23.Bölüm: "O Günden Beri...
Yazar: Elif Yavuz

23. Bölüm: İlk Gördüğüm Günden Beri Sana doğru yürüdüğüm yolda ayağıma dikenler batsa da vazgeçmiyorum. Çünkü biliyorum; o yolun sonunda beni, elinde bir demet gülle bekleyen sen varsın. İnsan, âşık olacağı kişiyi seçebilir miydi? Hayır. Çünkü aşk, aklın değil kalbin seçimiydi. Sen daha ne olduğunu anlamadan kalbine bir tohum düşer, sonra o küçücük tohum bütün mantığını sarıp sarmalayan bir sarmaşığa dönüşürdü. Üstelik insanın âşık olduğunu çoğu zaman kendisi değil, çevresindekiler fark ederdi. “Sen âşık olmuşsun.” İşte o zaman dönüp kendine bakardın. Oturuşundan sesine, gülüşünden bakışlarına kadar değiştiğini fark ederdin. Eski sen, usulca çekilmiş olurdu hayatından. Çünkü aşk, seni senden almazdı. Aksine… Seni, ilk kez gerçekten kendin olduğun yere götürürdü. Ve insanın yaşamak için bir sebebi olduğunda, hayatı artık eskisi kadar hafife alması mümkün değildi. Ben de değişiyordum. Çünkü ben âşıktım. Oğuzhan, Naz’ın ve Seda’nın şaşkın bakışları altında yatağa doğru yaklaştı. O da kızları burada gördüğü için kısa bir şaşkınlık yaşamıştı fakat kendisini hemen toparladı. Zihnimi şöyle bir yokladığımda taşlar yavaş yavaş yerine oturmaya başlamıştı. Naz’ın kendisini tacizden koruduğunu söylediği kişi Oğuzhan’dı. İsmini söylerken “O…” diye başlamış, fakat Burak’ın yanımıza gelmesiyle cümlesi yarım kalmıştı. Üstelik Seda ile aynı sınıfta olduklarını da söylemişti. Seda’nın Oğuzhan’ı burada gördüğündeki şaşkınlığının sebebi de buydu. Naz, Oğuzhan’dan fazlasıyla etkilenmişti. Şimdi ise karşısında onun bir sevgilisi olduğunu, hatta sevgilisinin Gökçe olduğunu öğreniyordu. Ah Naz! Şimdi ne olacaktı? Kafamı çevirip Naz’a baktığımda şaşkınlığını ve hayal kırıklığını gözlerinden silemediğini gördüm. Onun Oğuzhan’a karşı ne gibi hisler besleyeceğini bilemiyordum ama Gökçe ile Oğuzhan’ın arasına girmeyeceğinden emindim. Çünkü Naz karakterli, mert bir kızdı. Ne yaşarsa yaşasın içinde yaşar, tek başına acı çeker ama kimseye acı çektirmezdi. Belki de Oğuzhan’a karşı yoğun hisler beslemeden onu zihninden çıkarırdı. Kalp onun kalbiydi. Neler olacağını şimdilik kestiremiyordum. Tek isteğim, onun acı çekmemesiydi. Kafamı yeniden Oğuzhan’a çevirdim. Bakışlarını tek tek üzerimizde gezdirerek, “Hoş geldiniz kızlar.” dedi ve Gökçe’nin yanına oturdu. Seda ve ben, “Hoş bulduk.” diye karşılık verirken Naz yalnızca başını belli belirsiz salladı. Gökçe, “Sen de hoş geldin canım.” diyerek sevgilisinin yanağına küçük bir öpücük kondurdu. Oğuzhan’ın dudaklarında sıcak bir tebessüm belirdi. O sırada Naz’a bakma ihtiyacı hissettim. Başını eğmiş, sıkıntılı bir hâlde parmaklarıyla oynuyordu. Gözlerimi ondan çekip yeniden Gökçe’ye çevirdim. Gökçe bakışlarının odağına tekrar bizi aldı. Fakat gözleri daha çok Naz ile Seda’nın üzerinde geziniyordu. “Ya siz Oğuzhan’ı nereden tanıyorsunuz?” Sesindeki merak gizlenemeyecek kadar açıktı. Seda, “Oğuzhan benim sınıf arkadaşım.” diye açıkladı. Gökçe kafasını sevgilisine çevirdi. Oğuzhan da, “Evet Gökçe, biz Seda ile aynı sınıftayız.” diyerek onu onayladı. “Peki sen Naz… Sen nereden tanıyorsun?” Naz’ın adı duyulur duyulmaz, trans hâlinden çıkmış gibi başını kaldırıp Gökçe’ye baktı. Gözleri, sanki işlemediği bir suçun utancını taşıyordu. Hiçbir şey söylemedi. Belki de söyleyemedi. “Hani sana otobüste karşılaştığım bir kızdan bahsetmiştim ya, Gökçe…” Naz’dan cevap alamayan Gökçe’nin kaşları merakla çatıldı. Sevgilisinin sesiyle başını tekrar Oğuzhan’a çevirdi. “Evet…” dedi meraklı bir ses tonuyla. Oğuzhan Naz’a kısa bir bakış atıp tekrar Gökçe’ye döndü. “O kız Naz’dı işte.” Gökçe’nin gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Bakışlarını Naz’a çevirdi. “Naz…” dedi üzgün bir sesle. “Başına böyle bir olay geldiği için çok üzgünüm. Geçmiş olsun. Umarım bir daha böyle bir şey yaşamazsın.” “Umarım hiçbir kadın yaşamaz.” diye araya girdi Seda. “Kadınlara bunları yaşatan adiler karşılarında beni bulacaklar. Okulun bitmesine ne kaldı ki şunun şurasında?” Gökçe elini havaya kaldırdı. “Yürü be avukat hanım! Sen ve…” Deyip sevgilisine döndü, onun elini…