7.Bölüm
Yazar: Elif Weasley

Tablodaki kimseden çıt çıkmayınca Hermione Draco'ya döndü. "Sence de bu durum çok garip değil mi? Odadayken Dumbledore'u gördün mü portreyi nasıl susturdu. Bence bizden bir şeyler saklıyor. Baksana Flementa ismini duyan herkes susuyor." Draco omuz silkti. "Bu konu hakkında bir fikrim yok ve açıkçası umrumda da değil." Draco Hermione'ye arkasını döndü ve birkaç adım ilerledi. Sonrasında bir şey hatırlamış gibi durdu ve topuklarının üzerinde dönerek Hermione'ye baktı. Çenesini kaşıyarak bir kez daha konuştu. "Son bir şey ,kediyi merak öldürür Gryffindor kediciği bunu sakın unutma." Sözleri bitince koridorda ilerlemeye devam etti. Kendisini tutamayan Hermione alayla gülerek Draco'nun arkasından seslendi. "Kedilerle ilgili sorunların olduğunu düşünüyorum Malfoy." Draco duraksayıp kıkırdadı. "Kesinlikle var Granger." Draco yoluna devam etti. Hermione arkasından bir süre bakakaldı. Ardından silkinerek elindeki kitapla birlikte avlunun yolunu tuttu. Ron ve Harry onu bekliyor olmalıydı. Ron'un test sonucunu merak ediyordu. Ateş olması için içinden dua etti. Weasley çocuklarını biraz tanıyorsa -ki tanıyordu- Ron ateş elementi sahibi çıkmazsa onu tefe koyacaklarından adı gibi emindi. Muhtemelen hayatı boyunca gün yüzü göremeyecek, sürekli bu konuyla ilgili şakalara maruz kalacaktı. Ginny Ron'u epey bunaltacaktı. Hermione avluya neredeyse varmak üzereyken Bayan İsolde'nin de Dumbledore'un odasında onla görüşmeye geleceğini söylediğini hatırladı. Oldukça uzun bir süre orada kaldıkları halde Simyacı Bayan İsolde yanlarına uğramamıştı. Belki de bir işi çıktı ve gecikti diye düşündü Hermione. Sonunda avluya geldiğindeyse uzaktan Harry'i ve asık suratlı Ron'u gördü. Ron'un somurtkan hali onu telaşlandırdı ve adımlarını hızlandırarak çocuklara yöneldi. .... ....... Testte sıra Ron'a geldiğinde çocuk öylesine heycanlıydı ki nefesini tutmaktan yanakları kızıl saçlarıyla aynı renge bürünmüştü. Harry Hermione için oluşan alnındaki endişe çizgilerinin ardında bıraktıkları hayaletlerle arkadaşının Ron'u süzdü ve yavaşça eliyle omzunu sıktı. "Sakin ol dostum. Sonuç nolursa olsun dünyanın sonu değil. Hem saçların yeterince kırmızı elementinin farklı bir renk olması daha iyi olur. Muggle modası böyle. Aynı renkler birbirini boğar." Ron burnundan nefes almaya çalıştı."Tanrım, kes sesini Harry. Sanki ateş çıkmayacağından eminmişsin gibi konuşuyorsun." Harry dudağını dişledi."Yedi tane ihtimal var Ron, gerçekçi ol. Diğerleri de pekala olabilir." Bayan İsolde konuşmalarını böldü. Sabırsız fakat nazik bir şekilde söylendi. "Bay Weasley parmağını uzat lütfen artık." Ron parmağını uzattı ve tıpkı Neville gibi gümüş gül başlıklı iğne parmağını delerken gözlerini kaçırdı. Neuville'in aksine Ron kandan korkmazdı. Onun sorunu iğnelerleydi.İsolde iğneyi geri çekince parmağındaki delikte pıhtılaşan ve bir baloncuk halinde toplaşan kanı izledi. Ardından yavaşça parmağını Luvi çanağının üstünde sallayıp parmağındaki kanın çanağa damlamasını sağladı. Bir süre hiçbir şey olmadı. Çanakta diğerlerinin kanı çanağa damladığında oluşan hareketlilikten, girdaplardan ya da elementlerinin ne olduğunu bildiren element güllerinden hiçbirinin esamesi görünmüyordu. Zaman ilerledikçe Ron'un kaşları çatıldı ve yüzü solarak endişeli bir ifadeyle çarpıldı. Bir element sahibi olmaması mümkün olabilir miydi? Daha önce hiç elementi olmayan birisini duymamıştı. Her büyücü ve cadının tözünü oluşturan bir elementi olurdu. Diğer büyüleri yapmalarını sağlayan da bu tözdü.Eğer Ron'un hiç elementi olmasaydı bu zamana kadar bir tane bile büyü yapamamış olması gerekirdi. Çaresiz gözlerle Harry'e yardım isteyen bakışlar attı. Harry'nin her zaman insanları her koşulda yatıştırabilen, çabalayan ve destekleyici bir arkadaş olduğunu biliyordu. Yine de şimdi Harry yerine yanında Hermione'nin olmasını tercih ederdi. Duygusal destekten ziyade şu anda ihtiyacı olan şey mantıklı , akla yatkın açıklamalardı. Bunu ona ancak Hermione sağlayabilir, biraz önce düşündüklerini Hermione sesli olarak dile getirebi…