26. Bölüm: “Yıllardır Tanışan İki Kalp”
Yazar: Elif Yavuz

26. Bölüm: “Yıllardır Tanışan İki Kalp” Hastanenin otomatik kapısından binaya girdiğimde ufak adımlarla merdivenlere doğru yürümeye devam ettim. Bir yandan da etrafı seyrediyordum. Yanımdan gelip geçen güler yüzlü hemşireler, doktorlar… Hepsi burada tedavi gören hastalara ellerinden gelenin en iyisini verebilmek için canla başla çalışıyordu. Yoruluyorlardı elbette. Bazen gözlerinin altında uykusuzluğun izlerini taşıyor, bazen adımlarında günün ağırlığını sürüklüyorlardı. Ama yine de şikâyet etmiyorlardı. Hele bir hastalarının iyileşip, günlerce arkasında bekledikleri o kapıdan sapasağlam çıktığını görmek onlar için tarifsiz bir mutluluk olmalıydı. Eminim. Ben de burada tedavi gören her bir hastanın o kapıdan sağlıklı bir şekilde çıkmasını diliyordum. Merdivenlere yaklaştığım sırada danışmada çalışan Mustafa ve Aleyna’yı gördüğümde adımlarım kendiliğinden yavaşladı. Aleyna başını eğmiş, önündeki dosyada bir şeyler okurken Mustafa da onun söylediklerini bilgisayara geçiriyordu. Bir süre onları dikkatle izledim. Sonra fark ettim. Birbirlerine ne kadar yakışıyorlardı. Boşuna onları yakıştırmamışım ben! Aleyna dosyanın kapağını kapatıp yorgun bir nefesle arkasına yaslandığında Mustafa da ellerini klavyeden çekerek başını ona doğru çevirdi. Bakışları bir süre Aleyna’nın üzerinde gezindi. O bakıştan anlamam uzun sürmedi. Mustafa, Aleyna’dan hoşlanıyordu. Tam o sırada dosyanın üzerine bıraktığı çikolatayı gördüm. İstemeden gülümsedim. Mustafa, gözleriyle çikolatayı işaret etti. Aleyna önce küçük bir şaşkınlıkla çikolataya, ardından Mustafa’ya baktı. Dudaklarının kenarında mahcup bir tebessüm belirirken dudaklarını okuyabildiğim kadarıyla ona teşekkür etti. Sanırım Aleyna da Mustafa’ya karşı boş değildi. Mustafa’nın yüzündeki içten gülümsemeyi görünce düşüncemden daha da emin oldum. Aleyna bakışlarını kaçırıp etrafına göz gezdirirken beni fark etti. Gözleri üzerimde durdu. Onları izlediğimi fark ettiğini anlayınca biraz utandım ama Aleyna’nın tatlı tebessümü bu utancı hemen üzerimden aldı. Bir zamanlar Eymen’e olan ilgisi yüzünden Aleyna’dan pek hoşlanmazdım. Ama artık o ilgisinin tamamen yok olduğunu görmek, açıkçası içimi rahatlatmıştı. Bu manzaradan sonra Aleyna artık benim için bir sorun değildi. Aleyna’nın bana baktığını fark eden Mustafa da bakışlarını bana çevirdi. Selam vermeden geçmek olmazdı. Bu yüzden yanlarına doğru ilerledim. “Merhaba.” “Merhaba.” dediler neredeyse aynı anda. Mustafa, “Didem, oturmak ister misin?” diyerek sandalyesinden kalkmaya yeltendi. Elimle oturmaya devam etmesini işaret ettim. “Oturmasam daha iyi Mustafa. Uzun kalmayacağım. Sadece selam vermek istedim.” “Eymen’in yanına gitmek istiyorsun tabii hemen.” Aleyna’nın sözleriyle gülümsedim ve başımı salladım. Sesindeki en ufak bir art niyet kırıntısı bile yoktu. Aksine samimiydi. “Aleyna, gelir misin canım?” Üçümüz de sesin geldiği yöne döndüğümüzde otuzlu yaşlarında bir hemşireyle karşılaştık. “Geliyorum.” Aleyna yerinden kalkıp bana baktı. “Görüşürüz Didem.” Gülümseyerek başımı salladım. “Görüşürüz.” Aleyna yanımızdan uzaklaşırken Mustafa derin bir iç çekerek onun arkasından baktı. “Çok mu hoşlanıyorsun?” Mustafa bakışlarını hemşireyle konuşan Aleyna’dan çekip bana çevirdi. “Çok mu belli oluyor?” “Eh, biraz.” dedim. “Bir kıza çikolata alıp arkasından böyle bakıyorsan hoşlanıyorsundur Mustafa.” “Henüz açılamadım. Uygun bir zamanı bekliyorum.” “Çok da bekleme.” dedim mırıldanarak. “Hayat, bir şeyleri bekleyip ertelemek için çok da uzun sayılmaz.” Derin bir nefes aldı. “Haklısın. Hayat kısa ve kuşlar uçuyor.” “Kesinlikle.” Mustafa’nın bakışları dosyanın üzerinde duran çikolataya kaydı. “Aleyna almayı unuttu sanırım.” Sonra yeniden bana baktı. “Didem, çikolatayı Aleyna’ya almıştım ama istersen sana verebilirim. Tekrar alırım ben ona.” “Hayır.” dedim hemen. “Ona niyetlenerek almışsın. Kabul edemem.” “Kantinden başka bir çikolata alabilirim o zaman sana.” Elimi hafifçe salladım. “Hiç gerek yok Mustafa. Teşekkür ederim.” “Evet, aslında bence de almasam daha iy…