Beşinci Element 1 (dramione)

4.Bölüm

Yazar:

Beşinci Element 1 (dramione) - Elif Weasley kitap kapağı
Beşinci Element 1 (dramione) kitap kapağı

Draco Hermione'yi son görüşünden sonra vakit kaybetmeden babası Lucius Malfoy'a alel acele bir mektup yazmış ve mektubu cüce baykuşu ile hava aydınlanmadan göndermişti. Mektubun içeriği kabaca Snape'in yaptığı yer düzenlemesi ve bu konuda yaşadığı memnuniyetsizlik ile ilgiliydi. Mektubunda sıra arkadaşı Hermione'in muggle doğumlu olduğunun altını çizmeyi ihmal etmemişti.Babasından Snape ile konuşması için okula gelmesini istemişti. Şimdiyse mektubuna cevap gelmişti.Draco kendi yazdığı mektubun detaylarını hatırlamıyordu. Babasını ikna edip edemediğinden emin değildi. Draco, Snape'in sandığının aksine çoğu işini kendisi hallederdi.Babası Lucius sorunlarını zorunda kalmadıkça tek başına çözmesini istiyordu. Babasının şimdi nasıl bir tepki verdiğini hiç kestiremiyordu bu yüzden. Odasının camına güneş doğarken tüneyip camı tıklatan baykuşun sesiyle uyanmıştı.Uyku sersemi önce ne olduğunu anlayamadıysa da daha sonra bir mektup beklediğini hatırlaması birkaç saniyesini almıştı. Yataktan hemen fırlamış ve camdaki baykuşunu içeri almıştı. Artık hava iyice soğumuştu. Kuşun içeri girmesi için kısa bir an camı açması bile Draco'nun soğuktan buz kesmesine yetmişti. Zavallı hayvan tir tir titriyordu. Draco kuşu avuçlarının arasına aldı ve ısınması için tüylerini okşadı. Gelen mektup, kuşun ayağına bağlı bir halde açılmayı bekliyordu. Eh diye düşündü Draco.Biraz daha bekleyebilirdi. Zaten yeterince geç gelmiş bir mektuptu. Mektup gelene kadar Draco, Hermione ile birkaç sefer daha birlikte derse girmek zorunda kalmıştı. Derslerde birbirlerinin yüzüne bile bakmamışlardı. Kız yanında nefes bile almadan son derece rahatsız bir şekilde,bir heykel gibi oturuyordu; ve bu hali Draco'nun sinirine dokunuyordu. Bu iş bir an önce bitmeliydi. Babasının eğer gelmeyi kabul ettiyse Snape'i ikna edeceğinden emindi. Birkaç dakika kuşu ısıttıktan sonra avuçlarını açtı ve kuşu yavaşça yatağının kenarına bıraktı. Sevimli kuş mektup bağlı ayağını uysalca öne uzattı ve Draco mektubu ayağından çözdü. Doğruyu söylemesi gerekirse babasının verdiği tepkiden çekiniyordu.Mektubu biraz korkarak açtı ve içinden çıkan katlı parşömeni parmaklarıyla düzeltti.Parşömene ona yabancı olan kargacık burgacık bir el yazısıyla yazılmıştı. Draco'nun alışkın olduğu annesinin el yazısına hiç benzemiyordu babasının yazısı. Hızlıca mektuba göz gezdirdi. Okudukça yüzü bir parça daha aydınlandı. Sonunda okumayı bitirdiğinde yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. Mektubun üslubundan anladığı üzere babası ona kızmıştı ama iyi haber şuydu ki Snape'e daha çok kızmıştı.Mektuptaki tarihe bakılırsa babası yarın okula gelecekti. Draco mutlu olmuştu. Bu iş bu kadar diye geçirdi içinden."Granger'dan kurtulma operasyonu başarıyla tamamlandı." Hâlâ tam uykusunu alamamıştı ve kalkması gereken saate daha vardı. Elinin tersiyle ağzını kapatarak esnedikten sonra kendisini yatağa attı. Malfoy Malikanesi İki Hafta Önce Malfoy Malikanesi'nin beklenmedik bir misafiri vardı ve epeydir burada konaklıyordu. Lucius Malfoy bu uzayan misafirlikten hiç memnun değildi. Misafirin bizzat kendisi onu son derece rahatsız ediyordu. Misafirine karşı yoğun bir korku ve tiksinti hissediyordu. Eskiden sadık bir bir hizmetkârı olduğu, saygı duyduğu efendisi vudu bebeğini andıran bir bedenle geri dönmüştü. Voldemort'un eski kudretinden eser kalmamıştı. Vücudu ebat ve görünüş olarak Antik Mısır'dan kalma bir bebek mumyasından farksızdı. Tek başına hareket edemiyor, çaputlara sarılı halde yuvasına kaçan küçük gözleriyle malikanenin sakinlerinde derin bir korku ve rahatsızlık uyandırıyordu. Lucius'un ona tahsis ettiği, devasa bir şöminesi olan küçük, karanlık odasında kalıyordu. Voldemort kendisini son derece aşağılanmış hissediyordu. Bir zamanlar peşinde koşan Ölüm Yiyenler (Voldemort'un takipçilerine verilen bir isimdi) şimdi ona tiksintiyle bakıyor, ondan köşe bucak kaçıyorlardı. Malikanedeki onun varlığından haberdar olmayan bazı hizmetkarlar, elf cüceleri bile huzursuzdu.Voldemort'un karanlık enerjisini hissedebiliyorlardı.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku