2. Bölüm
Yazar: liazr

"Birşeylerin zorlaması gibi hissettim o gün." • Hayatımda yediğim en iyi simitlerden sonra, yani bir saat sonra her yerin kablolarla dolu olduğu odada önce elektro gitarın sesi sonra da baterinin sesi duyuldu. "Ah ne zormuş bitsin demek, hâlâ severken seni. Dudaklarını öpmemek bir yabancı gibi." Gitar girdi. "Bilirsin ayrılık konusunda iyi değiliz ikimiz de. Bir kıvılcım yeter her zaman koşup geri dönmemize." O güzel bass solosu girdi. "Değmesin ellerimiz, Buluşmasın o gözler. Yine erir gideriz, unutulur yeminler." Hafif bağırırken şuan prova olduğu için çok yüksek söyleyemiyordum. "Biz hiç beceremedik, sevmeyi de terk etmeyi de aşk kokan dudakların karşısında direnmeyide. Bitmesin hikayemiz..." İki gitarın ve baterinin aynı partı geldiğinde Emre'ye baktım. Odağı daha çok siyah gitarındaydı. Gitarın her yeri siyah renkti. Telleri nasıl görüyor acaba? Hilal'e baktığımda zaten baktığını bana döndüğünde de göz kırptığını gördüm. Provanın ardından arada kafeye yardım etmek adına yerleri paspaslamak için arka odadan çıkıp temizlik malzemelerinin olduğu bölümden deterjan ve silpası aldım ve tek tük dolu olan masaların arasında süpürmeye başaladım. O sırada da Mine bardakları yıkıyordu. Ona baktığımı görüp samimi bir gülüşle gözlerini açıp kapattı. "Kızım sen herkesin içtiği bardağı yıkarken hiç mi iğrenmiyorsun?" Ege, sen gelene kadar herkes mutluydu. Arkasından da Emre geldi. Bar taburesinde telefonla bir şey yapsa da bizimle ilgilenmiyor gibi duruyordu ama bizi dinlediğine emindim. "Şışt yeşilli! Duydum ki diğer ilin patronu seni bu akşam izleyecekmiş potansiyelin var mı diye. Akşama iyi çalış yoksa kovulursun ben diyeyim." Ege ellerini iki yana açıp kapıdan dışarıya çıktı. Bana 'onu takma' diyen Hilal'i hiç dinlemeyerek iyice gerildim. Etrafa bakarken Emre ile göz göze geldim ve ben o gerginlikle paspas yaptığımı dahi unuttum. ⋆˚꩜。 Aslında bir şeyleri iyi yapmaya her zaman denerdim. Bir şey olacak ya yeteri kadarı olmalı ya da daha fazlası. Şimdi ise acayip bir baskı ile sahneye çıkmak için kuliste duruyorduk. Son olandan sonra bu konu hakkında Emre ile hiç konuşmadık. İnsan en azından bir motive ederdi. Çok gergin olduğum anın birindeydim. Elim Özlem'in vermiş olduğu yeşil kolyemden hiç ayrılmıyordu. "Ne oldu yaa?" Diyen Hilal ellerini göğsünde bağlamış bir duvara sağ tarafı yaslamış elinde bateri çubuklarını tutuyordu. Bunu o kadar düşünmüştüm ki onlara söylemek aklımdan çıkmıştı. Üzerindekini değiştirmiş siyah bir kazak ile üzerine koyu mavi bir deri ceket olan Emre "Müdür inceleyecekmiş nasıl şarkı söylüyor vs diye, birazcık heyecan yapmıştır, geçer." Dedi. Aras'ın kendine has hiç değişmeyen kombininden sadece sahneye uygun değil diye ayakkabılarını değiştirmişti. Bende uzun kollu beyaz bir bluzun üzerine kahverengi deri bir ceket, altına da bol kargo pantolonlardan birini giymiştim. Aksesuar olarak sadece kolye ve büyük olmayan halka küpelerim vardı. "Nasıl ya? Şimdi mi aklına gelmiş de sahneye çıkıp çıkamayacağına bakıyor?" Hilal'in sitemi ufak da olsa gülümseme yarattı üzerimde. Olduğu yerden ayrılıp yanıma geldi. "O zaman bir moral sarılması?" Ayağa kalkıp sıkıca sarıldım. "Bende geliyore!" Üzerimize bir ağırlık çöktüğünde bunun Aras olduğunu biliyordum. Emre oralı olmadı, ama Hilal ve Aras'ın sırtlarının arasından baktığımda göz göze gelmiştik. Belki biliyordum aramızda hiç bir şey olmayacağını ama yine de inanmak istedim. "Sahne kuşları sahneye." Mina'nın sesiyle ayrılıp herkes teker teker giderken ben son kez rujumu tazeleme hissiyatı duyup yeşil renkte üzerinde leopar deseni bulunan suluğumdan bir yudum su içtim ve rujumu hızlıca sürdüm. Çantama koyarken hızlı davranıyordum çünkü devrenin kurulması için bir - iki dakika gerekiyordu bende o boşluğu kullanıyordum. "Yapacağından eminim, kendine güven. Başarısızlığı da aklından çıkar, başarısız olamayacak kadar güzel sesin." Ben aynaya bakakaldım, o ise odadan ayrıldı. Kendime gelip yukarıya çıkmam da kısa sürdü. Sahneye geçtiğimde bir kaç saniye durduk, etrafın sessizle…