Beş Çeyrek

Dördüncü Bölüm

Yazar:

Beş Çeyrek - Merve Akyüz kitap kapağı
Beş Çeyrek kitap kapağı

KİMSESİZ SOKAKLAR, ISSIZ ADIMLAR “En karanlık gece, ne kadar uzun sürerse sürsün, eninde sonunda şafağa mahkumdur.” BELİNAY Tanıdık sokaklarda, adı anılmayan anılar vardır. O duvarın kenarında, şu köşe başında, mahalle bakkalının oradaki tabelada, yan mahallenin parkında, şu lisenin ilerisinde, o eski ilk okulun arkasında… Aşınmış kaldırımların hükümdarı eskimiş adımların hatırasında boy alır, yaş alır, biri olma yolunda büyür gideriz. Hayat sana bir amacın varsa anlamlı gelir, bunu bilen sistem sana bir hedef edinmen için önündeki yolda etap etap verir yaşamı… Her level seni oyunun sonuna taşır, aradaki seviye atlamaları ve ödüllerin tek amacı seni sona gitmeye ikna etmektir. Kimse erken ölmeyi düşünmez eğer kötü bir depresif atak geçirmiyor ya da ciddi psikolojik problemleri yoksa tabi… Lakin ölüm insanı düşünür, erken ya da geç gibi dinamik algıları da yoktur. Ben babam şehit düştüğünde yüzleşmiştim bu acımasız gerçeklikle, kalbimin arkasında bir yere buzdan bir hançer saplanmıştı, aldığım her nefeste kalbimi oluşturan kaslar içinde daha derin bir yere doğru ilerlemiş, içimde bir yerde uçları keskin buzdan bir kristal kar tanesi olarak yer edinmişti kendine… O buzdan tane ne zaman kalbim heyecanla çırpınsa varlığını anımsatır, ders verircesine kalbime batar da beni hayatın olması gereken akışından geriye çekerdi; sevmekten, istemekten, ait olmaktan. Lakin beklemek! Umut etmek! Bir gün bir şekilde o kristalin içimde eriyip gitmesini sağlayacak o kor gözlere doya doya bakabilme umudu… İşte o kar tanesinin engel olamadığı her şey bir ihtimaldi. Şimdi sanki hayatımın tek amacı o ihtimallerdi de, hepsi elimden alınmış gibi sancıyordu yüreğim. Kalabalıkta içime akan yaşlarımı yutkunarak derinlere gömerken Nurten Teyze, annem, Müni telefonun başında bekliyorduk. Olur da Yıldırım arar belki iyiyim ben merak etmeyin derdi… Saat 10’u geçmişti ama hala ne arayan vardı ne de kapıya gelen. Şoku atlatır atlatmaz Müni’yi uyandırmıştım sonra da beraber annesini kaldırmıştık. Nurten Teyze haberi alır almaz mahallenin köşe başındaki taksi durağından taksi istemişti, en yakın askeri birliğe gidip oradaki komutana durumu anlatmıştı ama aldığımız cevap bizi teskin etmek yerine daha çok endişelendirmekten başka işe yaramamıştı. “Bölgede hala sıcak dakikalar teyzem, aktif bir çatışma var. Bir örgüte dair binanın havaya uçtuğu söyleniyor oradaki askeri birliğin hangi ülkeye ait olduğu bile daha belli değil. Hatta bir askeri birlik mi ya da örgütler içindeki bir başkaldırı mı bilmiyoruz.” Kendi de söylediklerinden memnun değildi komutanın. Gözlerinde yatan keder, çatık kaşlarının arkasında ne düşünüyor ölümüne merak ediyordum. “Biliyorsundur sende bölgede çok sayıda yabancı askeri birlikte var. Endişelenmekte çok haklısınız.” Komutana muhalefet etmek istemiyordum ama içimi kemiren o haberi yenilemiştim. “Ama- ama Türk askeri diyor haberlerde?” diye kekeleyerek sormuştum kırklarına yakın olan yüzbaşına, asker ailesiymiş deyince bizi makamına buyur etmiş, kendi annesi kendi kız kardeşleri gibi ilgilenmişti hepimizle. İç çekip omuzlarını düşürdüğünde omuzlarındaki yıldızlar çarpmıştı gözüme. Yıldırım’ın da omzunu süsleyen yıldızlardı onlar. “Sosyal medya spekülasyona açık bir yer, siz evinize gidin eğer haber alırsam bizzat ben geleceğim.” Her kanalda aynı haber başka şekilde veriliyordu, Nurten Teyze saatlerdir durmadan oğlunun telefonunu arıyor, hattın kapalı olduğuna dair başka bir yanıt alamıyordu. Artık emin olduğumuz tek bir şey vardı, bölgede şu an ciddi bir kaos vardı olası durumlara karşı sınır hattındaki güvenlik genişletiliyordu. Annem elinde üzerinde kahvaltılıklar ve börek olan tepsiyle salona girerken gözleri hala hüzünlü olsa da ifadesi ciddiydi. “Oturun bakayım şu masaya, boğazınızdan iki lokma geçsin. Nurten haydi bacım haydi…” kelimeleri uzatırken tepsidekileri televizyonun hemen yanındaki yemek masasına yerleştiriyordu. ”Hadi Belinay çayı getir annem.” Benden hareket göremeyince bana doğru döndü, annemin gözlerinin benimkileri bulm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku