Bedeli Ağır Kadın

2. Bölüm

Yazar:

Bedeli Ağır Kadın – Sirin kitap kapağı
Bedeli Ağır Kadın – Sirin kitap kapağı

Bölüm görselleri

Bedeli Ağır Kadın - 2. Bölüm bölüm görseli 1
Bedeli Ağır Kadın - 2. Bölüm bölüm görseli 1

Bazen arkana bakmadan kaç derler; ben ne kaçabilirdim, ne de arkama bakmayı. Kendimi, idam edilmeden istediği son yemeğini yiyen mahkum gibi hissediyorum. Kalbimi tetikleyen korku ile hızlıca merdivenleri tırmandım. Bana adrenalin basmıştı aniden. Sahi ben neyden korkuyordum? Yakalanmaktan mı yoksa öldürülmekten mi? Cevabını belkide asla almayacaktım. Tırmandığım merdivenleri bittirirken giriş katında olduğumu anladım. Köşede bir yerde çıkış olmalıydı ki, öyle görünüyordu. Nefeslerim daralıyordu. Soluklanmak için durduğum kenarda duvara tutundum. Gözlerim etrafı hızlıca inceliyordu. Tam o sırada binanın içinden siren sesi duymaya başladım. O kadar yüksek sesliydi ki, iki elimle kulaklarımı kapatıp yüzümü buruşturdum. Üst katlardan hızlı adım sesleri gelirken, olduğum yerde donup kaldım. Elimde ki silah bana ağır gelmeye başladı. Düşmemesi için iki elimle tuttum ve sesiz hızlı adımlarla, çıkış diye düşündüğüm yere adımlamaya başladım. Korku içimi kemirirken yere yığılıp herşeyin bitmesini istiyordum. Köşeye gelip döndüm ve çıkış kapısına baktım, iki kapıdan, mavi renkten oluşuyordu. Tam ilerleyip adımlayacakkken gür bir ses işittim. ''Eğer dışarı çıkarsan babana bir ceset olarak gönderileceksin." Başımı yana çevirdiğimde, uzun boylu siyah gür saçları ve delici bakan orman yeşili gözleriyle karşılaştım. "Dene ve çık, seçim senin" Az önce ki sesine göre, alaycılık taşıyordu. Sertçe yutkunurken arkasında, korumaları denilecek adamlar durduğunu fark ettim. Bir an çıkıp kaçmayı düşündüm, ama imkansız oluğunu biliyordum. Elimde ki silah yere düşerken gözlerim sızladı. Sanki yaşlar akın etmek istercesine. Korkarak bir adım geriye adımlarken elimin tersi dudaklarıma yanaştırdım. Bedenimde ki titremeleri bastırmak istiyordum ama başarılı olacağımı sanmıyordum. Kaçacak yer arıyordum ama bir kaç metre ötedeki adam beni ürkütüyordu. Burada öldürülüp, babama ceset olarak gönderilmek yerine kendimi öldürmeyi yeğlerdim. Karşımda ki adam ölçülü ve sakin adımlarla bana doğru yürümeye başlayınca, sırtım duvarla buluşana kadar adımlarını durdurdu. Aramızda muhtemelen beş ila sekiz adım vardı. Sesim titremesini engel olmaya çalışarak çenemi biraz olsa havaya kaldırdım. "sizi tanımıyorum ki bırakın gideyim.." Gerçeklikten çok yabancı bir gülüş çıktı. Alayla bana bakarken dişlerimi sıktım. "Şuna bak, bir dokunsam ağlayacak. Beni tanımıyor olabilirsin ama baban cok iyi tanır." babam? O ne alaka? Elimin tersini dudaklarımdan çekip hiç düşünmeden çıkış kapasına koştum. Çıkış kapısı o kadar uzak değildi ve kapıyı iterek çıkarken, karşımda ki koyu yeşil renginde orman karşıladı. Ve ardından bir ses işittim."Yakalayın onu!" adımlarımı hızlandıracağım esnada, kolumda bir el ve ensemde derin bir sızlama hissettim. Acıydı. Gözlerim kapandı, her şey bir anda karardı. Bir an, dünya durdu sanki; nefes alamadım, vücudum ağırlaştı. Ama sonra bir şeyler hissettim, derinlerde bir şeylerin yerini değiştirdiğini fark ettim. Sanki yaşadıklarım, düşündüklerim, hissettiklerim hepsi bir araya gelip bana bir şey anlatıyordu. Her şeyin bir anlamı olmalıydı, değil mi? O an gözlerimi açamadım, ama belki de gözlerimi açıp dünyaya bakmak gerekmediğini fark ettim. Yavaşça, huzur içinde, bir şeyler öğrenmeye başladım. *** Karşımda bir kız çocuğu vardı; korkmuş kocaman gözlerle bana bakıyordu. Çenesi titriyordu, belli belirsiz olsa belli oluyordu. Korkusu dinsin diye iki adım geriledim. Oda aynısını yaptı. Ama adımlarını durdurmadı, geriye gitmeye devam ederken arkasına baktım, bir ateş ya da yangını fark ettim. Öyle şiddetliydi ki yangın, etrafında ki ağaç yaprakları uçuşturuyordu. Lakin küçük kız adımlarını yine durdurmadı. Ve ben de durması için hareket veya tepki vermedim. Çünkü verecek güç, cesaret yoktu ki bende. Yangına o kadar yakınına geldi ama yine durmak için hamle yapmıyordu ve yapmıyordum. Yanaklarını ıslatan çizgi halinde çenesine yol almış olan gözyaşını gördüm. Ağlıyordu. Güç bela ona adımımı atmayı denedim ama hareket edemiyordum. Kaşlarım korku ile çatılırken;…

Bölümün tamamını WritePad'de oku