BERDELİN KADERİ

BÖLÜM 2: MARDİN’E DÖNÜŞ

Yazar:

BERDELİN KADERİ – Mira Sezgin kitap kapağı
BERDELİN KADERİ – Mira Sezgin kitap kapağı

Yeni bölüm geldi... Keyifli okumalar dilerim... Gece, yolların üzerinde sessizce akıyordu. Ama içimde hiçbir şey sessiz değildi. "Baba, ne olduğunu söyler misin?" Yine cevap gelmedi. Sadece sessizlik. Motorun hafif titreşimi direksiyonun altından avuçlarıma yayılırken, gözlerimi yola sabitlemeye çalıştım. Ama artık bulunduğum yerde değildim. Zihnim çoktan yıllar öncesine savrulmuştu. Babam nefes aldı, kısa ama kararlı bir tonda konuştu. "Durum ciddi. Buraya gelince öğrenirsin." Sözleri içime işledi, ama tamamlanmamış bir cümle gibi yarım kaldı. İtiraz etmek istedim. Sormak, zorlamak, detay almak… Ama babamın konuşma tarzı buydu. Net, kesin, açıklamaya yer bırakmayan. Ve ben, ilk kez gecenin bir vakti eve dönerken, kendimi geçmişe doğru çekilirken buldum. Arabayı eve doğru sürerken içimde bir şeylerin çözülmeye başladığını hissediyordum. Babamın sesi, kısa ama keskin kelimelerle zihnimde yankılanıyordu. Mardin’e gitmem gerekiyordu. Ama neden? Direksiyonun üzerinde parmaklarımı sıkıca kenetledim. Sorular zihnimi doldururken bir anlığına nefesimi tuttum. Babam böyle bir çağrıyı rastgele yapmazdı. Sessizliği, bazen kelimelerden daha çok şey anlatırdı. Evime vardığımda, ışıklar loş ama içimdeki huzursuzluk güçlüydü. Telefonumu çıkardım, abimi aradım. Birkaç uzun çalma sesi. Ama açmadı. Kaşlarımı çatıp ekrana baktım. Bu alışılmadık bir durumdu. Normalde abim, gece geç saatlerde bile telefonunu açardı. Şimdi neden açmıyordu? Bir an duraksadım. Belki de bir şeyler gerçekten kötüydü. Hızla annemi aradım. İçimde bir umut vardı. Belki o açardı. Ama bekleyiş uzadı. Telefon çaldı, çaldı… ve o da açmadı. Telefonu yavaşça masaya bıraktım. İçimdeki belirsizlik artık açık bir endişeye dönüşüyordu. Derin bir nefes aldım. Bütün olasılıkları düşündüm. Ama hiçbir senaryo beni rahatlatmadı. İstanbul'da sabahı bekleyemezdim. Telefonumu hızla elime aldım ve hâlâ hastanede olup olmadığını öğrenmek üzere Aslı’yı aradım. İçimde hafif bir telaş vardı. Mardin’e gitmem gerekiyordu ve izin almak için çok az zamanım vardı. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra Aslı’nın yorgun ve dikkatli sesi duyuldu. "Zümrüt? Gittin mi eve?" Derin bir nefes aldım. Özetlemem gerekiyordu. Zamana karşı yarışıyordum. "Babam aradı. Mardin’e gitmem gerekiyor ama nedenini söylemedi." Bir anlık sessizlik oldu. Aslı, cümlenin ağırlığını hissetmişti. "Şu an hastanedeyim. Hemen çıkıp yanına gelirim." Gözlerimi kısa süreyle kapatıp açtım. Hızlı hareket etmek zorundaydım. "Hayır, hayır. Başhekimden benim için izin ayarlayabilir misin?" Aslı hemen yanıt verdi. "Senin adına konuşurum. Ama uzun süreli bir şey mi?" Başımı istemsizce salladım—oysa Aslı beni görmüyordu. "Bilmiyorum. Ama birkaç günlüğüne gideceğim." "Tamam, halledeceğim. Bir an önce hazır ol." Hızla dizüstü bilgisayarımı açtım. Uçak seferlerini hızlıca kontrol ettim. En erken uçuş sabahın ilk saatlerindeydi. Hemen biletimi aldım. Telefonu elime aldım ve Aslı’yı yeniden aradım. "Tamam, uçağım iki saat içinde kalkıyor. Bilet aldım. Havalimanında buluşalım mı?" Aslı kısa bir sessizlikten sonra iç çekti. "Buluşalım. Seni yolcu etmeden bırakmam." Telefon kapanınca, sadece durdum. Artık her şey netleşiyordu. Sabahın erken saatlerinde yola çıkacaktım. Mardin beni bekliyordu. Valizimin fermuarını kapatırken içimde tuhaf bir ağırlık hissediyordum. O kadar hızlı toparlanmıştım ki, gerçekten ne hazırladığıma bile bakmamıştım. İstanbul’da sabaha ulaşamayacaktım. Artık Mardin’e gidiyordum. Gardırobumun karşısında kısa bir an durdum. Üzerimdekileri değiştirmem gerektiğini fark ettim. Hızla askıdaki kıyafetlere göz gezdirdim. İstanbul’un gecesi soğuktu ama Mardin’in havası daha farklıydı. Ellerimi bluzumun kenarına götürdüm ama duraksadım. Bu gece çok şey değişiyordu ve farkında olmadan bunu hissettim. Sonra gözlerim gardıroptaki zümrüt yeşili elbiseye takıldı. Bir anlığına ellerime aldım. Hafif kumaş, parmaklarımın arasından kayarken beni geçmişe götürdü. Bu elbiseyi ilk kez üniversitede giymiştim. Oryantasyon günüydü. Aslı, beni hemen fark e…

Bölümün tamamını WritePad'de oku