BEYAZ ATEŞ 1

16. Saklı Gerçekler

Yazar:

BEYAZ ATEŞ 1 - Tuğçe kitap kapağı
BEYAZ ATEŞ 1 kitap kapağı

Okumadan önce şarkıları açınız. Şarkı: Lappy, Lord of Ashes Kulaklarıma dolan sesle baştan ayağa ürperdiğimi hissettim. O kadar öfkeli ama bir o kadar da endişeli çıkmıştı ki o ses, sanki sesi koca Ravnoy’da yankılanmıştı. Arkamı döndüğümde hiç kimseyi görememem daha da korkmama neden olmuştu. Kimseler yoktu, kimseler de bu sesi duyup bakmaya gelmemişti. Bu sesi yalnızca ben mi duymuştum? Kulaklarımın çınlamaya başlamasıyla acı içinde kulaklarımı kapattım. Sanki yakınıma bomba atılmıştı da ben duyu gücümü yitirmiştim. Çınlamadan başka bir şey duymuyordum. O kadar tiz bir şekilde çınlıyordu ki canımı yakıyordu. Acıya karşı koymak için ellerimi kulaklarıma daha çok bastırdım. Çınlamanın şiddeti her geçen saniye daha yoğunlaşıyordu. Dişlerimi sıkıp dizlerimin üzerine çöktüm. Bağırmamak için zor duruyordum. Şu an bana ne oluyordu bilmiyorum ama bu bir uyarıdan fazlasıydı. Ravnoy’a geldiğimden beri bir sürü gizemle karşılaşmıştım. Herkesin iyi olamayacağını öğrenmiştim. Hatta bazıları olacaktı ki beni en derinden yaralayacaktı. Gerçekleri öğrenip buradan kurtulmak istiyordum. Babamı, Olga’yı, Nora’yı, Sakura’yı ve hatta Arthur’u bile kurtarmak. Bunu başarabilir miydim bilmiyorum ama buraya geldiğim günden itibaren başka bir şey hayal etmemiştim. Tek hayalim vardı; artık salgın olmadan, sıcak küçük bir eve sahip olup babamla ölene kadar yaşamak... Bunlar hayalden ibaret kalmamalıydı. Savaşın, kötülüğün, darbenin ve acının kalmadığı bir zamanda bulunup annem ve babamla aynı çatı altında yaşamaktı hayalim. Bu bile çoktu sanırım. Bir şeylerin kulaklarımı tırmalamaya başladığını hissettiğimdeyse acı bir çığlık attım. Sesim Ravnoy’da yankılanmıştı ve henüz uykularında olan kuzgunları ürkütüp uçmasına neden olmuştu. Çınlamanın azalmasıyla ellerimi kulaklarımdan çektim. Ama bir sorun vardı. Ellerime bulaşan yoğun kırmızılık kalp atışlarımın hızlanmasına neden oldu. Elimi kulağıma tekrar götürdüğümde kulaklarımdan oluk oluk kan aktığını gördüm. Nefes alışlarım düzensizleştiğinde göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettim. Karların üzerine yığıldığımda son gördüğüm şeyin birinin elleri olmasıydı. *** Şömine ateşi cızırtılarıyla etrafa hoş bir hava katıyordu. Ruhu dinlendiren bu ses doğanın güzelliklerinden biriydi. Kulaklarımda hissettiğim sızılar kaşlarımı çatmama neden oldu. Kendimi en son Magnus’un sarayının önünde karların üzerine yığılmış şekilde hatırlıyordum. Ve o ses... bana bağıran ve uyaran o ses vardı aklımda. Ses o kadar kuvvetliydi ki kulaklarımı bile patlatmıştı neredeyse. Burnuma gelen yemek kokularıyla gözlerimi araladım. Karanlıktan ötürü nerede olduğumu bilmiyordum. Etrafıma bakındım bir süre. Bu karanlığın sebebi bulunduğum yer miydi yoksa gözlerimde bir sorun mu vardı? Birkaç kez gözlerimi kırpıştırdığımda görüntü yavaş yavaş gelemeye başladı. Aslında bulunduğum yer karanlık değilmiş, ben görememişim. Görüntü netleştiğinde ise bu oda çok tanıdık geldi. Magnus’un odasıydı burası. Kafamı sola çevirdiğimde ise Magnus’u yemek masasında oturmuş elinde tuttuğu kadeh ile şarabını yudumluyordu. Bakışları ise tek bir noktaya sabitti: Gözlerime. Bakışlarım Magnus’un gözlerinden ayrılmadan ellerimi havaya kaldırdım ve kulaklarıma dokundum. Kulaklarım sarılmıştı. Bunların hepsini Magnus mu yapmıştı? Anlamayan gözlerle ona bakarken Magnus elindeki kadehi masanın üzerine usulca bıraktı ve ayaklandı. Adımları benim olduğum yere, yatağına ilerlerken gözlerim sadece gözlerinde dolaşıyordu. Beni kaldırmasını falan bekledim ama o beni yanıltarak hemen yanıma oturdu. Kaşlarımı çatmış bir şekilde ona bakıyordum. Ona bir yanım öfkeliydi ve kırgındı; ama diğer yarım ise bana biraz daha yakın olsun istiyordu. Bu ikilem kalbim ve beynimin çatışmasına sebep oluyordu. Magnus şu an ne hissediyordu bilmiyorum ama gözlerinden hiçbir ifade geçmiyordu. Kırgın mıydı? Öfkeli miydi? Yoksa mutlu muydu? Bence bunların hiç biriydi. Kendi hırsı için beni yok edebilecek birinin ne kalbi olabilirdi ne de duyguları. Dakikalar boyunca birbirimize bakıyorduk sessizc…

Bölümün tamamını WritePad'de oku