°Bölüm 2°
Yazar: Efli

Gözlerimi açtığımda hava karanlıktı, belki de gözlerimi bile açmamıştım. Etrafı görmememe rağmen üstünde yattığım şeyin yatak olduğunu düşünüp yataktan kalkmaya çalışınca sert bir şekilde yere çakıldım. Hızlı adım sesleri duyduğumda biri nazikçe kollarımdan tuttu. "Masal Perisi," dedi biri, bu Yiğit'in sesiydi. Sonra kollarımı tutan eller gitti ve tekrar adım sesleri duyuldu. Işık açıldı bir anda. Yanıma koşarak gelen Yiğit'i gördüm. Önümde dizlerinin üzerine çöktüğünde "İyi misin?" deyi sordu. "Bir şeyin yok değil mi?" Başımı iki yana salladığımda "Hiçbir şey hatırlamıyorum. En son Can'la konuşuyordum." dedim. "Ve sonra üzerime yayılıp uyudun..." dediğinde bir gülme sesi geldi. Gülme sesinden başka hiçbir şey duymuyordum. Gülme sesi gittikçe artarken ağlamaya başladığımda Yiğit'te endişelenmeye başladı. Tam o sırada araba kullanırken onun söyledikleri aklıma geldi. *** Eğer arabayı sürerken uyursan beş dakika boyunca öyle bir gülerim ki gülüşümden başka hiçbir şeyi ve hiç kimseyi duyamazsın. Böyle bir şey yapmayacaksın. İzle ve gör. *** Yapmıştı. Durmayacaktı bu yüzden Yiğit'e beklemesi için işaret yapıp boynuna sarıldım. O da neler olduğunu anlamasa da bana sarılıp kendisine çekti. Gülme sesi bir anda kesildiğinde "Yiğit" dedim. Onu artık duyabiliyor olmalıydım. "Efendim Masal Kız?" "Teşekkür ederim. Beklediğin için." "Her zaman. Sen nasılsın, daha iyi misin?" Başımı salladım. "Ne olduğunu anlatmak ister misin?" Geri çekilirken "Kimseye söylemeyeceğine söz veriyor musun? Özellikle de ablama söylemeyeceksin." dedim. "Tamam hadi." "Söz ver." Başını umursamazca salladı. "Yiğit!" Ellerini teslim olur gibi kaldırıp "Tamam." dedi. "Kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum, özellikle de ablana." Başımı kabul edercesine sallayıp "Biri gülüyordu." dedim. "Bu mu yani?" "Ben uyumadan önce kafamdaki ses bana eğer uyursan beş dakika boyunca güleceğini ve sadece gülme sesini duyacağımı söyledi." "Psikiyatrisine tekrar görünmenin zamanı gelmiş. Ablanı arıyorum randevu alsın." Telefonunu açıp birini aradığında arayan kişi hemen açtı. Ablamın sesini duyduğumda hızlıca telefonu elinden çektim. "Yiğit?" "Abla benim." "Ablam, ne oldu?" "Ne yapıyorsunuz diye aramıştım." dedim ayağa kalkıp. "Akşam yemeği için yiyecek bir şeyler alıyorduk ikizlerle. Siz ne yapıyorsunuz?" Ve o an aklıma çok iyi bir fikir geldi. "Yiğit'le uğraşıyorum, tutturdu sizi yemeğe götüreyim diye." dediğimde karşımda duran Yiğit tek kaşını havaya kaldırdı. "Ne alaka şimdi?" "Ben de dedim ne alaka diye, benim de aranıza katılışımın şerefineymiş." "Söyle o Yiğit'e bacaklarını kırarım onun. Biz zaten hep beraberdik." "Onu kastetmediğini biliyorsun ablam. Hadi bekliyoruz." Telefonu kapattığında Yiğit telefonu elimden çekip aldı. "Öküz, yavaş olsana!" Saçlarımı acıtmayacak şekilde kavrayıp eğilerek alnını alnıma yasladı. Bunu yapması zor olsa gerek, ne de olsa bir doksan sekiz boyunda adam bir elli sekiz boyundaki benle boyunu eşitlemeye çalışıyor. "Buna bir açıklaman var mı Masal Kız?" Ben sana anlatmadan önce bir söz verdirtmiştim onu hatırlıyor musun Yiğit Bey?" "Ama bunu söylememiz gerekiyor." "Sözünde durmayacak mısın? O zaman bende üç büyük ada genelinde aranan suçluların her şeyini polise veririm." Bunu asla yapmazsın. Geldi bizim geveze. Sensin geveze. Tekrar söylüyorum, bunu yapmazsın. Biliyorum, ama onun bilmesine gerek yok. Yüzündeki sırıtışla "Tamam," dedi ellerini teslim olur gibi kaldırarak. "Özür dilerim. Ablan dahil kimseye söylemeyeceğim." "Bu işten bu kadar çabuk kurtulamazsın." "Ne istiyorsun?" Elimi düşünüyormuş gibi çeneme koyup birkaç saniye o şekilde bekledikten sonra "Bana makyaj yapmanı." dedim. "Ne?" "Aynen öyle Bay Çirkin." dediğimde alnımı ondan kurtarıp birkaç adım geri kaçtım. "En azından bir masal karakteri olabiliyorum." dediğinde üzülmüş gibi yalandan dudağımı büzdüm. "Ama ben buna karşılık veremem, bu sözler çok acımasız." dedim yine yalandan üzülüyormuş gibi yaparak. "Ne diyorduk?" dediğinde bir kez daha düşünüyormuş gibi yaptım. "Çünkü ben, kedi m…