Pilot 1
Yazar: Elif Weasley

Merhaba, kurguma hoş geldiniz.(Kurgu ve içerik bana ait sadece noktalama ve yazım yanlışları konusunda yapay zekadan yardım alıyorum.) Pilot bölüm biraz uzun. Başlamadan önce söylemem gereken birkaç şey var. Ben yaklaşık üç senedir düzenli olmasa da yazıyorum ve üzerinde gerçekten uğraşıp emek verdiğim kurgularım var ama henüz bitmediler. Bu sene okula başladığım için onlarla ilgilenemiyorum, o yüzden oyalanmak için bu kurguya başladım. Tamamen taslak halinde yayınlıyorum ve üzerinde durmuyorum. Yazarken keyif alıyorum, bence okuması da keyifli olur. Son derece basit bir dili olan, hızlı okunabilir bir şey arıyorsanız hoş geldiniz.Evren seri ilerledikçe genişleyecek.Diğer fantastik yaratıkları, yerleri ve karakterleri sonraki kitaplara devam ederseniz göreceksiniz. İlk kitap karakterleri ve evreni tanımak adına yazıldı. Bazı şeylerin temelini atıyor. Tempo ilerleyen kitaplarda giderek artacak. Sizden ricam dördüncü bölüme kadar sabretmeniz. İyi okumalar 💕 Yorum yaparsanız sevinirim. Cadıların ve büyücülerin eğitim alması için yüzyıllardır varlığını sürdüren o okula gitme vakti gelmişti: Hogwarts... İyisiyle, kötüsüyle, yeteneksiziyle, bilgesiyle bu zamana dek sayılamayacak kadar çok genci mezun etmişti. Bu gençler zamanla iyi birer cadı ve büyücü olmuşlardı. Bu özel yetenekli insanlar ile sıradanlar, yani mugglelar arasında belli sınırlar vardı. İnsanların büyük bir çoğunun büyücülerden haberi yoktu ve tarihe bakılırsa olmamasında yarar vardı. Büyücülük ve cadılık kandan geçtiği gibi, hâlâ nedeni bilinemese de muggle kökenliler arasından da cadılar ve büyücüler çıkabiliyordu. Hermione Granger da muggle kökenli bir cadıydı ve Hogwarts'a kabul mektubunu alalı dört sene olmuştu. Bu dört sene içinde de okulda başına gelmeyen kalmamıştı. İki yakın arkadaş edinmişti bu süreçte: Ronald Weasley ve Harry Potter. Hermione, Ron'dan platonik olarak hoşlansa da ondan bir karşılık göreceğini ya da aralarında bir şey olacağını sanmıyordu ve bu yüzden umutsuzluğa kapılıyordu. Bir de Harry vardı. Seçilmiş Kişi, ismi lazım değili (Voldemort'u) yani onlar daha doğmadan önce de hüküm süren ve muggle doğumlularla mugglelara soykırım yapan psikopatı yok edip insanlığı kurtaran çocuk. Tabi bu diğerlerine göre öyleydi. Hermione ve Ron, Harry'nin tam bir bela mıknatısı olduğunu düşünüyordu. Hem son dört senedir yaşadıklarına bakılırsa ismi lazım değilin de pek öyle yok olduğu söylenemezdi. Gölgelerin içinde bir yerlerde güçlenmek ve geri dönmek için fırsat kolluyordu. Şimdilik, kısa süreliğine de olsa ondan kurtulmuşlar gibi görünüyordu. Hermione her ne kadar Ron ve Harry ile birlikte oradan oraya atılmaya ve maceralar yaşamaya alışsa da (itiraf etmek gerekirse biraz keyif bile alıyordu), bu sene biraz daha sakin, olaysız bir yıl geçirmek istiyordu. "Huzurlu bir sene " diye geçirdi içinden. Tek isteği, istediği kitapları okumak ve derslerine gömülmekti. Muggle istasyonuna gelince bir süre gözleri dokuz üç çeyrek yazan duvarı aradı. Bu duvar, sadece büyücülerin ve cadıların içinden geçebileceği bir portal görevi görüyordu. Hogwarts'a giden trenin kalktığı istasyona açılıyordu.Peron Dokuz Üç Çeyrek'ten geçerken derin bir nefes aldı. Bu onun senesi olacaktı. Duvardan karşı tarafa geçince gözleriyle kalabalık istasyonu bir süre taradıktan sonra kendisine doğru bakan ve gülümseyen iki kişi gördü. Ron'un kızıl saçları ve Harry'nin yuvarlak siyah çerçeveli gözlükleri hemen dikkat çekiyordu. Heyecanla hızlı hızlı arkadaşlarına doğru yürümeye başlamıştı ki biriyle çarpıştı ve tökezledi. Hermione'nin ileriye doğru çıkık olan alnı birinin göğsüne çarpmıştı. Kız geri çekilip alnını ovuşturarak öfkeyle ona çarpan kişiye baktı ve çakmak çakmak yanan, mavi gözlerle karşılaştı. Hermione dişlerinin arasından tısladı: "Malfoy..." Draco Malfoy yüzünü buruşturdu. "Seni görmek ne kadar güzel, Granger." Hermione, gerçekten mi dercesine kollarını göğsünde kavuşturup tek kaşını kaldırdı. Kalabalık etraflarından akıp gidiyordu. İstasyon, sağa sola koşuşturan cadı ve büyücül…