Beş Çeyrek

Yedinci Bölüm

Yazar:

Beş Çeyrek – Merve Akyüz kitap kapağı
Beş Çeyrek – Merve Akyüz kitap kapağı

Bölüm görselleri

Beş Çeyrek - Yedinci Bölüm bölüm görseli 1
Beş Çeyrek - Yedinci Bölüm bölüm görseli 1

GERÇEĞİ SIYIRAN HAYALLER! ​​​​​ ​Dünün hatıraları yarınlar için gerçek olabilir mi? ​Her umulan haksız yere midir? ​Umudu, insan ekmez mi insanın yüreğine bir sözüyle… Bakışlarıyla sulayıp yeşertmez mi? Yoksa boşa mı yüreğimin çırpınışları ya da sanrılarım hastalıklı… Bırak beni hasta desinler eğer senden bana esen bir nefes dahi yoksa… ​​Acıyan acısın dilediği kadar eğilmez başım. Umurumda olmaz o zaman dünya… Yeter bana kendi sancım… ​​​​​m.a. YILDIRIM ​​ ​Kahve fincanı iri elimde ne kadar küçük ve ne kadar kırılgan durabilirse aynen öyle duruyordu. Tıpkı Belinay’ın bugün mutfakta kollarımın arasında durduğu gibi ... Kırılgan, kibar, hassas… Kulpunu biraz daha sıkı kavrasam parçalanacağına emindim. Bu bana dikkatli olmam gerektiğini hatırlatıyordu. Burada olma nedenim timime verilen gizli görev içindi. Lakin her şey çok önceden planlanmış olmasına rağmen asla aklımın ucundan dahi geçmeyen ihtimalin gerçekleşmiş olması ise fena halde can sıkıcıydı. Yıllar önce ya da dün gece ve de bu sabah şu an dahi kalbim hala göğsümün altında atarken içimde koruduğum sır, bastırdığım kaçtığım o korku ile birleşecek ver kendilerini birbirlerini tetikleyen patlayıcılar gibi infilak edeceklerdi. İçimden taşacak, ortaya dökülecek ve sonra kötü bir kehanet gibi kendilerini gerçekleştireceklerdi. Rütbemi, gizli görevimi, edindiğim her başarıyı bir kenara bırakayım bugün yine her cephede can bulan hileli oyunları bozar o savaşı bir şekilde ülkemin lehine çevirecek her yola düşünmeden başvururdum. Lakin onu ihtimali barış ya da savaş olan hiçbir oyuna dahil etmeyi de aklımın kenarından geçirmemiştim ama şimdi küçük kardeşimin o tatlı arkadaşı düşmanın avuçlarının içine adım adım ilerliyordu. Oradan ayrılamayacağı ortadaydı ama en azından çok fazla içlerine girmeden önüne geçebilirdim. Kafamda bu düşünceler varken karşımdaki adamla usulen oturduğumuz ofisin duvarları üstüme üstüme geliyordu. Akşam üstü bugünün ikinci kahvesini içiyor galeri ve araba kiralama olarak kullanacağımız üç katlı devasa plaza için bina sahibi ile görüşüyorduk. Aslında dışarıdan görünen ve şu an burada yapılan sohbet tam olarak bu tabloyu çiziyordu ama işin aslı çok başkaydı. Bu bina çok önce tsk tarafından alınmış ve timimin de bilgisi dahilinde benim önceliğimde yapılandırılmıştı. Dışarıdan terası da sayarsak dört katlı görünse de aslında derin zemin dahil altı katlıydı. Bina planlamasında zemindeki iki kat kroki de yoktu, orası bir sene kadar önce yapılmıştı. Bizim bu operasyon boyunca kullanacağımız üssümüz, zemin kattaki bir asansörle bağlantılıydı. Asansörde tek bir tuş vardı. 0. Oraya indiğinizde yedek lastik ve jantların olduğu depoyla karşılaşıyordunuz ama depoyu arşınlayıp köhne ve karanlık kirişin arkasına geçtiğinizde neredeyse duvarla bütünlemiş dışarıdan fark edilmesi imkansız başka bir kapı çıkıyordu karşınızda. Kapı açıldığındaysa orta doğunun kaderini yazacak olan o gizli üsse ulaşıyordunuz. Teçhizatların tamamı, bilişim yapılanması hatta tıbbi ekipmanlar da dahil olmak üzere timin üyelerinin yakın döğüş yapabilecekleri ringe kadar her şey bölme bölme önünüze seriliyordu. Dolaplarda ki operasyon kıyafetleri herkesin beden ölçüsüne göre yapılmıştı. Her bölmede o üyenin ismi değil tim arasında bilinen lakabı yazıyordu. Kurşun geçirmez, karanlıkta kaybolacak o formalarda ne bir bayrak ne bir amblem vardı. Siyahın ve antrasitin tonlarında, gece görüş yeteneğini artıran gözlükler, kulaklık kısmı kaska yerleştirilen yine özel üretim baretler… İhraç edilirken boynumuzdan alınan künyelerin yerine astığımız madalyonlar kalbimize sakladığımız o sırdı. Artık makamımız da mevkimiz de var oluşumuzun nedeni de o madalyonlarda saklıydı. Bugüne kadar olduğumuz her şey ve bu görevden sonra olacağımız her şey birbirine dolanmıştı. Öncesi ile sonrası belki kimse tarafından bilinmeyecekti, şehit dahi olsak bu uğurda bunu kimse bilmeyecekti, kazandığımız onlarca zafer dümenden bir ihraçla kaybolmuşken yaşadığımız hayatların bütününe sahip çıkamayacaktık. İçimizdeki vatan sevgi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku