16.Bölüm: "Ve Didem'le"
Yazar: Elif Yavuz

Kitabımı bir kişi okuyor o da oy vermiyor arkadaş😂 Bari bu bölüme oy ver de kim olduğunu bileyim. Korkma bir şey olmaz😂 Zaten senden başka kimse okumuyor iyice hevesim gitti…yine de yazmaktan vazgeçemiyorum🥺🥺🥺 Neyse iyi okumalar…❤️ 16.Bölüm: "Ve Didem'le" Şefkatli kollarının arasına girdiğimde gurbetten gelip de evimin eşiğinden içeri girmiş gibi hissettim. İçim huzura gebe kalırken umudumun üstündeki ceset kokusu arınmış üzerine bahar kokuları sinmişti. Avcumuzun içinde tutmaya çalıştığımız su gibidir zaman. Tuttuğumuz demiyorum, tutmaya çalıştığımız diyorum çünkü avcumuzun içindeki suyu tutamadığımız gibi zamanı da tutamıyoruz. Zaman tıpkı avcumuzdan akıp giden su gibi akıp gidiyor ve aynı zaman akıp giderken bir şeyleri de götürüyor bizden. Zaman benden değerlimi, Ayşegül'ümü alıp götürmüştü ama Eymen'i getirmişti. Sanırım zaman bana biraz merhametli davranmak istemişti. Eymen...adı, varlığı güzel adamım... Olmam gereken yerde, onun kollarının arasındaydım hâlâ. İçim buruk olsa da huzuru dibine kadar yaşıyordum. Her bir telinde çiçekler açıyordu sanki onun güzel elleri saçlarımın arasında gezinirken. Kollarım onun boynuna sarılı halde dururken, onun tek eli saçlarımın arasındaki keşfine devam ederken söylediği son söz geziniyordu zihnimin sokağında. "Başımı şişirmek mi? Ah aptal sarışın... sen sabaha kadar konuş, sabaha kadar gözümü kırpmadan dinlerim seni ben." İçimde bir lunapark vardı. Eymen güzel bir söz söyleyince o lunaparkın ışıkları yanıyordu tek tek. Işıl ışıl olan lunaparkımda çocuk kahkahaları yükseliyordu. Eymen umutsuzluğu haykıran bir söz söylediğinde ise lunaparkımın ışıkları sönüyordu bir anda. Karanlık olurken her yer çocukların kahkahaları da susuyordu. Şu an içim ışıl ışılken ve içimden çocuk kahkahaları yükselirken biz sessizdik. "Sabaha kadar konuşan aptal bir sarışın bıktırmaz mı seni?" Diye sordum sessizliği kısık sesimle bozarken. "Bıktırmaz." Dedi kısaca. Söz kısaydı ama bir bilseniz benim için ne kadar anlamlı. Bir şey demedim. O da demedi ve sarılmamızı bir öksürük sesi böldü. Telaşla kollarımı Eymen'in boynundan çözdüm ve ondan iki adım uzaklaşarak yönümü sese doğru döndüğümde bize muzip bir şekilde bakan Sevda abla ile göz göze geldim. Geldiğim gibi de kaçırdım gözlerimi çünkü azıcık utanmıştım. Eymen'e baktım, sonra serum askısına daha sonra yatağın başlığına hatta kafamı çevirip pencereye bile baktım ama katiyen Sevda ablaya bakmadım. "Gençler bölüyorum. İsterseniz ben çıkayım. Sonra geleyim." Ha gayret Sevda abla. Az daha uğraşırsan yerin dibindeyim inşAllah. Eymen bana baktı ve gözlerini tekrar Sevda abla ile buluşturdu. Ben de kafamı eğmiş babasından azar yerken halının desenini inceleyen yaramaz bir çocuk gibi yerin zeminini inceliyordum. "Gel Sevda abla." Diyen Eymen'in sesiyle kafamı kaldırdım. Sevda abla 'sizi gidi sizi' dercesine bakmaya devam ederken yanımıza yaklaştı. Eymen ile yatağın yanında yan yana ve ayakta duruyorduk. Sevda abla bize iyice yaklaşıp Eymen'in karşısında durdu. "İyi olup olmadığına bakmak için geldim ama görüyorum ki gayet iyisin Eymen." Dedi ve göz ucuyla da bana bakmayı ihmal etmedi tabi. Peki ya hâlâ beni utandırmaya devam etmesi... Eymen kafasını çevirip bana baktıktan sonra tekrar göz teması kurdu Sevda abla ile. "Daha iyiyim Sevda abla. Sağol." Sevda abla "İlacı tam bitirmemiş olsan da yine de etkisi bir süre daha devam eder vücudunda Eymen." Dedi ciddi bir tavra bürünerek. "Ayakta kalma lütfen. Otur. Ben de tansiyonunu ölçeyim." Eymen, Sevda ablanın dediğini yapıp yatağa otururken beni de bileğimden tutarak yanına oturttu. Önce afallasamda sonrasında gülümsedim ve kafamı çevirerek yüzünün yan profilini izledim bir müddet. Yüzü hala solgun, bakışları ve sesi yorgundu ama öfkesi uçup gitmişti. Onu izlediğimi anlayınca o da kafasını bana çevirdi. "Sen de çok ayakta kaldın. Oturmalısın." Dedi ama sanki bunu değil de başka bir şey söyleyecekmiş gibi bakıyordu ya da bana öyle geliyordu bilemiyordum. Sevda abla yatağın yanındaki sandalyeye oturup Eymen'in ko…