3. Bölüm
Yazar: liazr

"Duvarımı ilk kez indirdim, garip hissettirdi ama iyi geldi." • Kapı açılma sesi duyunca gergince arkama döndüm. Önce Hilal'i gördüm sonra Emre'yi ve onun arkasında bir kaç mont tutan Aras'ı. "Eda, iyi misin?" Egolu, soğuk gibi dedikleri Hilal öyle bir içten sordu ki yüzüm nasıl bir şekilde aldı bilemedim ama bana sıkıca sarıldı. "Bir şey oldu... şimdi anlatamam... sonra olur mu?" Bir süreliğine sersemlemiş gibiydim. Kendine gel. Bir tane bulut ejderhaya benziyordu, altı tane kuş çatıda durmaktaydı ve hafif çiğse yağıyordu. "Tabii ki de olur, değil mi?" Hilal'den ayrıldığımda biri duygudan yoksun Emre, biri telaşlı olan Aras "Tabii, tabii." Dedi. Aras kolunu Emre'nin omuzuna attı. Emre konuşmadan başını salladı. Kapı tekrar açıldığında bu soğukta kim neden dışarı çıkar diye bakındık hepimiz. Aras Emre'nin yanından ayrılıp Hilal'in yanına bir adımda ulaştı ve kafasına bir bere geçirmeye çalıştı. Emre de yanımda bir adım mesafedeydi. Temkinli adımlarla yaklaşırken Ege, bu sefer alaylı bir gülümseme takınmamıştı. Telaşlıydı, niye? Aras umursamayarak bana ve Hilal'e montlarımızı uzattı. Giyerken Ege "Eda orada ne oldu, biri mi rahatsız etti?" Diye sordu. Hilal başına geçirilen yazılı gri beresinin altından kahkülünü düzeltti. "Sanane?" Ege ellerini kabanının cebine koydu. "Sana sormadım Hilal." Bana döndü, "Sorun kim ise bizzat kendim görüşeceğim, sadece söylemen yeterli." Dedi. Emre burnundan bir nefes verdi. "Sen uğraşır mıydın böyle işlerle ya? Bunun senin yapacağın bir şey olduğunu sanmıştım oysa." Hilal hayatında duyduğu en garip şeymiş gibi yüzünü ekşitirken Ege onlara bakmadı bile. "Konuşmak istersen hemen kuliste biterim. Numaram var sende arayabilirsin, açarım." Aras sesini çıkarmasa da gergin olduğunu tahmin ediyordum. Hilal sessizliği böldü. "Çok bir şey yapmak istersen ikimiz bugün izinliyiz." Ege ağzını açmadan Hilal koluma girdi ve beni yürütmeye başladı. "Konuşmak istiyormuş birde haspama bak sen önce o kadar laf et sonra böyle ol. Yemezler." Elini kaldırmadan saçını savurarak geriye attı. Bu gülümsememe sebep oldu. "Arkadaşım Leyla'nın eve geçelim rahat rahat anlatırsın ister misin? haberin olsun tek değilsin, hep yanındayız." Bir şey söylemeden kafamı salladım. Olur. Kafasını kafama yasladı ve biz kol kola eve doğru yol aldık. ⋆˚꩜。 Mahalle arasında olan bir apartmana gelmiştik, Hilal çantasında muhtemelen unuttuğu anahtarını aramakla uğraşıyordu. "Amaan!" Diyerek zile bastı. Bir süre sonra tepemizden kadınsı ama tatlı, ince bir ses duyuldu. "Kim o!?" Hilal da ona karşı "Biz!" Deyince kapı açıldı ve içeri girdik. İki merdiven çıktıktan sonra açık kapıda bizi bekleyen sarı saçlı bir kız gördüm. Hafif dipleri gelmişti. "Leyla bu Eda, bizim kafeden. Ege kıyısı bir anda izin verince şok olduk da tanışmaya, sohbet etmeye geldik." Hilal'in arkasından bende içeri girdim. Hilal salon olduğunu tahmin ettiğim yere girdi. Hâlâ yanımda duran Leyla "Tanıştığıma memnun oldum Eda. Çay yapmıştık, bizimle içer misin?" Diye sordu. İçeriden de tanımadığım tok bir kadın sesi geldi. "Sana zahmet bize üç kahve Leylim!" Leyla tatlı tatlı gülümsedi ve beni salona doğru hafif ilerletti. Salona gidip oturduğum beyaz koltuğa karşın evin dekorasyonu oldukça renkliydi. Sade ama renkli. Nasıl içtiğimi soran Leyla'ya "Orta" dedim ve o da mutfağa doğru ilerledi. Mutfak, salonun çaprazında yer aldığından hafif eğilip bakılınca gözüküyordu. Leyla bir süre ardı ardına kapakları açıp kapatınca televizyondan mavi bir ateş videosu açan saçlarının aralarında mavi saçlı bir kız "Buldun mu makineyi?" Diye bağırma gereksinimi duydu. Cevap gelmedi. "Ohoo sen bulucan da yapıcan da! iki dakika bekler misin?" Diyerek mutfağa gitti. Nasıl açılacaktı konu? Belki konuya ben girmeliyim. Ya dinlemek istemezlerse? Ya saçmaysa? Yanına oturtuduğum Hilal telefonunda birine mesaj yazıyordu ona hiç bakmamıştım ki koluma dokundu. "Zoktay mavisi saçlı, Zeyno. Biraz soğuk gözükür ama değildir. Leyla da çocuksu dursada da olgun biridir-" içeriden gülüşmeler geliyordu. "Çok…