BENİM İÇİN YAŞA

31. Bölüm: “Öpülen Kirpikler”

Yazar:

BENİM İÇİN YAŞA – Elif Yavuz kitap kapağı
BENİM İÇİN YAŞA – Elif Yavuz kitap kapağı

31. Bölüm: “Öpülen Kirpikler” Çok zordu… Sana bir merhaba bile diyemeden veda etmek. Vedalar acıtır… Çok acıtır hem de. Bunu, babama mezarlıkta veda ettiğim gün anlamıştım. Anlamakla kalmayıp iliklerime kadar hissetmiştim. Bir daha böylesine büyük bir acı yaşamayacağımı düşünmüştüm. Babama veda ederken onunla yaşayacağım güzel anılara da veda etmiştim sessizce. Babamı ve onunla geçireceğim güzel günleri hayatımdan uğurlarken onu ve onunla yaşadığım anıları kalbimden uğurlamamış, aksine kalbime mühürlemiştim. Çünkü sevdiğin biri ölse de ona duyduğun sevgiyi kalbinde yaşatmaya devam edersin. Onu anılarında yaşatmaya devam ettiğin gibi… Ben bugün birine daha veda edecektim. Bir merhaba bile diyemediğim o sarışına sessiz sedasız veda edecektim. Merhaba demeye cesaretim hiç olmamışken veda etme cesaretini kendimde nasıl bulabilmiştim bilmiyorum. Bilmediğim başka bir şey daha vardı; kalbim böylesine büyük ikinci bir vedayı kaldırabilir miydi? Kaldırabilir miydi bilmiyorum ama kalbin olduğunu en çok acı çektiğinde ve çok sevdiğinde hissederdin, bunu biliyorum. Ben kalbimi hiç bu kadar hissetmemiştim. Çünkü hiç bu kadar acı çekmemiştim. Ben ilk defa bu kadar çok sevmiştim. Elimdeki son gömleği de valizime koyduktan sonra valizin fermuarını kapattım. Kafamı kaldırdığımda pencereye kısa bir bakış atıp tekrar eğdim. Valizimi yatağımın üzerinden alarak masamın kenarına bıraktım. Doğrulduğumda tekrar camla göz göze geldim ve ufak adımlarla çalışma masamın dayandığı pencereye doğru ilerledim. Perdeyi baş ve işaret parmağımla hafifçe aralayıp bakışlarımı bahçeye düşürdüm. Her köşesi babamdan izler taşıyan, her köşesine babamla anılar bıraktığım bahçeye… Bu bahçeye babamla birlikte güzel anılar bırakmıştık ama giderken anılarımı burada bırakmıyordum. Onları kalbimde götürüyordum gittiğim yere. Zira anılar mekâna değil, kalbe aittir. Kafamı hafifçe yana çevirdiğimde gözlerimin ağına küçük kale takıldı. Dudağımın kenarında buruk bir tebessüm peyda oldu. Bu bahçede en son babamla maç yapmıştım. Onunla maç yapmak en büyük zevklerimden biriydi. O gittikten sonra bu bahçede bir daha maç yapmamıştım. Sevdiğin biriyle yaptığın şeyleri onsuz yaptığında aynı tadı vermezdi. Eksik, yarım olurdu. O gittikten sonra ben de eksik, yarım kalmıştım ve bugün daha da eksilecektim. İki parmağımla perdenin ucunu tutarken boştaki elimi de pervaza yerleştirdim. Kafamı biraz daha eğerek saat on yönünde, kalenin hemen çaprazındaki annemin çiçek ektiği kısma baktım. Annemin ektiği pembe güllerin olduğu yere babamla birlikte kırmızı bir gül dikmiştik. Toprakla uğraşmayı her zaman çok sevmişti. Toprağın insanın ruhunu dinlendirdiğini söylerdi. “Bedenimiz biz oturunca ya da uyuyunca, ruhumuz ise faydalı bir iş yaptığımızda dinlenir,” demişti gülü beraber dikerken. Mezarlıktan döndükten sonra ektiğimiz gülün başında ağlamıştım. Annemden gizli döktüğüm gözyaşlarım hem solan gül hem de beni bırakıp giden babam içindi. Gözyaşlarım gülün yapraklarına damla damla düşerken solan gülün tekrar canlanacağını sanmıştım çocuk aklımla. Yanılmışım. Gözyaşlarım solan gülümüzü geri canlandırmadı. Benim gözyaşlarım giden babamı da geri getirmedi. Acımı da dindirmedi. Ağlamak hiçbir işe yaramadı ve ben o günden sonra hiç ağlamadım. “Eymen…” Annemin hoş tınılı sesi kulaklarıma ulaştığında perdenin ucunu bıraktım. Yüzümü ona dönmeden önce çehreme düşen sonbahar yapraklarını dudağıma kondurduğum tebessümle süpürdüm. Çünkü annemin yüzümdeki hüznü görüp kendini boş yere suçlamasını istemiyordum. “Efendim anne,” dedim sesimi canlı tutmaya çalışarak. Yüzümü ona döndükten sonra pencerenin yanından ayrılıp ona doğru adımladım. “Hazırladın mı valizini anneciğim?” diye sordu bakışları yatağıma doğru kayarken. Gözleri masamın kenarında duran valizde duraksadı bir müddet. “Hazırlamışsın,” dedi ve tekrar bana odaklandı. “Hazırlamadıysan yardım edeyim mi diye sormaya gelmiştim ben de.” Şefkatin yuva olduğu ellerini tuttum. “Oğlun sana bırakır mı hiç o işleri? Hallettim ben, merak etme. Asıl sana yardım…

Bölümün tamamını WritePad'de oku