Beş Çeyrek

Altıncı Bölüm

Yazar:

Beş Çeyrek - Merve Akyüz kitap kapağı
Beş Çeyrek kitap kapağı

KAVUŞMALI GÖRÜNEN AYRILIKLAR Sen, eve geldik sanırsın… Oysa gurbettir, gerçeğin türküsü… m.a. BELİNAY Zihnin hala çok derinliklerde oyalandığı, henüz daha bulanıkken, gün ışığıyla birlikte yavaşça ayıldığı anlar vardır. Genelde sabahın ilk ışıklarıyla her türlü hoş bir esi olmayan alarmlardan biriyle uyandırılmamışsanız eğer o yavaşça kendiliğinden uyanmanın tadı, açken yenilen pasta kadar hoş gelirdi bana çünkü benim çok nadir tadabildiğim bir tattı. Kabusların parçaladığı şafaktan sağ çıkmak ya da kafamın içinde etrafa saçılmış onarca düşünce yığını buna izin vermezdi genelde. Yerini sevmiş bedenim yatağa gömüldükçe gömülmek istiyordu ama perdenin ardından ısrarla odaya dalmak isteyen gün ışığı resmen yüzümü hedef almıştı. Yorganı iyice yüzüme çekip gözlerimi sanki işe yarayacakmış gibi sıkıca yumdum. Kabuğuna saklanmaya çalışan bir yavru kaplumbağa gibi görünüyor olmalıydım. Martının birinin camın önünde kıkırdadığını duydum. Yorganın altında nefessiz kalacağımı anlayınca gözlerimi açmamaya gayret ederek sertçe sırtımı güneşe döndüm. Gözlerimi açarsam tekrar uyuyamazdım ki onca çabama rağmen bacağım bir şeye çarptığında gözlerim istemsizce ardına kadar açıldı. Kıkırdayan martı falan değildi. Yatağımın ucunda oturan dev cüsseye doğru kayan bedenim yüzünden toparlanma fırsatı bulamamak bir kenara soluğum içime kaçarken sanki beni koruyacakmış gibi sarıldığım yorganımın ardından dağılmış saçlarım ve gözlerim görünüyor olmalıydı. Yıldırım’ın önce gözleri kısıldı yüzümde sonra bir kaşı yukarı doğru kavislendi ve dudağı sol taraftaki silik yara izine doğru kıvrıldı. Rüya mı görüyordum, muhtemelen evet ama kokusu öyle netti ki hayır o gerçekti lakin burada olması imkânsız değil miydi hayır rüya görüyordum. Gözlerimi kırpıştırdım ve dudaklarındaki kıvrılma büyürken yanağı çizgilendi, hafif çıkmış sakalları, alnına düşen kuzguni saçları, üzerinde bedenine yapışmış siyah boğazlı kazağıyla çok gerçekti. Bana doğru hafifçe elini uzattığında yorgana daha da sıkı sarılıp geriledim ve sırtım yatağın başlığına dayandı. Bu hareketimle kıkırdadığında kaşlarım istemsizce çatıldı. “Yatağımda bir kaplumbağa beklemiyordum?” Yorgun ama kısık sesi içime işlediğinde sanki şimdi uyanıyormuşçasına yerimden fırladım. Demin kendime kalkan yaptığım yorganı altımda ezip ona sarılmam bir oldu ve zaten bunu bekliyormuşçasına açtığı kollarının arasına kendimi bıraktığımda kolları bedenimi sarmaladı. “Sensin?!” dedim, kelimeler tıpkı davranışlarım gibi benim kontrolüm dışında dökülüyordu. Ilık nefesi başımın üzerinde usulca esti. “Benim.” Yutkundum, gözlerim doldu ama onları içimdeki coşkuyla bastırdım. Ellerim sırtında geziyordu. “İyi misin?” titrek sesimden az sonra ağlayacak olma ihtimalimin yüksek olasılığını sezmiş olacak ki beni tutuşu sıkılaştı, heyecanımı sırtımı sıvazlayarak yatıştırmaya çalışıyordu. “Turp gibiyim.” Dediğinde “Yaralandığını söylediler?” Diye sordum anında, gördüğüm rüya aklıma gelince hafifçe çekildim panik boğazımı tırmalıyordu, yaralıysa şu an canını yakıyor olmalıydım, kolları anında gevşese de hala sırtımda bedenimi kuşatmaya devam ediyordu. Gözlerim x-ray cihazı gibi göğsünde gezdiğinde sağ elini sırtımdan çekip çenemin ucunu tuttu ve yüzümü yüzüne kaldırdı. Anında gözlerim yüzümde olan yumuşak bakışlarını bulduğunda nefesimin kesildiğine emindim. Bir insan günlerdir, haftalardır, aylardır görmediği bir insanı sadece bakışlarıyla, ılık ve sakin nefesiyle teselli edebilir miydi? Burada, bu anda asılı kalabilirdim tam şu an beni hiç arayıp sormayışını unutabilirdim, onsuz geçen onca zamanı yok sayabilirdim. Kalbim varlığıyla ehlileşiyor, daha yavaş daha telaşsız çarpıyordu. Girift olmuş düşüncelerim kafamın içini terk ediyor, hayata dair tüm sorunlar basitleşiyordu. Gülümsedi, parmakları hala çenemdeydi, teni sertti ne de olsa o parmaklar tetiği basmaktan nasırlaşmıştı ama tutuşu yumuşaktı. Nefesim parmaklarına çarpınca gözlerinin arkasında bir şeyler kıpırdadı, parmaklarını usulca tenimden çekerken sırtını dikleştirip sırtımdak…

Bölümün tamamını WritePad'de oku