BENİM İÇİN YAŞA

34. Bölüm: “Yaralarımın Dengi”

Yazar:

BENİM İÇİN YAŞA – Elif Yavuz kitap kapağı
BENİM İÇİN YAŞA – Elif Yavuz kitap kapağı

34. Bölüm: “Yaralarımın Dengi” Bir insanın kalbine dokunmak bazen onu iyileştirmek, bazen de kendi yaralarını ona emanet etmekti. Şu an bana “Aşk nedir?” diye sorsalar, sınav kâğıdına kendi adım yerine onun adını yazmak derdim; zira şu an elimin altındaki sınav kâğıdına yazdığım Eymen Yazgan adını silmekle meşguldüm. Dudaklarımdaki aptal sırıtışla Eymen’in soyadını da sildikten sonra sınav kâğıdımın hemen yanında duran kalemi parmaklarımın arasına alıp kendi adımı yazdım. Dudaklarımdaki o aptal sırıtış hükmünü sürdürmeye devam ederken bakışlarımı kâğıdımda gezdirdikten ve sorulara verdiğim cevapların içime sindiğinden emin olduktan sonra kalemimi çantama koydum. Ayağa kalkarak çantamın askısını boynumdan aşırıp çantayı çapraz bir şekilde taktım. Sınav kâğıdını da alarak sıradan çıktım ve sınıfa kısa bir bakış attım. Tüm sınıf, ölüm sessizliği içinde kafalarını önlerinde duran sınav kâğıdına gömmüş, soruları cevaplamakla meşguldü. Kimileri hunharca kalemlerini oynatırken kimileri ise sadece kâğıtla bakışıyorlardı. Onların bu hâline sırıtıp elimdeki kâğıtla birlikte kürsüye doğru ilerlerken suratımdaki iflah olmaz sırıtış hocanın da dikkatini çekmiş olacak ki gözlüklerinin üzerinden, yüzündeki meraka eşlik eden çatık kaşlarıyla beni izliyordu. “Böyle güldüğüne göre sınavın gayet iyi geçmiş olmalı Didem?” Orta yaşlı kadın hocamızın sorduğu soruya kafamı olumlu anlamda sallarken kâğıdımı ona uzattım. Elimdeki kâğıdı aldıktan sonra göz kapaklarını düşürerek bakışlarını kâğıdımda gezdirip tekrar benimle göz teması kurdu. “Sorular zor değildi hocam,” dedim sorusunu yanıtsız bırakmayarak. “Elimden geleni yapmaya çalıştım.” Hoca beni takdir edercesine kafasını salladıktan sonra kâğıdımı diğer sınav kâğıtlarının üzerine koydu. “Ne kadar da mütevazı bir öğrenci değil mi?” dedi arka sıralardan bir kız. Gülümsedim. “Sorular kolay mı dedin? Öyle ölmeyiz Didem, sen en iyisi füze at bize.” Kulaklarıma dolan ikinci sesle bedenimi yan döndürerek sınıfa baktım ve dudağının kenarına sürdüğü yayvan sırıtışla gözlerimin içine bakan Ömer’i gördüm. Sanırım yine sınava çalışmamıştı. “Abartsaydın Ömer,” dedim ona takılarak. Gülmeye devam ederek gözlerini devirdi. “Ömer yine çalışmadın değil mi? Sınav sonuçları bir açıklansın o zaman göstereceğim ben sana füzeyi!” Ömer dâhil bütün sınıfın gözleri Ömer’in sevgilisi Özge’ye dönerken o, Ömer’e “akşam evde görüşecez senle” der gibi bakıp kafasını sallıyordu. Sınıftan ufak kıkırtılar yükselirken Ömer, yaramaz küçük bir çocuk gibi dudağının kenarını ısırıp sınıfa kaçamak bakışlar attıktan sonra önüne döndü. “Vuuuu yenge kızdı. Yediğin tripler afiyet bal şeker olsun kardeşim.” Tüm gözler bu sefer Caner’e dönerken Ömer de kafasını pencere kenarında oturan Caner’e çevirdi ama bu sefer gözlerinde saf bir öfke vardı. “Kes sesini kardeşim ve önüne dön yoksa… Anladın sen onu. Hoca var, konuşturtma beni.” “Ömer!” Ömer, sevgilisinin uyarısıyla tekrar ona dönerken hoca da elindeki kalemin arka kısmını dik bir şekilde masaya vurarak sessizliği sağladı. “Yeter bu kadar şamata. Herkes önündeki kâğıttan başka hiçbir şeyle ilgilenmesin.” Daha sonra yüzünü bana döndü. “Çıkabilirsin Didem.” “Peki hocam,” diyerek ufak bir baş selamı verdim ve kapıya doğru ilerlemeye başladım. Kapıyı açıp koridora çıktığımda koridorun diğer tarafında sırtını duvara yaslamış, yanındaki arkadaşıyla konuşan Burak’ı gördüm. Kapının kapanma sesi dikkatini çektiğinde kafasını bana çevirip gözlerini gözlerime değdirdi ve gülen yüzü yavaş yavaş solmaya başladı. O bana bakmayı sürdürürken gözlerimi aniden ondan çektim; zira ona bakmak bile Eymen’e karşı suçlu hissettiriyordu beni. Koridor boyunca ilerlemeye devam ederken onun bakışlarını hâlâ üzerimde hissediyordum ama bu sefer rahatsız olmuyordum; zira Burak artık umudunu benden tamamen kesmiş görünüyordu. Uzun zamandır benimle konuşmuyordu, hatta konuşmaya yeltenmiyordu bile. Bazen bana olan bakışlarında Eymen’e olan sözlerinden pişman olduğunu görüyordum ya da bana öyle geliyordu, bilemiyorum. Merdi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku