Beşinci Element 1 (dramione)

6.Bölüm

Yazar:

Beşinci Element 1 (dramione) - Elif Weasley kitap kapağı
Beşinci Element 1 (dramione) kitap kapağı

Draco sıkılmış bir ifadeyle Profesör Dumbledore'u süzdü. Adam epey şaşkın görünüyordu. Belki de Dumbledore hayatı boyunca daha önce hiç bu kadar bocalamış görünmemişti.Yaşlı,bilge adam hep kendinden emin ve kontrollü bir izlenim verirdi öyle ya. Draco Dumbledore'u bu kadar şaşırttığı için içten içe büyük bir keyif hissetti ve kendisini gülmemek için zor tuttu. Yine de umursamaz tavrını koruması daha iyi olacaktı. Sonuçta o ne kadar umursamaz davranırsa yaptığı etki de o kadar vurucu olurdu. ............ Birinci ruh elementinden sonra kimse bir ikincinin daha çıkacağını beklememişti.Bir tane çıkması bile yeterince imkansızdı. Draco kendi mor gülü sınıfa olabildiğince pis kokular yayarken -ki paslı demir ve küflenmiş yumurta ayırt edebildiği kokulardan sadece birkaçıydı- önce sadece şaşkınlıktan donakalmıştı. Kendi gülünün kokusu bir önceki kadar pis olsa da ikisi de oldukça farklı kokuyordu. (Draco bu detayı daha sonra fark edip nedenini merak edecekti.) Draco'nun sonucu öğrenildiği andan itibaren bir öncekinden bile çok daha güçlü bir şok dalgası yayılmıştı sınıfa. Draco'nun da dili tutulmuştu bir süre. Slytherin öğrencilerinin bir kısmı zafer naraları atmıştı. Onların Draco'yu kutlayan ama diğerlerinin yanında cılız kalan sesleri Draco'yu bir nebze rahatlatmıştı. Slytherinler gerçek büyücülerdi; diğerlerinin pek bir önemi yoktu. Böylece ilk açan mor gülden sonra içini yavaş yavaş saran kıskançlık yerini özgüvene bırakmıştı. "Elbette" diye düşünmüştü."O muggle bozuntusundan daha azı olamazdım." Az önce tartıştığı Ravenclaw kız hemen atılmıştı."Size söylemiştim. Draco da onun gibiymiş.Boşuna onu savunmadı." Draco keyfi yerinde olduğu için kıza göz devirmekle yetinmiş, kendisine ve şaşkın görünen Bayan İsolde'ye yönelen tepkilere karşı da sadece gülmüştü. Ne tuhaftır ki birinci gülün sahibine karşı duyduğu acımayı ya da üzüntüyü kendisi için hiç hissetmemişti. Hatta aksine her ne kadar çürük yumurta koksa da mor gülünü bir lütuf olarak kabul etmişti çoktan. O, bu hediyeyi kaldırabilecek biriydi. Bu hediyenin anlamını onun kadar iyi kim kavrayabilirdi? Dostluğunu ilk reddeden kişi Potter'dı. Meşhur Seçilmiş Kişi. Draco Hogwarts'ta nihayet arkadaş bulabileceğini düşünmüş ve ilk olarak Harry'ye arkadaşlık teklif etmişti. Kendisine onu layık görmüştü aklınca. Safkan prestijli Malfoyların prensi, sıradan biri yerine doğal olarak Seçilmiş Kişi'yi arkadaş olarak seçmeliydi değil mi? O zaman Draco Ron'a kötü davrandığı için Harry bu teklifi reddetmişti. O günden sonra Altın Üçlü ile Draco'nun arası giderek kötüleşmişti. Draco reddedilmesinin sebebini içselleştirmişti. Bugün bile, hala yeterince iyi olmadığı için kabul edilmediğini sanıyordu. Sevinçle şöyle düşündü. "Artık bende en az Potter kadar özelim." İlk kez egosunu Harry zedelediği için kendisini sürekli onunla kıyaslıyordu farkında olmadan. Testin sonucunda, kendisinden önce Potter'ın hava elementine sahip olduğu ortaya çıkmıştı. Beyaz bir gül açmış ve hoş kokular yaymıştı sınıfa. Hafif bir rüzgar esmiş, öğrencilerin saçlarında dolaşmıştı. Güzel ama işe yaramaz diye aklından geçirdi Draco nankörce. Daha yeni hava elementine sahip olabilmek için dualar ettiğini unutmuştu. Şimdi diğer elementlerin hepsi ona önemsiz geliyordu. Birden içindeki karanlığın hiç olmadığı kadar yükseldiğini hissetti. Vahşi bir gülümsemeyle etrafına bakarken odadaki ışık git gide azalmaya başladı.Öğrencilerden önce korku dolu sesler yükselse de hepsi teker teker sustu. İsolde de korkmuş bir ifadeyle, el yordamıyla loş ortamda Draco'ya yaklaştı. "Draco bana elini uzatır mısın?" İsolde'nin sesi hafifçe titremişse de kontrolünü yitirmediği belliydi. Draco nedenini anlayamadığı karanlığa bakarken yavaşça elini İsolde'ye uzattı. Sağ elinin orta parmağına soğuk, metalik bir halkanın geçtiğini hissetti ve ürperdi. Halka parmağına tamamen oturduğunda sınıf yeniden aydınlığa kavuştu. Draco gözlerini kırpıştırırken itiraz dolu sesler şiddetle yükseldi. Orta sıralardan bir çocuk bağırdı. "Bu da neydi böyle? Bunu nas…

Bölümün tamamını WritePad'de oku