BELKİ DÖNERSİN KAYBOLMADAN

SES VE LAL

Yazar:

BELKİ DÖNERSİN KAYBOLMADAN – şarap kitap kapağı
BELKİ DÖNERSİN KAYBOLMADAN – şarap kitap kapağı

Yıllar geçmiş gibi sanki her hacmin, her hücremin üzerinden. Zamanın yalnızca vicdanım ve karakterlerin arafında kalmış o mahşere kitlenmiş bir haldeyim. Ellerimden ayaklarıma kadar prangalı bir mahkumdum, vicdan azabının nezaretinde gecenin gündüze karıştığı her dakikada damarımın dikenlerle çevrelendiği o saniyede boş hendeklerde mezarımı seçiyorum. Nezaretin küçük çaplı penceresinden soğuk koridoru seyrediyorum. Oradan gelecek her umuda, her ibareye razı bir şekilde. Fakat boştu her yer, kafamda ise binbir "neden?" Ya o koridordan gelecek umut ve bizi çıkaracak buradan Toygar, Ya o koridordan gelecek umut ve bize "öğle yemeğinde ne istediğimizi" soracak Toygar, Yine aynı eski kanepe, yine aynı yük ve bir kedi ile gömülmüşüm; topraksız. Zihnimde tek bir gaye, tek bir düşünce elbette: "İntihar" etmek... Kirli ellerimse ufak dostumun başını okşuyor hala... Zamanın saniyelerine bölün Kırk dün sonra bulundu ölün Kafamı dertli dertli çevirdim ve tavana döndüm. Ne kadar iç çeksem ve içime üflesem, o kibritin içimde ateşlediği kıvılcımı söndüremiyordum. Ne tarafa dönersem döneyim hafifletemiyordum kendime "neden"imi Hırpalayasım geliyordu. Bazen sanki imkansız değilmiş gibi geliyor, bazen sanki geriye dönebilirim ve her şeyi düzeltebilirim gibi geliyor. Bazen gerçekten, zamanın gerisine dönebilirim ve halledebilirim gibi. Sonra ise uyanıyorum bu ütopyadan, kafamı yastıktan kaldırıyorum ve şu hayatta geri gelmeyecek tek şeye göz yaşları döküyorum. İçimi çeke çeke, geri gelmeyecek zamana ağlıyorum. İmkansıza iç döküyorum. Sonra ise... Yavaş yavaş aşık oluyorum. Siktir. Kahverengi'm... Şeytanlar tüm iblisleri sırtlanmış, melekler ise nurlarına saklanmış Ve araf... Ne kaçabilecek delik ne çalabilecek bir kapı ne de bir mutlaklık söz konusu. Oradasın; lakin önün boş, ardında ise karanlık bile yutulmuş. Artık ölüsün, evet. Puslu bir uçurumun en kayıp arafısın... Uyan Toygar, Yok olmaya saniyeler var. Küçük dostumun huzurlu mırıltısı, kulağıma tatlı tatlı doluyordu. Eski benim hala var olduğumu hissettiriyordu kedi. Bazen, yok olmasını diliyor Toygar onun. Ama bende buna bile cesaret yok. Çünkü kendimi gerçekten kaybettiğimde, Toygar'ın tamamen benliğimi kaplayacak olması çok belirsizlik içeriyor. Çünkü Toygar yok etmek istiyor, bunu arzuluyor şiddetle. Her şeyi yakıp yıkmak, içeride kendini bırakmak istiyor. Hayat geçiyordu, vakit ruhun ateşinde mahşere eriyordu ve tarih tekerrürü dişsiz ağzında çevire çevire çiğniyordu, göğsümeyse bugün; yeni bir ilmek, yeni bir dikiş dikiliyordu. Bir sene daha, 25 sene fazlaymışcasına... Dostumu uyandırmamaya özen göstererek doğrulsam da o düşünceme zıt davrandı. Anında açtı koca yeşil gözlerini, ayağa kalkarken mırıltı ile söylendim: "Doğum günü, doğum günü..." Banyoya doğru ilerledim ağır ağır. Sol omzum hep biraz aşağıda kalıyordu. Sanki sol melek öyle günahlar yazmış ki oraya, yer çekimi onun ağırlığını sürekli kendine çekiyormuş gibi. Ve bilinmedik bir ses: "İyi ki doğdun, Toygar" diye fısıldadı. Etrafımda bakındım gerginlikle, ne olduğuna anlam veremeden ikinci ses doldurdu kulağımı: "İyi ki vardın, Toygar" dedi bu defa. Dilim kitlendi, sendeledim birkaç defa. Ellerim tezgaha yaslandı ve anında, hızla doldu gözlerim. "Keşke yaşamasaydın, Toygar" dediğinde dizlerimin boşaldığını hissettim. Lakin karşı koyabildim bu hisse. Daralmış göğsümün üzerine bastırdım kirli sol elimi; Gerçek adım, gerçek karakterim ve en yabancım Toygar Akın, Kahverengi kadın Ve arafım... Katledilmiş canlar, göze inmiş perde, geri gelmeyecek zaman Ve arafım... Gözleri güzel kadın, sesi ezgi kadın; saçlarındaki her salkıma bin vicdan körelteceğim kadın. Kahverengi kadın. Ve arafım. Aynadaki şeytana inat titrek nefesimi çektim içime. Kirli ellerim korkmuş küçük dostumu zemine indirdi. Sesten ötürü düştüğüm vahşeti atlatabilmek için soğuk suyu açtım, defalarca kez çarptım yüzüme. Ne kadar soğuk ve ne kadar sert çarparsam çarpayım ayni uyku vaziyeti, aynı yakıcı dinginlik. Soğukkanlı... Bugün katlettiğim bir namasum canın daha…

Bölümün tamamını WritePad'de oku