BELKİ DÖNERSİN KAYBOLMADAN

OYUN

Yazar:

BELKİ DÖNERSİN KAYBOLMADAN – şarap kitap kapağı
BELKİ DÖNERSİN KAYBOLMADAN – şarap kitap kapağı

Uyan Toygar, Yok olmaya aylar var… Göğsümün üstündeki duygunun boynundan sarkan urgan, kana bulanmış ve artık bedenim ona katlanmaktan aciz düşmüştü, göz kapaklarım gözlerimin önüne perde dünyaya ise bariyer olmayı işlev biliyor lakin kılını kıpıdatamayacak kadar halsiz düşüyordu iki nefes dışarı verdiğimde. Bitir her şeyi , diyorum kendime. Ardına bile bakma, çünkü ardında kalanlar artık senin için bir hatıra. Göğsümün sıkışmasına katlanamayıp doğruldum uzandığım eski anepenin üzerinde, günlerdir tek lokma almamıştım ağzıma. Ne yersem kusacak gibi oluyordum, ne yesem beni boğazımdan göğsüme zehir niyetine acı acı inletecek ve pıhtı pıhtı kan kusturacaktı sanki. Kan artık alışkın olmadığım bir şey sayılmazdı. Bir suçlu kendine bir suçu mübah görürse, ceza almadığı her gün adına şiddetli bir haz arayışı içinde diğer suçlara gayriihtiyari boyun eğecektir. Evvelinde sahip olmadığı güç arzusu vücudunu saracak ve kişiliğini, rezaletine bile layıklığı oturtulmamış sistemden şikayetçi tutmaya başlar. Kendine gel, bunların hiçbiri senin için değil. Masum çarpan kalplere, vicdanı beyazdan temiz ademoğluna yalnızca. Kaldırayım mı kafamı bu yastıktan, yoksa gömeyim mi kendimi şu betona? Açlıktan dolayı midemdeki o boşluğu şimdi daha iyi hissediyordum, başıma tarifsiz bir dönmeye ve tam karın boşluğumun bulunduğu yere biriken havanınn mideme yaptığı basınca son vermek ister gibi doğruldum. Elimde oluşan ufak titremeleri yok sayıp zorla ayağa kalktım. Seksen yaşında bir ihtiyar muhtemelen daha az eforla kalkardı o eski yırtık ve soluk kokulu kanepeden. Öylesine hastaydım ki, her kemiğim ayrı ayrı sızı tutuyor, göğsümde kendi kendime fırlattığım lekeyi her yanıma yayıyordu sanki. Ağır ağır adımlamaya başladım. Bir ayağım yere bastığında, ardından diğerini de kaldıracak olmanın verdiği sorumluluğu aklıma getirdikçe geri dönmek istiyor, salonun ortasındaki küf kokulu kanepeye gömülmek ve gözyaşlarımda kendimi boğmayı istiyordum. Etten, kemikten ve beni kana boğan bu ruhtan bir an evvel kurtulmak göğsümdeki vicdani boşluğu tamamen kırıklarla doldurmak çok daha cazip geliyordu gözüme. Halının hafifçe yukarı kalkmış ucuna takılıp birkaç adım sendeledim. Sert bir hamleyle düşmemek için kapı eşiğini sardı parmaklarım. Kendime acıdığımı hissetmemle birlikte düşüşümden daha hızlı çektim elimi, kapının kaygan ve terleyişimden olsa gerek nem kapmış eşiğinden ve vücudumun ağırlığı tamamen zemine çöktü. Yere düşmemle birlikte çıkan ses mutfağın duvarlarında yankı yapıp zihnime zihnime hücum etti. Diken diken olan zihnimden kurtarmak istediğim sesi bertaraf edercesine tırnaklarımı kulaklarıma geçirdim. Bu hareketim yere yasladığım dirseklerimi kendime çekmeme vesile olduğu için yüz üstü tekrar kuru ve neredeyse buz tutmaya and içmiş zemine düştüm. Acılı ve sızı dolu bir iniltiyle birkaç saniye soğuk zeminde bekledim, yine vücudumu sarıyordu o ateş. Yine hasta düşüyordum bu bilmediğim, kayıp bulunduğum sokağa. Dizlerim yırtınırcasına sürünüyordum çıkıntılı sokaktaki zemine. Ah Toygar, kendi göğsündeki kırk hançere boyun eğseydin de o dört bıçak darbesini savurmaktan vazgeçseydin. Kuru bir öksürük göğsüme çöktü, hıçkırma hissiyle tekrar derinlere gömüldü. Öksüre öksüre yavaşça doğruldum, az daha öksürsem belki de ciğerlerim kendini aşarak boğazımı delecek ve ardından beni terk edecekti. İç çektim sanki ilk defa nefes alıyor gibi derindi bu iç çekiş. Ruhumu verir gibi de dışarıda buluşturdum nefesimi. “Ah, nefret ediyorum…” diye sitem ettim kendime ve sağ elimle ağır ağır başımı ovuştururken sol elimle küçük buz dolabının kapağını açtım. Güçlükle eğildim ve dün Tuna ile konuşmamızdan sonra yarım bıraktığım kutu birayı tek dikişte bitirdim. Eğilip açılmamış kutu biralardan birine daha uzandım. Soğuk bira elime nüfuz ettiği anda beynimdeki birkaç kapıdan içeri hava akışı sağlandı, doğrulurken sızım daha bir azalmıştı. Biraya başlamak bu hayatta kötü yol uğruna yaptığım emsalsiz en iyi şey… Zehir dudaklarımdan aşağı yağ gibi kayarken dudaklarımı yaladım ve pe…

Bölümün tamamını WritePad'de oku