her on metre de bir gaz lambası görüyordum. Kafamı yuvarlak pencerelere çevirdiğimde dalgaların cama çarpışını gördüm. Hava durumu kötü olmalıydı, öyle ki gemi şu an da hareket etmiyordu. Fırtınanın sesi şu an bile duyuluyordu. Bir odanın önünden geçerken oranın bir mutfak olduğunu gördüm. Şu an bile yemek pişiyor olmalıydı ki içeriden çok güzel kokular geliyordu. Merdivenlere geldiğimizde muhafız kısa bir süre bana döndü. Bense sinirle önüne geçtim ve önünden yürümeye başladım. Merdiveni çıktığımızda bizi upuzun bir koridor karşıladı. Derin bir nefes aldım ve muhafıza döndüm. Ne taraftan gideceğimi bilmediğim için muhafız önüme geçti ve sola doğru yürümeye başladı. “Daha ne kadar yolumuz var?” diye sordum. Ama sorum havada asılı kaldı. Muhafız aniden durunca az daha sırtına çarpacaktım ki son anda durdum. Yanımızdaki kapıya baktım. Bu diğerlerinden farklıydı, kapı simsiyahtı ve beyaz renkle kocaman harflerle “ MAGNUS SKAR ” yazıyordu. Onun altında da yine kocaman harflerle “ RAVNOY ” yazıyordu. Bu Ravnoy neyin nesiydi bilmiyordum ama bir ülkenin ya da şehrin adı olmalıydı. Muhafız kapıya yaklaşıp kapıyı çaldı. İçeriden sert “Gir.” sesi gelince muhafız kapıyı açıp içeri girdi. Kapıyı yüzüme kapattığında kaçıp gitmeyi düşündüm ama aradan iki saniye sonra tekrar kapı açıldı. Muhafız bana bakıp “Liderimiz sizi bekliyor.” dedi. Kapının önünden çekildiğinde içeri baktım. Kimseyi göremiyordum. Fazlasıyla karanlıktı oda. İçeri ağır adımlarla girdiğimde etrafıma bakındım. Odanın dört bir köşesinde gaz lambası vardı. Tam karşımda ise çalışma masası. Çalışma masasının önünde ise iki adet kanepe bir de masa vardı. Kafamı sağıma çevirdiğimde yemek masası ile karşılaştım. Uzun…

Bölümün tamamını WritePad'de oku