1.Bölüm
Yazar: Elif Weasley

Ron ve Harry yatakhanelerine çıktığında saat epey geçti.Hava serin sayılırdı. Yemekten sonra üstlerine Ron'un annesinin onlar için ördüğü, üzerinde kendi isimlerinin baş harfi yazan renkli kazaklarını giyip ortak salonlarındaki şöminenin başında sohbet ederek satranç oynamışlardı. Ron, Harry'nin ağzından Hermione ile ilgili laf almaya çalışmıştı ama Harry ağzını bile açmamıştı. Şimdi yatakhanedeki ranzasında yatıp tavanı izlerken Hermione'yi düşünüyordu. Son zamanlarda onda kesinlikle bir tuhaflık seziyordu ama bir türlü adını koyamıyordu. Hermione'nin davranışları onun için bile garip sayılırdı. Normalde pek bir şeyi umursamazdı ama Hermione için biraz endişeleniyordu. Arkadaşları onun için önemliydi sonuçta. Kuruntu yapıyorum diye düşündü. Hermione de genç bir kızdı nihayetinde. Belki de hoşlandığı biri vardı o yüzden tuhaflaşmıştı. Bu düşünce nedenini anlamasa da Ron'u rahatsız etti. Victor Krum ile sevgili olana kadar Hermione'yi bir erkekle yan yana hayal bile edemezlerdi. Şu anki halini ise biriyle birlikteyken düşünmek hiç de zor değildi. Hermione büyüdükçe değişmişti. Ron da diğer herkes gibi çok yorulmuştu. Londra'nın kirli havasından Hogwarts'ın oksijeni bol dağ havasına geçiş yapmak ve üstüne o uzun tren yolculuğu ve rakım farkı yorgunluğunu katlamıştı. Uykulu haliyle bu meseleye daha fazla kafa yormamaya karar verdi. Yatağına sırt üstü bir şekilde iyice yerleşip tavana bakan gözlerini yavaş yavaş kırpıştırdı. Biraz sonraysa derin bir uykuya daldı. Ron'un aksine Hermione bir türlü uyuyamadı. Herkes birer birer yatmaya başlayınca isteksizce polisiye romanını bir kenara bırakmıştı. Yine aynı gönülsüzlükle açık pembe renkli pijamalarını giymişti. Yatağında bir o yana bir bu yana dönüp durdu. Yakınında yatan oda arkadaşlarının rahatsız olduğuna ve ona sinirlendiğine emindi ama elinde değildi. Bir türlü uyuyamıyordu. Dinlenme umuduyla yorgun gözlerini kapattı. Uyuyamayacağına kanaat getirmesi yaklaşık çeyrek saatini aldı, sonundaysa üstündeki örtüyü tekmeleyerek yerinden doğruldu. Şişman Kadın'a ters davrandığı için hayıflandı. Dışarı çıktığını fark ederse yaygara koparacağına emindi. Alt dudağını dişleyerek düşündü. Böyle bir riski almalı mıydı? Canı öyle çok sıkılmıştı ki sonunda denemekten zarar gelmez diye düşündü. Biraz dolaşmasının kimseye zararı olmazdı. Burada daha fazla tepinerek oda arkadaşlarını rahatsız etmekten başka bir işe yaramıyordu. Sonunda pembe geceliğini sırtına geçirdi ve parmak uçlarında önce yatakhaneden sonra da Gryffindor ortak salonundan dışarıya çıktı. Nefesini tutarak Şişman Kadın'ın önünden geçti. Kadın horultular eşliğinde uyuyordu. Hermione bir tablonun bu kadar horlayabilmesi normal mi diye düşünmeden edemedi. Şimdi yakalanmadığı için sevindi ama gezintisinden döndüğünde kapıyı açması için illaki onu uyandırması gerekecekti. Çok fazla azar işitmeyeceğini umdu. Koridorlarda rastgele çok ses çıkarmamaya çalışarak yürümeye başladı. Okulun korkunç hademesi Filch'e yakalanmak istemiyordu.Adamın çarpık,dazlak kafasında gözlerinin önüne düşen uzun,dolaşık birkaç tutam saç kalmıştı. Snape'ten bile korkunç geliyordu Hermione'ye.Filch'i düşünmek bile tüylerini diken diken etti.Bir süre nereye gittiğini bilmeden yürüdü. Geniş koridorlardan birine temkinli adımlarla saptığında gözlerine inanamadı. Gözlerinin önünde boş duvarda birden geniş dikdörtgen bir girinti belirdi. Hermione önce ne olduğunu anlayamadı.Ani bir dürtüyle irkilerek geri çekildi.Sonra duyduklarını hatırladı. Buraya daha önce hiç girmemişti ama hakkında çok şey duymuştu. Heyecanla içeriye girdi. İçerisi loştu ve odada arkası dönük halde biri sandalyede oturuyordu. Hermione önce öylece kalakaldı.Sonra merakına yenik düştü ve yavaşça yaklaştı.Gördüğü her kimse kafasında saç vardı en azından Filch değildi.En fazla ne olabilirdi ki? ______ Draco'yu bir türlü uyku tutmamıştı.Bugün özel bir gündü ve yalnız olmak canını sıkıyordu. Hogwarts'ta teknolojik aletler yasaktı. Hâlâ gelenekselliğe inanıyorlardı. En azından bu açıdan henüz bozulmam…