BENİM İÇİN YAŞA

6. Bölüm: Yeniden Tanışalım

Yazar:

BENİM İÇİN YAŞA - Elif Yavuz kitap kapağı
BENİM İÇİN YAŞA kitap kapağı

6. Bölüm: Yeniden Tanışalım “Çok büyük beklentilerim yok hayattan. İçimi dolduracak küçük mutluluklarım olsun yeter.” Sarı Papatya Düşündükçe aklım biraz daha birbirine dolanıyordu. Zihnimde durmadan aynı iki kelime yankılanıyor, kalbim göğüs kafesime sığamayacak kadar hızlı çarpıyordu. Hastaneden nasıl çıktığımı, eve nasıl geldiğimi hatırlamıyordum bile. “Bana sarı papatya,” demişti… değil mi? Yok, bana dememişti. Aslında papatyaya bakıyordu. Elimde tuttuğum sarı papatyaya… E o zaman bana söylemiş sayılmazdı ki. Bana söyleyecek olsaydı gözlerimin içine bakardı. Elimde sarı papatya vardı, o da gördüğünü söylemişti sadece. Sonuçta sarı papatyaya “kırmızı gül” diyecek değildi ya… Evet. Kesinlikle bana dememişti. … Galiba ben gerçekten kafayı yiyordum. Adam sadece iki kelime etmişti. Ben ise o iki kelimeyi zihnimde yüzlerce kez evirip çeviriyordum. Böyleysem bir de bana gerçekten ilgi gösterse ne olurdu acaba? Büyük ihtimalle heyecandan kalp krizi geçirirdim. Derin bir nefes verdim. Yatağımda bağdaş kurmuş otururken, içimde biriken heyecanı bastırmaya çalışıyordum ama nafile… Kalbimin içine sığmayan o tarifsiz sevinç damarlarımda dolaşıyor, beni olduğum yerde bile duramaz hâle getiriyordu. Dayanamadım. Bir hamlede yataktan indim ve odanın içinde volta atmaya başladım. İçim içime sığmıyordu. Belki de sebebi belliydi. Kalbimin en güzel köşesine, daha farkına bile varmadan onu yerleştirmiştim. İçimde ona ayırmadığım tek bir boşluk kalmamıştı sanki. “Yok…” diye mırıldandım kendi kendime. “Bu böyle olmayacak.” Kafamın biraz olsun dağılması gerekiyordu. Yoksa heyecandan kendi kendimi tüketebilirdim. Odadan çıkıp doğruca abimin odasına yöneldim. Belki onunla iki çift laf etmek zihnimi susturmaya yeterdi. Kapısını usulca tıklatıp içeriden gelecek sesi bekledim. “Gel.” Kapıyı araladığımda abim yatağında sırtını başlığa yaslamış, dizlerinin üzerine yerleştirdiği dizüstü bilgisayarına odaklanmıştı. Odaya girdiğimi fark edince başını kaldırıp bana kısa bir bakış attı. “Otursana fıstık. İşim bitmek üzere.” Sessizce yatağın kenarına oturup sırtımı duvara yasladım. Odayı yalnızca bilgisayarın tuş sesleri dolduruyordu. Birkaç dakika önce göğsümde deli gibi koşturan kalbim, abimin odasının huzurlu sessizliğinde biraz olsun sakinleşmiş gibiydi. Bilgisayarını kapatıp başucundaki komodine bıraktı. Ardından bana dönerek bacaklarını topladı. Ben de farkında olmadan saçımın uçlarıyla oynarken gülümsedim. “Eee abi… Nasılsın? Hayat nasıl gidiyor?” Şakağını işaret parmağıyla kaşıdı. “İyi gidiyor abicim. Sen anlat bakalım. Hastaneye gittin mi yine bugün?” Gülümsemem yavaşça soldu. “Gittim.” Tek kelimeydi ama beraberinde koca bir günü getirmişti. Mert’in gülen yüzü, minicik elleri, avucuma bıraktığı sarı papatya… Defterimin arasına büyük bir özenle yerleştirdiğim o çiçek, sanki küçük bir çocuğun umudunu da beraberinde saklıyordu. Abim yüzüme dikkatle bakıyordu. İçimde büyüyen hüznü fark etmiş olmalıydı. Dudaklarımı yeniden gülümsemeye zorladım. “Biliyor musun abi? Bugün hastanenin bahçesinde beş yaşlarında bir çocuk tanıştı benimle. Elime sarı bir papatya tutuşturdu, sonra da yanıma oturup sohbet etti. O kadar tatlıydı ki…” İstemsizce gülümsedim. “Yanaklarını sevmemek için kendimi zor tuttum.” Gülümsemem, cümlemin devamında yerini burukluğa bıraktı. “Ama…” dedim kısık bir sesle. “O yaşta parkta koşup arkadaşlarıyla oyun oynaması gerekirken, küçücük bedeniyle kanserle savaşıyor.” Boğazım düğümlendi. “Sence de hayat bazen çok adaletsiz değil mi abi?” Abim gözlerini bir an olsun benden ayırmadı. Sonra elini yanağıma uzatıp saçlarımı kulağımın arkasına iliştirdi. “Öyle güzelim…” dedi yumuşak bir sesle. “Ama ben inanıyorum. O minik adam, bu savaşı kazanıp sapasağlam evine dönecek.” İçimde küçücük de olsa bir umut filizlendi. “İnşallah…” diye fısıldadım. Abim yüzündeki hüznü dağıtmak istercesine bir anda sırıttı. “Aslı’ya açıldım bugün.” Bir anda doğruldum. “Ne?” “Duydun işte!” “Atıyorsun!” Yüzündeki ifade değişmedi. “Yok, tutuyorum.” Kahkaham odamızın duvarları…

Bölümün tamamını WritePad'de oku