Beş Çeyrek

6. bölüm devamı

Yazar:

Beş Çeyrek - Merve Akyüz kitap kapağı
Beş Çeyrek kitap kapağı

Bölüm görselleri

Beş Çeyrek - 6. bölüm devamı bölüm görseli 1
Beş Çeyrek - 6. bölüm devamı bölüm görseli 1

Serdar ve Yıldırım salonda karşı karşıya olan koltuklarda oturuyorlardı. Nurten Teyze hemen camın önündeki tekli koltuktaydı, Müni ise demin kahvaltı yaptığımız masada en uç köşedeydi ama onu oturuyor demek doğru bir tabir olamazdı adeta olduğu yere sinmiş gibiydi. Üzerindeki pijamanın varlığını kabullenmiş olsa da her yerinden mahcubiyet akıyordu. Gelen çocuğu beğendiği her halinden belliydi yakın arkadaşımı ele veren bakışlarına gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Gözlerimi tepsideki üzerinde içindeki kahvenin köpüğü parlayan çiçekli fincanlara indirdim. ​“Ah yavrum sana mı kaldı kahveler?” Nurten teyzeye bakmasam da uyarıcı ve kınayan gözlerinin Müni’ye ateş ettiğine emindim. Gülümsedim. “Ben yapardım, ”dedi Müni ama ne oturduğu yerden kıpırdadı ne de yerinden kalktı. “Olsun canım ne fark eder.” Desem de annesinin Müni’yi daha sonrasında kalaylayacaktı. Çünkü ona göre evin kızı varken iş görme önceliği ondaydı. Müni muhteşem kombinini daha fazla gözler önüne sermemek için verdiği mücadele gerçekten takdire şayandı. Omzumun üzerinden ona kinayeli bir tebessüm gönderdiğimde dudaklarını büzdü. Kahveleri pür dikkat taşırken göz ucuyla Yıldırım’a küçük bir bakış attım. Karşısında askeri olduğu için olduğu yerde dimdik ve ciddi bir suratla oturuyor olsa da dudaklarının kenarının hafifçe kıvrıldığını bir ben fark etmiştim şu an herkesin ilgisi geniş gövdesi ve uzun boyu ile oturduğu koltuğu kaplayan kıdemli üsteğmendeydi. Serdar denen çocuğun mevkisini kapıdan girerken işitmiş olmasam ve onu başka bir yerde görmüş olsaydım da kesinlikle rütbeli bir asker olduğunu düşündürdüm. Çünkü tam da öyle bir ciddiyet ve vücuda sahipti. Nasılsa Müni’den detayları dinlerim diye kahveleri hızla verip eve geçmeye karar verdim. Yıldırım iki dese de evin nüfusunu düşünerek fazla yaptığım kahvelerden önce Nurten Teyze’ye uzattım. ​“Eline sağlık yavrum.” “Afiyet olsun.” Ardından arkamı Yıldırım’a döndüm ve karşısındaki askere ilerlediğimde onun da neredeyse komutanı gibi giyinmiş olduğunu gördüm. Göz ucuyla bana bir bakıp başını hızla indirdi ve kahvesini otomatik çok seri bir hareketle aldığı tüm o kısa süre boyunca müstakbel enişte adayımızı şöyle bir inceledim. Koyu kestaneyle karışan kumral saçları vardı. Gözleri koyu yeşildi. Köşeli çenesi ve elmacık kemiklerinin altında kalan yüzünde birkaç günlük sakalı onu askerlikten uzaklaştırmamıştı. Kaşları kendiliğinden çatık duruyordu ve bu onu nedensizce öfkeliymiş gibi gösteriyordu. “Teşekkürler.” Dedi Üsteğmen ve Nurten teyze araya girdi. “Belinay şu demin çıkan Aydan teyzenin kızı oğlum, bizim Müni ile kardeş gibilerdir. Bizim kız sayılır.” Dedi sıcacık bir samimiyetle. Serdar dudaklarında gerçek bir gülümsemeden çok uzak ama sırf nezaket uğruna şart olan bir kıvrılmayla başını salladı. “Memnun oldum, tekrar teşekkür ederim.” Diye kahvesini gösterdiğinde “Rica ederim.” Dedim ve şaşkınlıktan hafifçe kalkmış kaşlarımla Yıldırım’a döndüğümde koyu gözlerini yüzümde buldum. Bakışlarım anında değişti, gözlerim kısıldı ve dilimle dişlerime baskı yaparken eğreti bir gülümsemeyle ona doğru eğildim. Gözleri gözlerimdeydi, kahvesini alırken dudakları dümdüz olsa da o bakışlarındaki meydan okuma o kadar kışkırtıcıydı ki keşke kahvesine pul biberi bassaydım diye düşünüyordum. Aramızdaki sessiz meydan okumayı Nurten Teyze’nin eğlenceli sesi bozdu. “Rabbim tuzlu kahveni de ikram ettiğini görmeyi nasip etsin.” Yıldırım elinde kahvesiyle annesine dönerken tepsideki son kahveyi neredeyse kaçarak Müni’ye götürmek için doğrulduğumda arkadaşım yüzümden anlamış olacak ki “Anne istersen tuz getireyim de atıver.” Diye şakıdı kendi mahcubiyetini unutup benimkini savuşturmak için. Lakin Nurten Teyze tabii lafın altında kalmadı ben Müni’nin önüne tepsiyle beraber kahveyi koyarken Serdar’a dönüp “Aman oğlum neyse ki kahveleri Belinay yapmış, Münevver yapmış olsaydı abisine gıcıklığından hepinizi tuzlardı burada.” Dedi ve hiç durmadan bombardımanına devam etti. “Feminist mi heminist mi ne diyorlar ona?” “Feminist?”…

Bölümün tamamını WritePad'de oku