Beşli Takım Yıldızı

°Bölüm 6°

Yazar:

Beşli Takım Yıldızı – Efli kitap kapağı
Beşli Takım Yıldızı – Efli kitap kapağı

Karşısında ona çipil çipil bakan kıza döndü, Yiğit Han. Kendisinden sadece üç yaş küçüktü ama utanmasa organları sayılacaktı küçük kızın. "Benimle oyun oynar mısın?" dedi yeşil gözlerini kırpıştırarak. Yunanistan’da doğup büyümüştü, Masal. Türkçeyi ablası Bade öğretmiş-ti, bazen unutup Yunanca konuşuyordu. Bir de o garip aksanı vardı tabii. Tatlı geliyordu Yiğit'e. Sorusuna başını iki yana sallayarak cevap verdi Yiğit. Sürekli ondan uzak durmasını tembihliyordu ama Masal ondan hiç uzakta durmuyordu. Uyurken bile yanında uyuyor, Yiğit nereye giderse kuyruğu gibi peşinden gidiyordu. "Git diğer çocuklarla oyna." "Oynatmıyorlar ama bre." "Git bebeklerle oyna o zaman." "Bana vevek vermiyorlar." R harflerini bastırarak söylüyordu. Başkaları bundan hoşlanmasa da Yiğit'e tatlı geliyordu konuşması. "Ela sen bana vevek verir misin?" yine Yunan tarafı baskın gelmişti. Gülümseyerek kucağına alıp koluna oturttu Yiğit Han, Masal Kız'ı. "Sabah kahvaltı yaptın mı?" Başını iki yana salladı, Masal. "Ama sen de yoktun bre." "Çünkü ben hastanedeydim, bre." diye taklit etti Yiğit, küçük kızı. Hastaneye gittiğini Yiğit söylemeden anlamıştı Masal Maniatis. Boynundaki sargılar azalmıştı çünkü. Bir de geri geldiğinde şeker vermişti Masal Kız'a, bunu da her hastaneden geldiğinde yapardı. Bir anda kollarını onu kucaklayan adamın boynuna dolayıp sargının üs-tünden öpücükler kondurdu boynuna. "Dur kız, yeni dikiş attılar, tekrar açılmasın." "Canın acıdı mı Yiğit?" "Çok değil." Hatırlamak bile istemiyordu Yiğit Han. Geceleri rüyalarına giriyordu sürekli hastanedeyken ama hastaneden çıktığında bir anda azalmıştı. Dudaklarını tekrar sargının üstüne bastırdı, çipil gözlü. "Öptüm." dedi masum bir şekilde gözlerini kırpıştırarak. "Geçti mi?" "Geçti, geçti." dedi Yiğit dudaklarındaki sırıtışla. "Ama böyle yeşil gözlü, sarı saçlı, çipil çipil bakan küçük bir kız yemek yerse sonsuza kadar geçermiş." "Nereden bulacağız öyle birini, bre?" "Ben buldum bile." Etrafına hızlıca göz gezdirdi Masal. "Ela nerrede o kiz?" "Şu an o kıza bakıyorum." dedi Yiğit kucağındaki kızın gözlerinin içine bakarak. Saf bakışlarıyla arkasına baktı Masal. Orada biri olmadığını görünce anladı o kızın kendi olduğunu. "Ela ne duruyorrsun?" Küçük kızı daha sıkı tutarak kantine ilerledi, Yiğit Han. "Yiyit," dedi Masal ağzındaki lokmayı yutunca. "Yiyit değil, Yiğit. Yumuşak G ile." "Ela yemeğime karrıstığin yetmedi bir de yeme seklime mi karısiyorsun?" Aksanı bayağı artmıştı yine. "Yemeğine karıştığım falan yok, ismimi doğru söyle diyorum sana." "Yiğit," dedi Masal elindeki bebekle oynarken. Almıştı ona Yiğit istediği bebeği. "Söyle." dedi Yiğit, o da masada ödev yapıyordu. Okula geri dönmüştü ve hastanede olduğu süre boyunca gidememesine rağmen aradaki farkı hemen kapatmıştı. Ama Masal Kız'dan ayrı kaldığı için mutsuzdu. Masal Kız'ın okula başlamasına daha iki yıl vardı. "Yunan olmak kötü bir sey mi?" olabildiğince düzgün söylemeye çalışmıştı. "Değil." "Ela o zaman neden benimle dalga geçiyorlar?" "Onlar seni kıskandıkları için öyle yapıyorlar. Yoksa kötü değil, Yunan olmak." "Mükemmel olmamı kıskanıyorlar değil mi?" Başını sallayarak onayladı Yiğit. İlk defa küçük kızın bir cümleyi bu kadar güzel telaffuz ettiğini duymuştu. "Masal Kız," "Hı?" "Hı değil efendim diyeceksin." "Hı!" "İnatçı civciv!" Dilini çıkardı küçük kız, büyük bir zevk alıyordu Yiğit'i sinirlendirmekten. "Ablan gelince..." dedi, sesinde hafif bir çekingenlik vardı. "Beni bırakacak mısın?" "Bırakmamı ister misin?" Hayır, anlamında bir ses çıkardı Yiğit Han. Küçük kız bu cevap karşısında Yiğit'in boynuna sarılıp yanağına sulu bir öpücük kondurdu. Yiğit Han iğrenerek yanağını sildi. "Çok ayıp, küçük hanım. Senin gibi güz- pardon mükemmel bir hanımefendiye yakışıyor mu hiç?" "Ela mükemmelim değil mi?" cümlesinin sonunda şarkı söyler gibi bir tını vardı. "Şu elayı malayı bir bıraksan güzel kızsın, sesin de güzel." Bunu duyduğunda şarkı söylemeye başladı küçük kız, en cırtlak, en ince sesiyle. "S'agapo poli, poli, poli! S’agapo Yiğ…

Bölümün tamamını WritePad'de oku